ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a yönelik ültimatomunun süresinin dolmasına 90 dakika kala varılan bu uzlaşı, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da cumartesi günü başlayacak görüşmelerin önünü açtı. Müzakerelerde ABD’yi Başkan Yardımcısı JD Vance temsil ederken, İran heyetine ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık edecek.
Ateşkesin duyurulmasının ardından açıklama yapan Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir öncülüğündeki müzakerelerin olumlu sonuçlandığını ifade etti. Trump, anlaşma detayları arasında İran’daki uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını ve yer altındaki nükleer kalıntıların bölgeden uzaklaştırılacağını aktardı.
ABD Başkanı, müzakere sürecinin bir parçası olarak İran’a yönelik yaptırımların kaldırılacağını da duyurdu. Ancak Trump, İran’a silah tedarik eden her ülkeye, ABD’ye sattıkları tüm mallar üzerinden yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacağını da açıkladı.
Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın yoğun çabalarının yanı sıra, Çin’in de son aşamada devreye girdiği öğrenildi. New York Times’ın haberine göre Pekin yönetimi, İran’ı masaya oturmaya ve Hürmüz Boğazı’nı açık tutmaya ikna etti. Uzmanlar, Çin’in bu müdahalesinin sızdırılmasının, Tahran’ın olası bir başarısızlıkta Çin’i sorumlu tutmak için bilinçli bir hamle olabileceğini değerlendiriyor.
Amerikalı ve İranlı yetkililer en son 2015’teki nükleer anlaşma sürecinde yüz yüze görüşmüştü. Taraflar, bu savaşın öncesinde ise Umman’ın arabuluculuğunda dolaylı görüşmeler yürütüyordu.
Tarafların 15 günlük ateşkeste uzlaşmasına rağmen, nihai bir barış anlaşması için zemin henüz net değil. ABD’nin 15 maddelik, İran’ın ise 10 maddelik karşılıklı listelerinde önemli farklılıklar bulunuyor. Washington yönetimi, İran’ın nükleer programını tamamen kapatmasını talep ederken, Tahran bu hakkını saklı tutmak istiyor.
ABD, İsfahan, Natanz ve Fordo nükleer tesislerinin devre dışı bırakılmasını ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun Uluslararası Atom Enerji Ajansı’na devredilmesini talep ediyor. Trump’ın “çoğunda anlaşma sağlandı” dediği diğer şartlar arasında Hürmüz Boğazı’nın açılması, İran’ın füze programının sınırlandırılması ve bölgedeki vekil güçlere desteğin kesilmesi yer alıyor.
İran ise füze programını egemenlik meselesi olarak görüyor. Tahran yönetimi, tüm yaptırımların kaldırılmasına ek olarak savaş tazminatı istiyor ve bölgedeki tüm ABD askerlerinin çekilmesini talep ediyor. Müzakerelerin en kritik konularından biri de Hürmüz Boğazı’ndaki gişe sistemi.
Savaşın başlamasından bu yana İran, boğazdan geçen petrol gemilerinden varil başına 1 dolar geçiş ücreti alıyor. Uzmanlara göre bu sistem beş yılda 500 milyar dolar gelir getirebilir. İran tarafı, bu sistemden vazgeçme niyetinde olmadığını bildirdi.
Ateşkesin ilan edilmesinin ardından İran’ın başkenti Tahran’da binlerce kişi sokaklara indi. Valiasr Caddesi’nde toplanan kalabalık, İran bayrakları taşıyarak tezahürat yaptı ve ABD ile İsrail bayraklarını yaktı. Göstericiler, saldırılarda hayatını kaybeden Ayetullah Ali Hamaney ve oğlu Mücteba’nın fotoğraflarını taşıdı.
Ateşkes ilanından hemen önce ise ABD’nin başkenti Washington’da binlerce kişi savaş karşıtı gösteri düzenledi. Beyaz Saray yakınlarında toplanan göstericiler, “petrol savaşına hayır” yazılı pankartlar taşıdı.
40 gün süren savaşın bilançosu ağır oldu. İran Sağlık Bakanlığı verilerine göre, saldırılarda en az 2 bin 76 kişi hayatını kaybetti, 26 bin 500’den fazla kişi yaralandı. ABD’nin operasyon maliyetinin 31 milyar doları, İsrail’in maliyetinin 15 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. İran’ın zararının ise 20 milyar doların üzerinde olduğu belirtiliyor.
Ateşkes kararı, uluslararası kamuoyunda da memnuniyetle karşılandı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ateşkesi memnuniyetle karşılarken, Mısır ve Lübnan gibi ülkelerden gelen açıklamalarda, müzakere sürecindeki katkılarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildi.
Sizce bu ateşkes, kalıcı bir barışın temelini atabilir mi yoksa sadece yeni bir krizin başlangıcı mı?