Şirketin ilk olarak mart ayında bölge için 14 günlük görüntü gecikmesi uygulaması başlattığı bildirildi. Daha sonra bu uygulamanın “süresiz erişim sınırlaması ve yönetimli paylaşım modeline” dönüştürüldüğü ifade edildi.
Bu uygulama sonrası, bölgeye ait yeni uydu görüntülerinin standart kullanıcılar için düzenli olarak erişilemez hale geldiği aktarıldı. Sadece seçilmiş görüntülerin paylaşıldığı belirtildi.
Kısıtlamanın, özellikle çatışma bölgelerinde çalışan gazeteciler, insani yardım kuruluşları ve analistler için saha erişimi olmadan durum değerlendirmesini zorlaştırdığı vurgulandı. Uydu görüntülerinin, askerî hareketlilik, altyapı hasarı ve insani krizlerin takibinde kritik veri kaynaklarından biri olduğu ifade edildi.
Şirketin daha önce yaptığı açıklamalarda, bu kısıtlamaların “askerî aktörlerin görüntüleri taktik amaçlı kullanmasını engelleme” amacı taşıdığı belirtildi. Daha sonra uygulamanın, “güvenlik riskleri azalana kadar seçici ve kontrollü paylaşım” modeline geçildiği açıklandı.
Bu gelişmenin ardından, bölgedeki çatışmaların uydu verileri üzerinden takibinin zorlaştığı bildirildi. Özellikle hasar tespiti, sivil altyapı durumu ve askerî hareketlilik analizlerinde boşluklar oluştuğu kaydedildi.
İnsani yardım kuruluşları, uydu görüntülerinin saha erişiminin mümkün olmadığı bölgelerde su, enerji ve sağlık altyapısının durumunu değerlendirmede kullanıldığını açıkladı. Bu kısıtlamanın operasyonel planlamayı etkilediği ifade edildi.
Ayrıca uydu verilerine erişimin sınırlanmasının, sahte görüntülerin ve dezenformasyon içeriklerinin yayılma riskini artırdığı aktarıldı. Bu durumun doğrulama süreçlerini daha da kritik hale getirdiği vurgulandı.
Sizce uydu görüntülerine erişimin kısıtlanması şeffaflık ve bilgi edinme hakkı önünde engel oluşturuyor mu?