Selam dostlar
Bir düşünelim: Telefonunuzun şarjı bitti, hemen bir prize, bir elektrik kaynağına bağlıyorsunuz. Peki, o prizin bağlı olduğu trafonun, onun bağlı olduğu santralin, onun enerji aldığı kaynağın… sonsuza kadar geriye gidemeyeceğini biliyorsunuz, değil mi? En nihayetinde, ilk hareketi veren, enerjiyi "var eden" bir kaynak olmalı. İşte 13. yüzyılda yaşamış bir keşiş ve filozof olan `Thomas Aquinas`, tam da bu türden gündelik mantık yürütmelerle, Tanrı'nın varlığına dair beş farklı yol öne sürdü. Peki ya bugün? Bilimin evreni anlama biçimimizi kökten değiştirdiği, ateist argümanların çok daha sofistike hale geldiği bir çağda, Aquinas'ın bu beş yolu hâlâ ayakta durabilir mi? Gelin, bu kadim argümanları modern eleştirilerin ışığında birlikte irdeleyelim. 
`
Hareket ve İlk Hareket Ettirici`
Aquinas'ın birinci yolu, her hareketin bir önceki hareketle başlatıldığını, ancak bu zincirin sonsuza kadar geri gidemeyeceğini söyler. Bir ilk, "hareketsiz hareket ettirici" olmalıdır. Modern bilim, özellikle kuantum fiziği bize "nedensellik" kavramının mikro düzeyde sandığımız gibi işlemediğini gösteriyor. Bazı olaylar (örneğin radyoaktif bozunma) kesin bir nedene bağlanamıyor, istatistiksel olarak gerçekleşiyor. Ateist eleştiri şu: `Evrenin başlangıcındaki Büyük Patlama, nedensellik öncesi bir tekillik olabilir ve "ilk neden" fikri, zamanın doğrusal olduğu varsayımına dayanır. Peki ya zamanın kendisi Büyük Patlama'yla başladıysa? O zaman "önce" bir şey olamaz.`
`
Nedensellik ve İlk Neden`
İkinci yol benzer: Her şeyin bir nedeni vardır, nedenler zinciri sonsuza dek sürüp gidemez, dolayısıyla bir "ilk nedensiz neden" (yani Tanrı) olmalıdır. Burada ateistlerin sık başvurduğu argüman, `sonsuz geriye gidiş` olasılığıdır. Filozof `Bertrand Russell`, "Evren sadece oradadır, hepsi bu" diyerek bu zincirin bir başlangıca ihtiyacı olmadığını savunur. Ayrıca, "İlk neden nedir?" sorusuna "Tanrı" yanıtını vermek, aslında soruyu ertelemekten ibarettir. Çünkü hemen ardından "Peki Tanrı'nın nedeni nedir?" sorusu gelir. Aquinas, Tanrı'nın "kendi kendisinin nedeni" (causa sui) olduğunu söyleyerek bu tuzağa düşmemeye çalışır. `
`
Zorunlu Varlık ve Olası Varlıklar`
Üçüncü yol en metafizik olanı. Çevremizdeki her şey "olası varlıklardır"; var olmayabilirlerdi de. Ama eğer her şey olasıysa, bir zaman hepsi yok olabilirdi. Hiçlikten hiçbir şey çıkmayacağına göre, her zaman var olan, varlığı zorunlu olan bir şey (`Zorunlu Varlık`) olmalı ki, olası varlıklar var olabilsin. Modern ateist argüman ise şunu sorar: `"Neden bu zorunlu varlık kişisel, her şeyi bilen bir Tanrı olsun? Neden evrenin kendisi, fizik yasaları bütünü ya da madde-enerji toplamı bu 'zorunlu varlık' olmasın?"`
Bu, Tanrı yerine doğanın kendisini koyan panteist veya doğalcı bir bakış açısına kapı açar.
`
Dereceler ve Mükemmellik`
Dördüncü yol, şeyleri iyi, doğru, güzel olma derecelerine göre kıyasladığımızı söyler. Bu kıyaslamanın bir anlamı olması için, mutlak mükemmelliğin, yani en yüksek derecenin bir ölçütü (`Mükemmel Varlık`) olmalıdır. Ancak bu, göreceli bir insani algıya dayanır. İyi-kötü, güzel-çirkin bizim kültürel ve biyolojik yapımızla ilgili olabilir. Evrensel ve mutlak bir mükemmellik standardı var mıdır? Bu, Aquinas'ın en öznel ve en çok tartışmaya açık yolu gibi görünüyor.
`
Düzen ve Nihai Amaç`
Beşinci yol, teleolojik argümandır. Evrende muazzam bir düzen, karmaşık tasarım ve amaçlılık görürüz. Göz, görmek için; kanat, uçmak için mükemmelce tasarlanmış gibidir. Bu kadar karmaşık bir düzen, kör tesadüflerle oluşamaz, zeki bir `Tasarımcı`'yı gerektirir. `Richard Dawkins` gibi modern ateistlerin en çok saldırdığı nokta burasıdır. Ona göre, `doğal seçilim` ve `evrim` mekanizması, bir tasarımcıya ihtiyaç duymadan bu karmaşıklığı ve "tasarlanmışlık izlenimini" mükemmelen açıklar. Görünürdeki amaç, gerçek bir amaç değil, sadece hayatta kalma başarısının bir yan ürünüdür.
Peki, tüm bunları bir araya getirdiğimizde ne kalıyor elimizde? Aquinas'ın yolları, inanç için `mantıksal bir zemin` sunma çabası olarak hâlâ etkileyici. Ancak modern bilim ve felsefe, onun dayandığı `Aristocu metafizik` dünya görüşünü temelden sarsmış durumda. Belki de bu argümanlar, "kanıt" olmaktan ziyade, `inanç ile akıl arasında bir diyalog köprüsü kurma, rasyonel düşünceye kapı aralama niyetiyle değerlendirilmeli.`
Sorum şu: **Sizce, Aquinas'ın bu beş mantık yolunun, modern bilimsel paradigma ve ateist eleştiriler karşısında hâlâ geçerli bir "savunma hattı" oluşturduğunu düşünüyor musunuz, yoksa artık daha çok felsefe tarihinin ilginç bir sayfası mı?** Yorumlarınızı bekliyorum!
`
Aquinas'ın birinci yolu, her hareketin bir önceki hareketle başlatıldığını, ancak bu zincirin sonsuza kadar geri gidemeyeceğini söyler. Bir ilk, "hareketsiz hareket ettirici" olmalıdır. Modern bilim, özellikle kuantum fiziği bize "nedensellik" kavramının mikro düzeyde sandığımız gibi işlemediğini gösteriyor. Bazı olaylar (örneğin radyoaktif bozunma) kesin bir nedene bağlanamıyor, istatistiksel olarak gerçekleşiyor. Ateist eleştiri şu: `Evrenin başlangıcındaki Büyük Patlama, nedensellik öncesi bir tekillik olabilir ve "ilk neden" fikri, zamanın doğrusal olduğu varsayımına dayanır. Peki ya zamanın kendisi Büyük Patlama'yla başladıysa? O zaman "önce" bir şey olamaz.`
`
İkinci yol benzer: Her şeyin bir nedeni vardır, nedenler zinciri sonsuza dek sürüp gidemez, dolayısıyla bir "ilk nedensiz neden" (yani Tanrı) olmalıdır. Burada ateistlerin sık başvurduğu argüman, `sonsuz geriye gidiş` olasılığıdır. Filozof `Bertrand Russell`, "Evren sadece oradadır, hepsi bu" diyerek bu zincirin bir başlangıca ihtiyacı olmadığını savunur. Ayrıca, "İlk neden nedir?" sorusuna "Tanrı" yanıtını vermek, aslında soruyu ertelemekten ibarettir. Çünkü hemen ardından "Peki Tanrı'nın nedeni nedir?" sorusu gelir. Aquinas, Tanrı'nın "kendi kendisinin nedeni" (causa sui) olduğunu söyleyerek bu tuzağa düşmemeye çalışır. `
`"Var olan her şeyin bir nedeni vardır... bu nedenle bir ilk nedensiz neden olmalıdır, ki biz ona Tanrı deriz."
`
Üçüncü yol en metafizik olanı. Çevremizdeki her şey "olası varlıklardır"; var olmayabilirlerdi de. Ama eğer her şey olasıysa, bir zaman hepsi yok olabilirdi. Hiçlikten hiçbir şey çıkmayacağına göre, her zaman var olan, varlığı zorunlu olan bir şey (`Zorunlu Varlık`) olmalı ki, olası varlıklar var olabilsin. Modern ateist argüman ise şunu sorar: `"Neden bu zorunlu varlık kişisel, her şeyi bilen bir Tanrı olsun? Neden evrenin kendisi, fizik yasaları bütünü ya da madde-enerji toplamı bu 'zorunlu varlık' olmasın?"`
`
Dördüncü yol, şeyleri iyi, doğru, güzel olma derecelerine göre kıyasladığımızı söyler. Bu kıyaslamanın bir anlamı olması için, mutlak mükemmelliğin, yani en yüksek derecenin bir ölçütü (`Mükemmel Varlık`) olmalıdır. Ancak bu, göreceli bir insani algıya dayanır. İyi-kötü, güzel-çirkin bizim kültürel ve biyolojik yapımızla ilgili olabilir. Evrensel ve mutlak bir mükemmellik standardı var mıdır? Bu, Aquinas'ın en öznel ve en çok tartışmaya açık yolu gibi görünüyor.
`
Beşinci yol, teleolojik argümandır. Evrende muazzam bir düzen, karmaşık tasarım ve amaçlılık görürüz. Göz, görmek için; kanat, uçmak için mükemmelce tasarlanmış gibidir. Bu kadar karmaşık bir düzen, kör tesadüflerle oluşamaz, zeki bir `Tasarımcı`'yı gerektirir. `Richard Dawkins` gibi modern ateistlerin en çok saldırdığı nokta burasıdır. Ona göre, `doğal seçilim` ve `evrim` mekanizması, bir tasarımcıya ihtiyaç duymadan bu karmaşıklığı ve "tasarlanmışlık izlenimini" mükemmelen açıklar. Görünürdeki amaç, gerçek bir amaç değil, sadece hayatta kalma başarısının bir yan ürünüdür.
Peki, tüm bunları bir araya getirdiğimizde ne kalıyor elimizde? Aquinas'ın yolları, inanç için `mantıksal bir zemin` sunma çabası olarak hâlâ etkileyici. Ancak modern bilim ve felsefe, onun dayandığı `Aristocu metafizik` dünya görüşünü temelden sarsmış durumda. Belki de bu argümanlar, "kanıt" olmaktan ziyade, `inanç ile akıl arasında bir diyalog köprüsü kurma, rasyonel düşünceye kapı aralama niyetiyle değerlendirilmeli.`
Sorum şu: **Sizce, Aquinas'ın bu beş mantık yolunun, modern bilimsel paradigma ve ateist eleştiriler karşısında hâlâ geçerli bir "savunma hattı" oluşturduğunu düşünüyor musunuz, yoksa artık daha çok felsefe tarihinin ilginç bir sayfası mı?** Yorumlarınızı bekliyorum!