Araştırmada, yerel verilerin yanı sıra küresel güzellik endüstrisinin yarattığı etkiye de dikkat çekildi. 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 büyüyerek 290 milyar Euro'ya ulaşan sektörün, 2030 yılına kadar 380 milyar Euro'luk bir büyüklüğe erişmesi bekleniyor. Yaklaşık 4,2 milyar tüketiciye sahip olan endüstrinin, 2030'a kadar 750 milyon yeni tüketici daha kazanması öngörülüyor.
Sektörün global gücü ve inovasyon odağının vurgulandığı çalışmada, dünyanın en büyük 7 güzellik şirketinden 5'inin merkezinin Avrupa'da olduğu kaydedildi. Endüstrinin yıllık 2 milyar Euro'luk Ar-Ge harcaması yaptığı ifade edildi.
İstihdam tarafında çarpıcı veriler sunan araştırmaya göre, sektör Avrupa'da 1,9 milyon kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Bu iş gücünün yüzde 72'si kadınlardan, yüzde 12'si ise 25 yaş altı kişilerden oluşuyor.
Küresel büyüme potansiyelinin Türkiye'deki yansımaları da incelendi. Buna göre 2025 yılında 217 milyar TL'ye ulaşan Türkiye güzellik endüstrisinin büyüklüğünün, 2033 yılında 384 milyar TL'ye ulaşması bekleniyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan L'Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, Türkiye güzellik pazarının sahip olduğu ekonomik potansiyel ve kültürel güçle dinamik bir ivme yakaladığını belirtti. Panayotova, "2025 yılında yüzde 33 değer ve yüzde 5 adetsel büyüme kaydeden Türkiye pazarında, pazar dinamiklerinin üzerine çıkarak değerde yüzde 37 oranında stratejik bir büyüme gerçekleştirdik" dedi.
Panayotova, dünyada güzellik pazarının adetsel bazda sadece yüzde 1 büyüdüğü bir dönemde, Türkiye'deki yüzde 5'lik büyümenin, ülkenin küresel ölçekteki stratejik önemini ve yüksek büyüme potansiyelini kanıtladığını vurguladı. Türkiye'nin genç ve dinamik yapısı sayesinde gelecek dönemde de büyümesini sürdüreceğine olan inancının tam olduğunu ifade etti.
Sizce Türkiye, önümüzdeki 10 yılda güzellik sektöründe küresel bir üs haline gelebilir mi?