Paksoy, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden verdiği mesajın küresel enerji piyasalarını doğrudan etkilediğini belirtti. Bu hamleyle birlikte petrol fiyatlarının önümüzdeki günlerde ve aylarda ciddi şekilde artabileceği konuşuluyor.
Trump’ın ise bu krizden doğacak enerji sorununu çözmek için dost ve müttefik ülkelere çağrıda bulunduğu ifade ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın attığı adımların tüm ülkelerin çıkarlarına zarar verdiğini vurgulayarak birçok ülkeyi bölgeye savaş gemisi göndermeye çağırdığı belirtiliyor. Trump’ın, “İran dost düşman ayrımı yapmadan herkesin çıkarlarına zarar veriyor. Siz de devreye girin” mesajını verdiği, ancak aynı zamanda İran’a yönelik askeri operasyonların süreceğini söylediği aktarılıyor.
Trump’ın açıklamalarında yalnızca müttefiklerine değil, İran’ın yakın ilişkide olduğu Çin ve Rusya’ya da dolaylı mesajlar bulunduğu değerlendiriliyor. Washington yönetimi, İran’ın Hürmüz üzerinden attığı adımın küresel ekonomiye zarar verdiğini vurgulayarak Pekin ve Moskova’yı da sürece müdahil olmaya çağırıyor.
Paksoy’a göre, savaşın başlamasının üzerinden iki hafta geçmesine rağmen ABD’nin Hürmüz krizini nasıl çözeceğine dair net bir stratejisinin olup olmadığı Washington’da tartışılıyor. Bazı iddialara göre, savaş başlamadan önce ABD’li askeri kurmaylar Trump’ı Hürmüz konusunda uyarmış, ancak Trump’ın çatışmaların bu noktaya gelmeyeceğini düşündüğü için bu uyarıları yeterince dikkate almadığı konuşuluyor.
ABD Başkanı Trump, birçok ülkenin bölgeye savaş gemisi göndermesi gerektiğini ifade ederken, Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık gibi ABD müttefiklerinin de bu sürece katkı vermesini beklediğini söyledi.
Ancak Paksoy’a göre, Hürmüz Boğazı’nın son derece dar bir geçiş noktası olması nedeniyle askeri eskort sisteminin bile riskleri tamamen ortadan kaldırması zor görünüyor. Tek bir tanker saldırısının bile şirketlerin bu hattı kullanmaktan vazgeçmesine yol açabileceği belirtiliyor.
Washington kulislerinde, ABD yönetiminin savaşın başında İran’da hızlı bir siyasi değişim yaşanabileceği ihtimaline daha fazla ağırlık verdiği konuşuluyor. Ancak şu ana kadar İran’da rejim değişikliği gerçekleşmezken, ABD’nin sahadaki hedeflerinin de zaman içinde değiştiği ifade ediliyor.
Paksoy’a göre, Trump’ın sahada somut bir askeri başarı elde etmese bile bu süreçten bir “zafer” ilan ederek çıkma ihtimali oldukça yüksek. Ancak bu hedefe ulaşmak için gerilimin daha da tırmanabileceği uyarısı yapılıyor.
Trump’ın son açıklamalarında, İran’ın enerji ve altyapı tesislerini hedef alabileceklerini açıkça dile getirdiği ifade ediliyor. ABD Başkanı’nın İran’ın elektrik üretim kapasitesi, su arıtma sistemleri ve petrol altyapısını vurabileceklerini söylemesi, Washington’un elindeki askeri seçeneklerin oldukça geniş olduğuna işaret ediyor.
Paksoy’a göre, ABD’nin İran’a yönelik daha sert adımlar atması yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabilir.
Sizce uluslararası toplum Hürmüz Boğazı'ndaki krize müdahil olmalı mı?