Platformların kullandığı en dikkat çekici yöntemlerden biri, algoritmalarla kullanıcıların bağımlı hale gelmesini sağlamak. Algoritmaların kullanıcı davranışlarını ve platformda geçirilen süreyi üst seviyelere taşıması neticesinde, özellikle ergenlik dönemi ve genç yaştaki birçok kullanıcı bağımlılık riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda, sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dair tüm dünyada kısıtlayıcı önlemler yasallaşırken, platformların suçlandığı davalar da devam ediyor. ABD'nin Los Angeles şehrinde görülen çocuklarda sosyal medya bağımlılığı davası, teknoloji dünyasında "tarihi bir hesaplaşma" olarak nitelendiriliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İlyas Kaya, sosyal medya bağımlılığını, bireyin günlük yaşantısında sosyal medya kullanımına bağlı olumsuz etkilere rağmen, kullanım üzerindeki kontrolü sağlayamaması olarak tanımladı. Kaya, sosyal medya platformlarının bireyleri sürekli kullanmaya teşvik etmek için algoritmalar kullandığını belirterek, bu algoritmaların bireyi her gün en uzun süre platformda tutma mantığıyla çalıştığına dikkat çekti. Platformların kullanıcıları takip ederek ilgi duydukları içerikleri öğrendiğini dile getiren Kaya, "Bu yolla size benzer ve daha çekici içerikleri art arda göstermeye başlar." ifadelerini kullandı. Bu durumun kişiyi içine çeken bir girdap veya kara delik gibi olduğunun altını çizen Kaya, özellikle duygusal tepki yaratan içeriklerin öne çıkarıldığını ve kişiye özel algoritmalar oluşturulduğunu vurguladı. Ayrıca sonsuz kaydırma özelliği ile bir 'dur' noktası oluşmadığını, bunun kullanıcıyı bataklığa daha çok çektiğini söyleyen Kaya, platformların amacının daha çok reklam izlenmesi ve dolayısıyla daha çok para kazanmak olduğunu aktardı. Kaya, algoritmaların psikolojik zaaflarımızı ve ihtiyaçlarımızı kullanmak için var olduğunu, birçok uzman tarafından "dijital kumar makineleri" gibi tanımlandıklarını ifade etti. Aşırı sosyal medya kullanımının birçok zararı olduğuna değinen Kaya, ailelerin sıkça üzerinde durduğu bu sorunlara klinisyenlerin de psikiyatrik muayenelerde sıklıkla rastladığını kaydetti. Bilimsel çalışmalarda, aşırı sosyal medya kullanımı ile ilişkili olabilecek ve çocuk ve ergenlerde görülebilen önemli psikiyatrik sorunlar arasında Majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun yer aldığını söyledi. Listeye beden dismorfik bozukluk, yeme bozuklukları, siber zorbalık, çocuk istismarları ve travma sonrası stres bozukluğunun da eklendiğini belirten Kaya, ileride diğer bağımlılıklara ve yetişkin hayatta kişilik bozukluklarına yatkınlığın artabildiğini dile getirdi. Psikiyatrik problemlerin arttığına dair bilimsel verilerin giderek çoğaldığına işaret eden Kaya, çocuk ve ergenlerin kimlik ve kişilik gelişimlerini tamamlamamış, halen gelişmekte olan bireyler olduğunu vurguladı. Çocuk ve ergenlerin bu nedenle dışarıdan gelebilecek her türlü çevresel etkinin en büyük hedefi olabildiğini anlatan Kaya, sosyal medyadaki sürekli beğenilme ve onaylanma ihtiyacının kırılganlığı artırıcı bir faktör olabildiğini söyledi. Tüm bu bilimsel ve klinik gözlemler ışığında ailelerin "psikolojik zarar" iddialarının temelsiz olmadığını ifade eden Kaya, 16 yaşından küçüklere sosyal medya yasakları getirilmesinin gündemde olmasının doğal olduğunu belirtti. Online oyun, sosyal medya ve online alışveriş gibi bağımlılıkların olumsuz etkilerinin büyüklüğünün gelecekte daha fazla fark edilir hale geleceğini dile getiren Kaya, dijital ortamların artık yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini kaydetti. Olumsuz sonuçlar ortaya çıktıkça yasaklar, kısıtlamalar veya denetimlerin devreye girmek zorunda olduğunu vurgulayan Kaya, çocuk ve gençler için belirlenen yaş sınırlamasının keyfi olmadığını, bilimsel temelleri giderek netleşen ciddi bir konu olduğunu aktardı. Bağımlılıkta en önemli yaklaşımın hiç bağımlı olmamak olduğunu, bunun da küçük yaşta yoğun ekran maruziyetinin azaltılmasıyla başlayacağını belirten Kaya, çocukları tamamen izole etmenin gerçekçi olmadığını söyledi. Bu noktada dijital okuryazarlığın önemine değinen Kaya, denetim ve yasakların tek başına çözüm olmadığını, asıl çözümün çocuklara yaş ve gelişim seviyelerine uygun kullanımı öğretmek olduğunu ifade etti. "Bağımlıyım" diyenlerin öncelikle bu alanda çalışan bir uzmandan (psikolog/psikiyatrist) destek alması gerektiğini vurgulayan Kaya, etkili yöntemler arasında anlık bildirimlerin kapatılması ve uygulama süre limitleri konulmasını sıraladı. Yatmadan 1 saat önce telefonu bırakmak, telefonu çalışma alanı ve yatak odasından uzak tutmak ile ekranda gri tonlar kullanmanın da faydalı olabileceğini belirten Kaya, renkler olmayınca beynin görsel ödül sisteminin daha az tetiklendiğini ve telefonun daha sıkıcı gelebildiğini açıkladı. Kaya, kullanıcıların sık sık "Şu an neden bu uygulamaya giriyorum?" diye kendine sormasını, farkındalık geliştirmesini ve gerçek hayatta keyif alınan sanal olmayan etkinlikleri çoğaltmasını önerdi. Tüm bunlara rağmen değişmeyen durumlarda sosyal medya detoksu yapılmasını ve en önemlisi profesyonel psikiyatrik destek alınmasını tavsiye etti. Sonuç olarak ABD'deki davalarda ailelerin en büyük iddiası olan, bu platformların çocuklarda yeme bozuklukları, uyku sorunları ve intihar eğilimlerini artırdığı iddialarının tamamen temelsiz olmadığına dikkati çeken Kaya, kişinin kendini sürekli yukarı doğru sosyal karşılaştırmasının ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. Bu durumun doğrudan düşük özgüven ve depresyonla ilişkilendirildiğini ifade eden Kaya, özellikle gençlerde FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu) nedeniyle sürekli çevrimiçi olma zorunluluğunun kronik anksiyeteye sebep olabildiğini belirtti. Çocuk ve gençlerin, prefrontal korteksleri tam gelişmediği için algoritmaların manipülatif etkilerine karşı ve psikiyatrik problemlere yatkınlık açısından yetişkinlerden çok daha savunmasız olduğunu söyleyen Kaya, sınır ve kısıtlamaların beyin gelişimi tamamlanana kadar çocukları "dopamin döngüsünden" koruyabileceğini ve uzun vadeli psikolojik hasarı azaltabileceğini sözlerine ekledi. Sizce sosyal medya platformlarının gençlerin psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmak için en etkili önlem hangisi olurdu? |
|