Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

📍Tekirdağ'da bir işletmeci, 2019 yılında 47 odalı bir tesisi otel olarak işletmek üzere kiraladı. Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesin...

Müşterilerine iyi hizmet veremediğini ve forum sitelerinde olumsuz yorumlar aldığını belirten işletmeci, rezervasyon iptalleriyle karşılaştığını iddia etti. Bu sorunların üzerine, otelde iyileştirme yapmak için yüksek tutarda masraf yaptığını ifade eden kiracı, bir süre sonra bildirimde bulunmadan kira sözleşmesini feshederek tesisi tahliye etti.

Kiracı, daha sonra "kiralananın ayıplı olduğu", "müşteri ve itibar kaybı yaşadığı" ve "kanalizasyon sisteminde tamiri mümkün olmayan sorunlar bulunduğu" gerekçeleriyle zararının tazmini için dava açtı.

Davalı tesis sahibi ise, kiracının taşınmazı kiralamadan önce görüp beğendiğini, tesisi mevcut haliyle kabul ettiğini ve tam kapasite çalışamadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savundu. Ayrıca, kiracının ödenmemiş kira borçları olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etti.

Yargılamayı yürüten Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, sözleşmenin Şubat 2019'da imzalandığını, delil tespitinin yoğun sezonda değil Aralık 2019'da yapıldığını ve tahliye için otelin ayıplı olduğuna dair bildirim yapılmadığını göz önüne aldı. Mahkeme, iddia edilen ayıplarla otelin hizmet vermesinin mümkün olmadığı yönündeki iddiayı yeterli bulmayarak davanın reddine karar verdi.

Davacının bu karara yaptığı istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından da reddedildi. Daire, kiralananın uzun süre kullanıldığı ve bu kullanım sırasında kiracıdan kaynaklanan hatalar olabileceği, ayrıca gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesiyle başvuruyu onamadı.

İstinaf kararına yapılan itiraz üzerine dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde, alt mahkemelerin kararlarının hukuka uygun olduğuna hükmetti ve oy birliğiyle onadı.

Yargıtay'ın onama kararında, ilgili kanun maddelerinin mahkemelerce doğru uygulandığı vurgulandı. Kararda, sözleşmede kiralananın tam durumda olduğunun belirtildiği, ancak kiracı tarafından ayıp bildirimi yapılmadığı hatırlatıldı.

Kiralananın, kiracı tarafından mevcut haliyle benimsenerek kullanıldığına işaret edilen kararda, önemli tespitlere yer verildi. Karara göre, tacir olan davacı sözleşme öncesi ve teslim sırasında yeterli inceleme yapmamış, sözleşmenin başından tahliyeye kadar sessiz kalmıştı.

Sonuç olarak, davalı kiraya verene, iddia edilen ayıbın giderilmesi için süre verilmediği ve usulüne uygun bildirimde bulunulmadığı için usulüne uygun bir fesihten söz edilemeyeceği ve tahliye öncesi gönderilen ihtarın sadece tahliyeye ilişkin olduğu kabul edildi. Bu nedenle, davacının temyiz itirazlarının reddi ve alt mahkeme kararının onanmasına karar verildi.

Sizce, benzer bir durumda kiracılar haklarını korumak için hangi adımları mutlaka atmalı?
yargitay-1643800.jpg
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri