Arkadaşlar, durum çıldırtıcı bir boyuta geldi. Tribünlerdeki o eşsiz atmosfer, o birlikte atılan tezahüratlar, o gözü yaşlı amcalar, o sesi kısık teyzeler... Hepsi yavaş yavaş yok oluyor. Yerini ne mi alıyor? Sadece "story" çekmek için gelen, maçtan tek kare fotoğrafı olmayan, ama 150 farklı açıdan kendi fotoğrafını çeken "fenomenler"! Bu bir isyandır, kabul edelim!
Statlar Artık "İçerik Çiftliği"
Daha dün gibi hatırlıyorum, statlara sadece takımını desteklemek için giderdik. Formamızı giyer, atkımızı takar, 90 dakika bağırırdık. Şimdi? Yan koltukta oturan, 10. selfie'sini çeken biri var. Maçın en kritik pozisyonunda, adam tribün önünde poz veriyor, arka planda gol sevinci yaşanıyor! Akıl alır gibi değil, statlarımızın ruhu çalınıyor!
Kulüplerin Yeni "Değer" Anlayışı
Kulüpler de bu işin suç ortağı bana kalırsa. Artık sahadaki performanstan çok, sosyal medyadaki "etkileşim" önemli onlar için. "Bakın stadyumumuz ne kadar şık, ne kadar instagramable" diye pazarlıyorlar. VIP bölümleri, lüks kutuları, fotoğraf çekmek için özel alanları genişletiyorlar. Peki ya Maraton Tribünü? Peki ya gerçek çılgın taraftar? Onlar için yapılan tek şey, bilet fiyatlarını uçurmak!
Gerçek Atmosfer Yok Oluyor
Bu durumun en büyük zararı maçlara veriyor. Sessiz, tepkisiz, sadece fotoğraf çeken bir kalabalık, rakibe korku salmaz. O eski destanların yazıldığı gece maçlarındaki elektriği öldürüyor. Kulüpler, kısa vadeli popülarite ve pazarlama için, uzun vadeli en büyük güçlerini, yani taraftarın yüreğini satıyor. Bu ihanettir!
Sonuç olarak, stadyumlarımızı geri istiyoruz! Burası bir müzeye veya fotoğraf stüdyosuna dönüşmemeli. Burası hüzünlerin, sevinçlerin, haykırışların, gözyaşlarının mekanı olmalı. Kulüpler, bilet politikalarıyla, stadyum düzenlemeleriyle gerçek taraftarı korumalı. Yoksa birkaç sene sonra tribünlerdeki tek ses, deklanşör sesi olacak. Siz ne düşünüyorsunuz bu rezalete? Haksız mıyım?
Daha dün gibi hatırlıyorum, statlara sadece takımını desteklemek için giderdik. Formamızı giyer, atkımızı takar, 90 dakika bağırırdık. Şimdi? Yan koltukta oturan, 10. selfie'sini çeken biri var. Maçın en kritik pozisyonunda, adam tribün önünde poz veriyor, arka planda gol sevinci yaşanıyor! Akıl alır gibi değil, statlarımızın ruhu çalınıyor!
Kulüpler de bu işin suç ortağı bana kalırsa. Artık sahadaki performanstan çok, sosyal medyadaki "etkileşim" önemli onlar için. "Bakın stadyumumuz ne kadar şık, ne kadar instagramable" diye pazarlıyorlar. VIP bölümleri, lüks kutuları, fotoğraf çekmek için özel alanları genişletiyorlar. Peki ya Maraton Tribünü? Peki ya gerçek çılgın taraftar? Onlar için yapılan tek şey, bilet fiyatlarını uçurmak!
Bu durumun en büyük zararı maçlara veriyor. Sessiz, tepkisiz, sadece fotoğraf çeken bir kalabalık, rakibe korku salmaz. O eski destanların yazıldığı gece maçlarındaki elektriği öldürüyor. Kulüpler, kısa vadeli popülarite ve pazarlama için, uzun vadeli en büyük güçlerini, yani taraftarın yüreğini satıyor. Bu ihanettir!
Sonuç olarak, stadyumlarımızı geri istiyoruz! Burası bir müzeye veya fotoğraf stüdyosuna dönüşmemeli. Burası hüzünlerin, sevinçlerin, haykırışların, gözyaşlarının mekanı olmalı. Kulüpler, bilet politikalarıyla, stadyum düzenlemeleriyle gerçek taraftarı korumalı. Yoksa birkaç sene sonra tribünlerdeki tek ses, deklanşör sesi olacak. Siz ne düşünüyorsunuz bu rezalete? Haksız mıyım?