Merkez, yaşlıların sosyal, psikolojik, sağlık, eğitim ve ekonomik koşullarını ortaya koyan araştırmalar ve yayınlar hazırlayarak, bu konuda atılacak adımlara ilişkin rehberlik görevi üstleniyor. Prof. Dr. Emine Özmete, 18-24 Mart Yaşlılar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, YAŞAM kapsamında yürütülen "3. Yaş Üniversitesi 50+ Hayat Okulu"nun kuşaklar arası dayanışma ve aktif yaşlanma temelli bir hayat boyu öğrenme girişimi olduğunu belirtti. Özmete, bu okulun temel amacının bireylerin toplumsal yaşama katılımını desteklemek ve sosyal bir ekosistem oluşturmak olduğunu aktardı. Program kapsamında finansal okuryazarlık, sağlık okuryazarlığı, yabancı dil eğitimi ile çeşitli beceri ve atölye çalışmalarının yer aldığını söyledi. Yaklaşık 90 saatlik bir eğitim programı uyguladıklarını belirten Özmete, bu yıl da Ankara Üniversitesi'nin kuruluşunun 80. yılı kapsamında eğitimlerin sürdürüldüğünü kaydetti. Özmete, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre doğum artış hızındaki düşüş ve ömrün uzamasıyla dünyada ve Türkiye'de yaşlı nüfusun arttığını ifade ederek, Türkiye'de yaşlı nüfusun yaklaşık 9 milyon 600 bin olduğunu açıkladı. "Son 5 yılda yaşlı nüfusumuz yüzde 20 artarak, genel nüfus oranı içerisinde yüzde 11'i geçmiştir." diyen Özmete, bugün doğan bir bebeğin yaklaşık 78 yıl kadar yaşamasının beklendiğini belirtti. "Uzun yaşıyoruz ancak sağlıklı yaşam beklentimiz düşük. Örneğin şu anda ülkemizde ortalama sağlıklı yaşam beklentimiz 58 yıldır. Bu kadınlarda 56 yıla kadar düşmekte. Erkeklerde ise 59 yıla kadar çıkmaktadır." şeklinde konuşan Özmete, bu durumun sağlık ve bakım hizmeti ihtiyacını artırdığını vurguladı. Özmete, "Bugün ülkemizde her 4 haneden birinde yaşlımız yaşamaktadır. Ancak 1 milyon 840 bin kadar yaşlımız hanesinde tek başınadır. Yalnız yaşayan her 4 yaşlıdan 3'ü kadınlardan oluşmaktadır." dedi. Yalnızlığın, mental sağlık başta olmak üzere tüm yaşam koşullarını etkileyen bir olgu olduğunu ifade eden Özmete, "Yalnız yaşayan yaşlılar hizmette öncelikli grubumuzdur." diye konuştu. Aynı hanede, apartmanda veya mahallede yaşayan yaşlılar ile aileleri arasında kuşaklararası dayanışmanın daha yüksek olabileceğini aktaran Özmete, bu durumun hem çocuk bakımı hem de yaşlı bakımı için imkan sağladığını söyledi. Özmete, aktif yaşlanma endeksi puanı kavramına dikkat çekerek, bu endeksin yaşlıların istihdama ve topluma katılabilmesi, bağımsız ve güvenli yaşayabilmesi anlamına geldiğini belirtti. Aktif yaşlanma endeksine göre Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek puana sahip olduğunu, en düşük puanın ise Batı Anadolu Bölgesi'nde olduğunu söyleyen Özmete, Marmara Bölgesi'nin de elverişli ortama sahip olduğunu kaydetti. "Aktif yaşlanma endeksinde erkekler kadınlara göre 3 kat daha fazla puana sahiptir. Erkeklerin daha aktif ve sağlıklı yaşlandıklarını söyleyebiliriz. Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşasa da daha sağlıksız bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir." ifadelerini kullandı. Sizce yaşlıların yalnızlık sorununu azaltmak ve aktif yaşlanmayı desteklemek için en etkili adımlar neler olabilir? |
|