Türkiye'nin küresel ticaretteki payını yüzde 0,55'lerden yüzde 1,07'ye, küresel üretim katma değerindeki payını ise yüzde 0,69'dan 1,38'e çıkarmayı başardığını bildiren Kacır, 2002'de 41 milyar dolar olan imalat sanayi katma değerinin geçtiğimiz yıl 246 milyar dolara ulaştığını vurguladı. Kacır, "Dünyanın hızıyla gitmiş olsaydık, biz ancak 123 milyar dolar sanayi katma değeri üretmiş olacaktık. Yani ortaya koyduğumuz daha ileri performans sayesinde bunun tam iki misli 246 milyar dolar imalat sanayi katma değer üretmeyi başardık." ifadelerini kullandı. Askeri insansız hava aracı pazarının küresel düzeyde üçte ikisinin Türk firmalarının elinde olduğunu belirten Bakan, Türkiye'nin pek çok başlıkta Avrupa'da ilk 5 üretici ülke arasında yer aldığına dikkat çekti. Gelecek dönemde üretim kabiliyetlerini daha ileri seviyelere taşımayı hedeflediklerini söyledi. Avrupa'nın en büyük sanayi ülkelerinin pandemi öncesi üretim düzeylerinin gerisinde kaldığını aktaran Kacır, Fransa'da üretimin pandemi öncesine göre yüzde 3, İtalya'da yüzde 5,4, Almanya'da ise yüzde 11,8 daha düşük olduğunu açıkladı. Türkiye'de ise sanayi üretim düzeyinin 2020 yılı Ocak ayına kıyasla yüzde 31 daha yüksek olduğunu bildirdi. Kacır, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı ve dinamik ekosistemi sayesinde salgın döneminin kazanan ülkelerinden biri olduğunu ifade etti. Bu başarıda teknoloji seviyesi yüksek ürün ihracatının büyük payı olduğunu, geçen yıl bu kategorideki ihracatın 112 milyar doları bulduğunu kaydetti. 2025 yılı ihracatında, yüksek teknolojili ürünlerde yüzde 12,5, orta-yüksek teknolojili ürünlerde ise yüzde 10,6 artış yakalandığını belirten Kacır, son 5 yıldaki ihracat artışının tamamının bu ürün gruplarından geldiğini vurguladı. Türkiye'nin rekabetçi olarak ihraç ettiği ürün ve ülke sayısını artırdığını, coğrafi konumu ve lojistik yatırımları sayesinde bunu etkin şekilde değerlendirdiğini anlatan Kacır, "Türkiye, Çin'den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu." değerlendirmesini yaptı. Milli gelirin yüzde 1,5'ini AR-GE'ye ayırdıklarını ve bu kaynağın 20 milyar dolara ulaştığını belirten Bakan, Türk özel sektörünün her yıl yaklaşık 14 milyar dolar AR-GE yatırımı yaptığını söyledi. Yıllık patent başvuru sayısının 11 bini aştığını ve 114 teknoparkta 12 bin 800'den fazla teknoloji girişiminin faaliyet gösterdiğini aktaran Kacır, bu başarı hikayesinde savunma sanayisinin kritik bir rol oynadığının altını çizdi. 23 yıl önce 1 milyar dolar civarında olan savunma ve havacılık sektörü büyüklüğünün, bugün yıllık 20 milyar doların üzerinde satış gelirine ulaştığını açıklayan Kacır, savunma ihracatının da 248 milyon dolardan 10 milyar doların üzerine çıktığını bildirdi. Bu performansla Türkiye'nin, savunma ve havacılık ihracatında dünyada 11. sıraya yükseldiğini ifade eden Bakan, halihazırda 1400'den fazla AR-GE projesinin yürütüldüğünü ve 150 milyar dolara yakın sözleşme büyüklüğüyle gelecek 20 yılı hedeflediklerini kaydetti. Kacır, bu yolculuğun zorluklarını kabul ederek, başarıların kolay kazanılmadığını ve birçok alt sistemin çekirdek teknolojilerine kadar yerli imkanlarla geliştirildiğini söyledi. Bu sürecin proje sürelerini uzatıp maliyetleri artırsa da, Türkiye'ye benzersiz bir kabiliyet kazandırdığını vurguladı. "Şimdi Türk savunma sanayisi, harp paradigmasını değiştiren pek çok unsurda dünyada ilk 5 ülke arasına girmiş oldu." diyen Bakan Kacır, bu zorlukların Türkiye'yi, pek çok emsal ülkenin sahip olmadığı bir kabiliyet seviyesine taşıdığını ifade etti. Hedeflerinin, savunma sanayisindeki 1400'den fazla projeyi başarıyla tamamlarken, bu kazanımları sanayinin diğer sektörleriyle daha etkileşimli hale getirmek olduğunu sözlerine ekledi. Türk savunma sanayisinin geldiği nokta ve hedefleri sizce ülke ekonomisinin geleceğini nasıl şekillendirecek? |
|