Karakuş, bitki gelişim süreçleri olan “yeşillenme” ve “kardeşleşme” dönemlerinde son yılların en güçlü görünümünün yaşandığını vurguladı. NASA uydu verilerine göre bu gelişimin geçen yıla kıyasla yüzde 20-25 daha yüksek olduğu belirtilirken, bunun verime doğrudan yansıması için hava koşullarının sezon boyunca uygun seyretmesi gerektiği ifade edildi.
Tarımda verim artışının sürdürülebilmesi için özellikle mayıs ve haziran başındaki hava koşullarının belirleyici olacağına dikkat çekildi. Hasat döneminde yağış yaşanmaması halinde buğday ve arpada yüzde 7-9 aralığında verim artışı mümkün görülüyor.
Öte yandan yağışların devam etmesi halinde mısır ekiminde gecikmeler yaşanabileceği ve bunun da polinasyon verimini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
ABD-İsrail ile İran arasında süren gerilimin enerji maliyetleri üzerinden tarım sektörüne yansıyabileceği ifade edildi. Ancak Karakuş, fiyatların aşırı seviyelerde artacağı yönündeki “kriz senaryolarının” gerçekçi olmadığını belirtti.
Bölgedeki gelişmelerin Türkiye için bazı fırsatlar da barındırdığına işaret eden Karakuş, Irak pazarının yeniden canlanabileceğini söyledi. Özellikle un, yem, tavuk ve yumurta sektörleri açısından Irak’ın önemli bir pazar haline gelebileceği ifade edildi.
Karakuş, Irak’ın deniz erişiminin sınırlı olması nedeniyle ticaretin önemli ölçüde kara ve transit hatlar üzerinden sağlandığını belirterek, İskenderun üzerinden yapılacak transit ticaretin stratejik önemine dikkat çekti. Bu durumun Türkiye’yi bölgesel tedarik merkezi haline getirebileceği değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte artan gübre fiyatlarının üretimi baskılayabileceğine dikkat çekilirken, Türkiye’nin gübrede aldığı vergi indirimi kararının bu etkiyi sınırlayabileceği ifade edildi.
Karakuş, geçmişte Süveyş Kanalı tıkanması sırasında da benzer bir küresel aksama yaşandığını hatırlatarak, sektörün her kriz döneminde alternatif çözümler geliştirebildiğini vurguladı.
Sizce bölgesel gerilimler, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatında Irak gibi yeni fırsatlar yaratabilir mi?
Tarımda verim artışının sürdürülebilmesi için özellikle mayıs ve haziran başındaki hava koşullarının belirleyici olacağına dikkat çekildi. Hasat döneminde yağış yaşanmaması halinde buğday ve arpada yüzde 7-9 aralığında verim artışı mümkün görülüyor.
Öte yandan yağışların devam etmesi halinde mısır ekiminde gecikmeler yaşanabileceği ve bunun da polinasyon verimini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
ABD-İsrail ile İran arasında süren gerilimin enerji maliyetleri üzerinden tarım sektörüne yansıyabileceği ifade edildi. Ancak Karakuş, fiyatların aşırı seviyelerde artacağı yönündeki “kriz senaryolarının” gerçekçi olmadığını belirtti.
Bölgedeki gelişmelerin Türkiye için bazı fırsatlar da barındırdığına işaret eden Karakuş, Irak pazarının yeniden canlanabileceğini söyledi. Özellikle un, yem, tavuk ve yumurta sektörleri açısından Irak’ın önemli bir pazar haline gelebileceği ifade edildi.
Karakuş, Irak’ın deniz erişiminin sınırlı olması nedeniyle ticaretin önemli ölçüde kara ve transit hatlar üzerinden sağlandığını belirterek, İskenderun üzerinden yapılacak transit ticaretin stratejik önemine dikkat çekti. Bu durumun Türkiye’yi bölgesel tedarik merkezi haline getirebileceği değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte artan gübre fiyatlarının üretimi baskılayabileceğine dikkat çekilirken, Türkiye’nin gübrede aldığı vergi indirimi kararının bu etkiyi sınırlayabileceği ifade edildi.
Karakuş, geçmişte Süveyş Kanalı tıkanması sırasında da benzer bir küresel aksama yaşandığını hatırlatarak, sektörün her kriz döneminde alternatif çözümler geliştirebildiğini vurguladı.
Sizce bölgesel gerilimler, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatında Irak gibi yeni fırsatlar yaratabilir mi?