Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

🚀 Savunma Sanayisinde Dönüşüm: Türkiye'nin Stratejik Konumu

📍Savunma Sanayii Başkanı (SSB) Haluk Görgün, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde (STRATCOM) önemli bir konuşma gerçekleştirdi. Zirve, "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'taki bir otelde yapıldı.

Görgün, "Geleceğin Güvenlik Mimarisini Şekillendirmek: Türk Savunma Sanayisinin Rolü" başlıklı konuşmasında, bilginin artık bir savaş silahı haline geldiğini vurguladı. Bu nedenle, savunma sanayisi ile stratejik iletişimin ayrı alanlar olmadığını, her ikisinin de güvenlik mimarisinin kurucu ögeleri olduğunu ifade etti.

Bir cephe hattını ayakta tutanın sadece askeri doktrin değil, endüstriyel kapasite olduğuna dikkat çeken Görgün, ikmal zaman çizelgeleri, üretim hızları ve stok derinliğinin belirleyici olduğunu kanıtladığını söyledi. Ülkelerin artık sadece platform konuşlandırmadığını, tüm endüstriyel ekosistemlerini sahaya sürdüğünü kaydetti.

Savunma sanayisinin, savaşın sadece bir bileşeni olmadığını belirten Görgün, bir ulusun savaşma ve dayanma kapasitesinin ölçüsü olduğunu dile getirdi. Son yıllardaki çatışmaların, savaş kavramının köklü bir dönüşüm geçirdiğini açıkça ortaya koyduğunu anlattı.

Görgün, insansız sistemlerin muharebe sahasının sınırlarını yeniden çizdiğini vurguladı. Karadan denize, hava sahasından bilgi alanına kadar, küçük, hızlı ve maliyet etkin platformların, geleneksel ağır kuvvetlerin üstünlüğüne meydan okuduğunu ve tüm büyük orduları doktrinlerini yeniden düşünmeye zorladığını söyledi.

Bu noktada, Türkiye'nin İHA ve SİHA platformlarının yalnızca ihracat başarısı elde etmekle kalmadığını, modern muharebe kavramının yeniden şekillendirilmesinde öncü bir rol oynadığını ifade etti. Yapay zekanın durumsal farkındalığı artırdığını, karar döngülerini hızlandırdığını ve lojistik zincirlerini optimize ettiğini belirtti.

Görgün, yazılımın artık donanımla eşit ağırlığa sahip stratejik bir değişken haline geldiğini kaydetti. Günümüz savunma sanayisi mimarisinin bizzat savaş alanında şekillendiğine işaret etti.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısının arkasındaki en temel unsurlardan birinin, sahayla sanayi arasındaki yakın ve kesintisiz diyalog olduğunu söyledi. Bunun gerçek anlamda çevik bir yaklaşımı ifade ettiğini, hızlı uyum sağlayanların ayakta kaldığını vurguladı.

Savunma sanayisinde dayanıklılığın, üretim yöntemleri, tedarikçi ağları, stratejik stoklar, finansman desteği ve iş gücü gelişimi gibi alanlarda eş zamanlı inşa edilen katmanlı bir kapasite gerektirdiğini belirtti. Türkiye'nin uzun vadeli strateji olarak inşa ettiği modelin tam da bu olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümünün, niceliksel bir genişlemenin çok ötesinde niteliksel ve yapısal bir dönüşüm olduğunu vurguladı. 20. yüzyılın son çeyreğinde yerlilik oranının yüzde 20'nin altında olduğunu hatırlattı.

Bugün ise bu oranın yüzde 80'in üzerine çıktığını açıkladı. Bunun sadece rakamlardaki bir değişim değil, stratejik bağımlılıktan stratejik bağımsızlığa uzanan bir dönüşüm hikayesi olduğunu söyledi.

Görgün, bugün Türkiye’nin savunma ve havacılık ekosisteminin, 4 binden fazla şirketi, 100 binin üzerinde doğrudan istihdamı, 20 milyar doları aşan cirosu kapsadığını belirtti. Sadece 2025 yılında 185 ülkeye 10 milyar doları aşan ihracat hedeflediklerini ifade etti.

Bunların, ulusal bir yetenek mimarisinin, özgün tasarım kapasitesinin ve sürdürülebilir bir endüstriyel yetkinlik derinliğinin somut yansımaları olduğunu kaydetti. Bu dönüşümde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği, yönlendirmesi ve sarsılmaz desteğinin belirleyici rolünü saygıyla ifade etmek istediğini sözlerine ekledi.

Son raporların Türkiye'yi, gelişen küresel savunma güç haritasında "yükselen çevik bir aktör" olarak nitelendirdiğini belirtti. Bu raporların Türkiye'yi, muharebe sahasında kendini kanıtlamış sistemlere, esnek bir üretim modeline sahip bir ülke olarak tanımladığını aktardı.

2035 yılına gelindiğinde, savunma sanayi gücünü en çok harcama yapanın değil, en hızlı üretim yapan, en derin tedarik zincirlerini kuran ve savaş alanı derslerini en hızlı ürünlere dönüştürenlerin belirleyeceğini anlattı. Türkiye'nin tam da bu doğrultuda ilerlediğini söyledi.

Karar alma hızının, AR-GE ve geleceğe yatırımın, tedarik zinciri derinliğinin ve insan sermayesinin, hızla gelişen operasyonel ortama uyumu mümkün kılan mekanizmalar olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin savunma dönüşümünün merkezinde Milli Teknoloji Hamlesi'nin yer aldığını aktardı. Yapay zeka, siber güvenlik, uzay sistemleri, ileri malzemeler ve yazılım yoğun platformların bu hamlenin odak alanlarını oluşturduğunu belirtti.

Sadece ekipman üretmediklerini, geleceğin kavramlarını ve altyapısını inşa ettiklerini vurguladı. Bu hamleyi ilerleten en güçlü yakıtın insan kaynağı olduğunun altını çizdi.

Teknolojik derinliğin yanı sıra, stratejik rekabet çağını tanımlayan küresel tedarik zinciri kırılganlıklarının da farkında olduklarını söyledi. En kritik temel faktörlerden birinin, nadir toprak elementlerine olan artan bağımlılık olduğunu ifade etti.

Gelişmiş savunma sistemleri için vazgeçilmez olan bu malzemelerin, dünya çapında çok sınırlı sayıda ülkeden temin edildiğini belirtti. Türkiye'nin, bu ülkeler arasında yer aldığı için şanslı olduğunu kaydetti.

Nadir toprak elementlerinden praseodimyum, neodimyum, samaryum, terbiyum ve disprosyumun savunma sanayisi açısından özel bir öneme sahip olduğunu aktardı. Türkiye'nin, bu malzemelerdeki yerli kapasitesini geliştirmek için gerekli çalışmaları aktif olarak sürdürdüğünü açıkladı.

Türkiye'nin savunma sanayisi iş birliği anlayışının, platform satışlarının çok ötesine uzanan uzun vadeli bir kapasite geliştirme modeline dayandığını ifade etti. Bu iş birliği modelinin, karşılıklı fayda, uzun vadeli değer yaratma ve stratejik güven oluşturmayı mümkün kıldığını söyledi.

Görgün, güçlü bir savunma sanayisinin barışı tehdit etmediğini, aksine barışın üzerine kurulduğu zemini güçlendirdiğini belirterek konuşmasını tamamladı. Türkiye'nin, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli hedefi olarak gördüğünü vurguladı.

Savunma kapasitemizin, geçmişte, bugün ve gelecekte bu barışın teminatı olarak konumlandırıldığını ifade etti. Türk savunma sanayisinin bu anlayışla, ulusal güvenliğin güçlü bir sütunu olmaya, dost ve müttefik ülkeler için güvenilir bir ortak olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki bu dönüşüm ve hedefler sizce bölgesel ve küresel dengeyi nasıl etkiler?
haluk-gorgun-aa-2449514.jpg
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri