Rokoko; 18. yüzyılda, Barok'un ağır ve gösterişli havasına bir tepki olarak doğan, incelik, zarafet, eğlence ve doğadan ilham alan süslemeleriyle öne çıkan bir sanat ve dekorasyon akımıdır.
Barok'un Kırılgan Kuzeni
Rokoko, kendinden önceki Barok'un görkemli, koyu renkli ve dini ağırlıklı üslubunu adeta hafifletti. Ağır altın yaldızlar yerine pastel pembeler, maviler, yeşiller; dramatik gölgeler yerine yumuşak ışık; dini ve mitolojik sahneler yerine aşk, flört ve zarif eğlence sahneleri geçti. Sanki Barok, ciddiyetini bir kenara bırakıp kırlara pikniğe gitmiş, üzerine de bol bol dantel takmıştı.
Kıvrımların ve Kabukların Dili
Bu akımın en belirgin özelliği, doğadan esinlenen organik ve asimetrik formlardır. Dekorasyonda her şey kıvrılıyor, dalgalanıyor ve bir deniz kabuğu (rocaille) ya da sarmaşık yaprağı gibi sarmalanıyordu. Bu süslemeler mobilyalardan, duvar panellerine, çerçevelere kadar her yeri kaplardı.
Gündelik Hayatta Bir Rokoko İzlenimi
Bugün bir kafede, aşırı süslü, her yeri kıvrım kıvrım beyaz balkonları ve şamdanları olan, duvarları pastel pembe, tavana asılı devasa avizesi kristal fıskiyeler saçan bir mekan hayal edin. İçeri giren herkesin "aa" dediği, fotoğraf çektirdiği, havasından çok görüntüsü için gidilen bir yer. İşte o mekan, Rokoko ruhunu taşıyor diyebiliriz. Gösteriş var ama ağır değil, şık; detay var ama boğucu değil, eğlenceli.
Bir Çağın Aynası ve Mirası[SIZE]
Rokoko, soyluların ve aristokrasinin rahat, keyifli ve dünyevi zevklerine ayna tuttu. Ancak bu 'hafiflik', Fransız Devrimi ile birlikte ciddi bir eleştiri oklarına hedef oldu ve yerini Neoklasik akımın ciddi, sade hatlarına bıraktı. Günümüzde ise özellikle iç mimaride, modada ve aksesuarlarda hâlâ bu zarif ve süslü üsluptan ilham alınır. Adeta tarihin en şık, en çapkın ve en kırılgan çağlarından biri olarak hatırlanır.
Rokoko, kendinden önceki Barok'un görkemli, koyu renkli ve dini ağırlıklı üslubunu adeta hafifletti. Ağır altın yaldızlar yerine pastel pembeler, maviler, yeşiller; dramatik gölgeler yerine yumuşak ışık; dini ve mitolojik sahneler yerine aşk, flört ve zarif eğlence sahneleri geçti. Sanki Barok, ciddiyetini bir kenara bırakıp kırlara pikniğe gitmiş, üzerine de bol bol dantel takmıştı.
Bu akımın en belirgin özelliği, doğadan esinlenen organik ve asimetrik formlardır. Dekorasyonda her şey kıvrılıyor, dalgalanıyor ve bir deniz kabuğu (rocaille) ya da sarmaşık yaprağı gibi sarmalanıyordu. Bu süslemeler mobilyalardan, duvar panellerine, çerçevelere kadar her yeri kaplardı.
- Mimari: Dış cepheler sade, iç mekanlar ise bir beyaz-altın-pastel cümbüşüydü.
- Mobilya: Hafif, zarif, ince bacaklı ve son derece konforlu koltuklar, kanepeler.
- Resim: Fırfırlı giysiler, şuh bakışlar, bulutların üzerinde flörtleşen figürler.
Bugün bir kafede, aşırı süslü, her yeri kıvrım kıvrım beyaz balkonları ve şamdanları olan, duvarları pastel pembe, tavana asılı devasa avizesi kristal fıskiyeler saçan bir mekan hayal edin. İçeri giren herkesin "aa" dediği, fotoğraf çektirdiği, havasından çok görüntüsü için gidilen bir yer. İşte o mekan, Rokoko ruhunu taşıyor diyebiliriz. Gösteriş var ama ağır değil, şık; detay var ama boğucu değil, eğlenceli.
Dedesi Barok'un ağır, koyu renkli ve ciddi kütüphanesinden sıkılan genç kontes, kendi salonunu yenilemek ister. Ustaya, "Koyu ahşap ve kırmızı kadifeden bıktım. Bana havadar, beyaz, altın yaldızlı küçük kabuk motifleri olan, duvarda aşk tanrıçalarının uçuştuğu freskler bulunan, pencerenin yanına da sarmaşık desenli, bej ipek kaplı bir şezlong koyabileceğiniz bir oda yaratın" der. Ortaya çıkan bu neşeli, flörtöz ve kişisel oda, tam bir Rokoko manifestosudur.
Rokoko, soyluların ve aristokrasinin rahat, keyifli ve dünyevi zevklerine ayna tuttu. Ancak bu 'hafiflik', Fransız Devrimi ile birlikte ciddi bir eleştiri oklarına hedef oldu ve yerini Neoklasik akımın ciddi, sade hatlarına bıraktı. Günümüzde ise özellikle iç mimaride, modada ve aksesuarlarda hâlâ bu zarif ve süslü üsluptan ilham alınır. Adeta tarihin en şık, en çapkın ve en kırılgan çağlarından biri olarak hatırlanır.