Kurtulmuş, Netanyahu'yu "21. yüzyılın katliam ve terör şebekesi elebaşı teröristi" şeklinde tanımlayarak, İsrail Başbakanı'nın Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkışmasını eleştirdi. Bu ifadelerin, Netanyahu'nun kendi suçluluk duygusundan kaynaklandığını vurguladı.
TBMM Başkanı, Netanyahu'nun "ellerinin çocuk kanıyla dolu" olduğunu ve uluslararası hukuk tarafından aranan bir isim olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, İsrail liderinin herhangi bir ülkeye, özellikle de Türkiye'ye karşı ahlaki üstünlük iddiasında bulunmasını kabul edilemez bulduğunu belirtti.
Açıklamada, Türkiye'nin bölgede barış, adalet ve insan hakları için verdiği mücadeleye de atıf yapıldı. Kurtulmuş, Türkiye'nin bu ilkeler doğrultusunda hareket etmeye devam edeceğini ve hiçbir şekilde meşruiyetten yoksun açıklamalara itibar edilmeyeceğinin altını çizdi.
Bu diplomatik gerilim, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim noktası oluşturdu. TBMM Başkanı'nın bu derece sert bir dil kullanması, Türkiye'nin Gazze'deki insani duruma ve İsrail'in politikalarına yönelik tepkisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Sizce uluslararası anlaşmazlıklarda bu tür sert söylemler diplomasiye katkı sağlar mı, yoksa gerilimi daha da tırmandırır mı?