Trump, boğaza ilişkin değerlendirmesinde, "Trump Boğazı’nı açmaları gerekiyor yani Hürmüz’ü" ifadesini kullandı ve ardından düzeltme yaptı. Yaptığı hatayı fark eden Başkan, "Affedersiniz, çok üzgünüm. Ne büyük bir hata" diyerek sözlerini toparlamaya çalıştı.
ABD Başkanı, bu sıra dışı ifadenin medyada nasıl yer alacağına da değindi. "Yalan haberler ‘yanlışlıkla söyledi’ diyecek" şeklinde konuşan Trump, kendisiyle ilgili bu tür kazaların pek olmadığını ve olsaydı büyük bir haber olacağını iddia etti.
Konuşmanın bir diğer çarpıcı bölümü ise NATO'ya yönelik eleştiriler oldu. Trump, ittifak için yaptıkları harcamalara vurgu yaparak, "NATO için yılda yüz milyarlarca dolar harcadık" dedi ve müttefiklerin davranışlarını sorguladı.
"Onlar bizim yanımızda değilse biz neden onların yanında olalım?" diye soran Donald Trump, bu sözleriyle ABD'nin geleneksel dış politika duruşundan ayrılan bir tavır sergiledi. İttifakın karşılıklılık ilkesine vurgu yapan bu açıklamalar, diplomasi çevrelerinde yankı buldu.
Trump'ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer ülke ise Küba oldu. "Bu arada sırada Küba var" diyen Başkan, medyadan bu ifadeyi görmezden gelmelerini istedi ve "Lütfen, lütfen, lütfen medya, bu ifadeyi görmezden gelin" şeklinde talepkar bir üslup kullandı.
ABD Başkanı, aynı konuşmada Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için olumlu ifadeler de sarf etti. "Türkiye harikaydı. Gerçekten harikaydı" diyen Trump, Türk lider için ise "harika bir lider" yorumunu yaptı.
Sizce bu tür sıra dışı ve geleneksel diplomasi dilinden uzak açıklamalar uluslararası ilişkileri nasıl etkiler?