Chaudhri, Pakistan'ın füze programının kıtalararası menzile ulaşmadığını açıkça ifade etti. Bu açıklama, kapasitenin öncelikli olarak komşu ülke Hindistan'a karşı bir caydırıcılık doktrini çerçevesinde şekillendiğini ortaya koydu. Pakistanlı yetkili, ülkesinin ABD ile karşılıklı saygı temelinde ve yapıcı ilişkiler geliştirmeye olan bağlılığını da yineledi. İki ülke arasındaki diyaloğun önemine dikkat çekerek, savunma kapasitesinin bölgesel bir güvenlik parametresi olduğunun altını çizdi. Sözcünün bu açıklamaları, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard'ın bir gün önceki beyanlarına yanıt niteliği taşıyor. Gabbard, ABD Senatosu İstihbarat Komitesi'nin düzenlediği "Dünya Genelindeki Tehditler" oturumunda konuşmuştu. Eski Temsilciler Meclisi üyesi Tulsi Gabbard, oturumda Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran'ın yanı sıra Pakistan'ın da ABD'yi menzil alabilecek nükleer sistemler üzerinde çalıştığını iddia etmişti. Gabbard, Pakistan'ın uzun menzilli füze çalışmalarının, ABD ana karasını vurabilecek kıtalararası füzeleri içerme olasılığına dikkat çekmişti. Pakistan tarafı ise bu iddiayı, kapasitesinin doğası ve menzili konusunda net veriler sunarak çürütmeye çalışıyor. Taraflar arasındaki bu diplomatik diyalog, Güney Asya'daki güç dengesi ve nükleer caydırıcılık konularını bir kez daha uluslararası gündeme taşımış oldu. Sizce nükleer caydırıcılık, bölgesel istikrarı sağlamak için etkili bir yöntem mi? |
|