Demirtürk, dünya ticaretinin bu kritik damarlarından geçen sevkiyatın sadece petrolle sınırlı olmadığını önemle vurguladı. Yalnızca petrolün %20’sinin değil, tarımsal üretim için hayati öneme sahip başka ürünlerin de bu güzergahtan taşındığını belirtti.
Özellikle Kuveyt gibi ülkelerde tarımsal üretimin kısmen çölde devam ettiğini ifade eden Demirtürk, bu ülkelerde kullanılan azotlu gübrenin %90’ının Hürmüz Boğazı ve Babülmendep üzerinden dünyaya ulaştırıldığını kaydetti. Bu durum, bir kesintinin doğrudan gıda üretimini vuracağı anlamına geliyor.
Krizin yalnızca Körfez ülkeleri ile sınırlı kalmayacağını vurgulayan Demirtürk, Avrupa’yı da işaret etti. Kuveyt kadar büyük rezervlere sahip olmayan ve gıda stoklarını sınırlı tutabilen Kıta Avrupası’nda da birkaç ay içinde tarım faaliyetlerini etkileyecek daha büyük bir krizle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerin temel ihtiyaçlarını büyük ölçüde dışarıdan karşıladığına dikkat çeken Demirtürk, bu ülkelerde su gibi temel tedarik maddeleriyle birlikte birçok gıda ürününün dışarıdan geldiğini söyledi. Hürmüz’deki limanların bu kritik dağıtımın ana merkezi konumunda olduğunu ifade etti.
Demirtürk’e göre, çatışmaların uzaması halinde etkiler çok daha sert hissedilecek. Savaşın birkaç aya yayılması durumunda bu krizin Körfez ülkelerinin tamamında şiddetleneceğini belirtti. Bu ülkelerin petrol zengini olmalarına rağmen, neredeyse tüm tarım ürünlerinde, elektronik cihazlarda ve tekstilde dışa bağımlı olduklarını vurguladı.
İran’ın bu süreci planlı bir stratejiyle yönettiğini savunan Demirtürk, yaşananların tesadüfi olmadığını öne sürdü. Demirtürk, İran’ın tedarik zincirlerini planlı şekilde hedef aldığını ve bunun yalnızca son 19 günün meselesi olmadığını, 1990’lardan bu yana böyle bir senaryoya hazırlanan bir yapının var olduğunu iddia etti.
İran’ın Hürmüz, Basra Körfezi ve Babülmendep hattı üzerinden denge kurabildiğini belirten Demirtürk, bunun küresel piyasalara etkisine dikkat çekti. İran’ın petrol fiyatlarının ne kadar yükselebileceğini ve nasıl manipüle edilebileceğini bildiğini, attığı adımlarla dünya borsaları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.
Demirtürk, bölge ülkelerinin attıkları adımları kayıplarını bilerek attığını dile getirerek, olası bir tedarik krizinin kısa sürede küresel boyuta ulaşabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Sizce Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir krizde en çok hangi sektör etkilenir?
Özellikle Kuveyt gibi ülkelerde tarımsal üretimin kısmen çölde devam ettiğini ifade eden Demirtürk, bu ülkelerde kullanılan azotlu gübrenin %90’ının Hürmüz Boğazı ve Babülmendep üzerinden dünyaya ulaştırıldığını kaydetti. Bu durum, bir kesintinin doğrudan gıda üretimini vuracağı anlamına geliyor.
Krizin yalnızca Körfez ülkeleri ile sınırlı kalmayacağını vurgulayan Demirtürk, Avrupa’yı da işaret etti. Kuveyt kadar büyük rezervlere sahip olmayan ve gıda stoklarını sınırlı tutabilen Kıta Avrupası’nda da birkaç ay içinde tarım faaliyetlerini etkileyecek daha büyük bir krizle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerin temel ihtiyaçlarını büyük ölçüde dışarıdan karşıladığına dikkat çeken Demirtürk, bu ülkelerde su gibi temel tedarik maddeleriyle birlikte birçok gıda ürününün dışarıdan geldiğini söyledi. Hürmüz’deki limanların bu kritik dağıtımın ana merkezi konumunda olduğunu ifade etti.
Demirtürk’e göre, çatışmaların uzaması halinde etkiler çok daha sert hissedilecek. Savaşın birkaç aya yayılması durumunda bu krizin Körfez ülkelerinin tamamında şiddetleneceğini belirtti. Bu ülkelerin petrol zengini olmalarına rağmen, neredeyse tüm tarım ürünlerinde, elektronik cihazlarda ve tekstilde dışa bağımlı olduklarını vurguladı.
İran’ın bu süreci planlı bir stratejiyle yönettiğini savunan Demirtürk, yaşananların tesadüfi olmadığını öne sürdü. Demirtürk, İran’ın tedarik zincirlerini planlı şekilde hedef aldığını ve bunun yalnızca son 19 günün meselesi olmadığını, 1990’lardan bu yana böyle bir senaryoya hazırlanan bir yapının var olduğunu iddia etti.
İran’ın Hürmüz, Basra Körfezi ve Babülmendep hattı üzerinden denge kurabildiğini belirten Demirtürk, bunun küresel piyasalara etkisine dikkat çekti. İran’ın petrol fiyatlarının ne kadar yükselebileceğini ve nasıl manipüle edilebileceğini bildiğini, attığı adımlarla dünya borsaları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.
Demirtürk, bölge ülkelerinin attıkları adımları kayıplarını bilerek attığını dile getirerek, olası bir tedarik krizinin kısa sürede küresel boyuta ulaşabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Sizce Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir krizde en çok hangi sektör etkilenir?