Yahu arkadaş, durun artık! Statlara bakıyorum, tribünlere bakıyorum, çocuk sesi yok! Baba-oğul, anne-kız maça gidemiyor. Neden mi? Çünkü bir ailenin iki bilet, iki de içecek alabilmesi için aylık market parasını gözden çıkarması gerekiyor. Bu ne cüret, bu ne vicdansızlık? Bu fiyatlarla biz, bu sporu gelecek nesilden çalıyoruz!
Aile Bütçesi Değil, Servet İstiyorlar
Hadi gel şu rakamlara bakalım. En uçuk takımların maçında, vasat bir koltuk için 500-600 TL'yi gözden çıkarıyorsun. Yanına bir çocuk aldın mı? 1000 TL bitti. Ulaşım, yeme-içme derken, bir aile için 1500-2000 TL'lik bir gün! Bu parayla aile Anadolu'da tatile gider, iki aylık faturalarını öder! Spor, halkın afyonu olacaktı, lüks tüketim ürünü oldu çıktı. Kulüpler, federasyonlar sadece kısa vadeli kâr peşinde. Peki ya uzun vadeli gelecek? O tribünlerde büyüyecek, takımına aşık olacak, 50 yıl sonra da destekleyecek çocuklar nerede?
Geleceğin Taraftarını Bugünden Kaybediyoruz
Futbolu, basketbolu sadece ekrandan izleyen bir nesil yetişiyor. Stat atmosferini, 90 dakika boyunca terini, nefesini, heyecanını takımınla paylaşmayı, o kolektif ruhu hiç bilmeyecekler. Ekranda izlenen maçla, tribünde yaşanan maç aynı şey mi? Değil! O çocuk, ekranda izlediği takıma asla gerçek bir aidiyet hissedemeyecek. Kulüplerin marka değeri, sosyal medya takipçisi artıyor olabilir ama gerçek, özverili, canlı taraftarını kaybediyor. Bu, sporumuzun geleceği için en büyük tehdit.
Çözüm Yok Mu? Var Tabii Ki!
İlk adım: Her takım, her maç için belli sayıda ucuz, erişilebilir "aile bölgesi" veya "çocuk biletleri" ayırmalı. İkincisi: Yerli ligin maçlarında, özellikle seyircisiz kalınan karşılaşmalarda, okullarla işbirliği yapılıp çocuklar davet edilmeli. Üçüncüsü ve en önemlisi: Kulüpler sadece bilet gelirine odaklanmak yerine, uzun vadeli taraftar yetiştirmenin bir yatırım olduğunu anlamalı. Bugün bedava/ucuz bilet verdiğin çocuk, yarının 30 yıllık abonesi, formasını alan, her maça koşan sadık taraftarı olacak.
Sonuç olarak, bu gidişatı durdurmazsak, statlar sadece "durumu iyi" olanların sosyalleşme alanına dönecek. O efsanevi tribün kültürü, yerini steril, sessiz seyirci gruplarına bırakacak. Biz bu sporu çocuklarımızdan, geleceğimizden çalıyoruz. Bu bir isyandır! Siz ne düşünüyorsunuz? Siz de ailenizle maça gidemiyor musunuz? Haksız mıyım?
Hadi gel şu rakamlara bakalım. En uçuk takımların maçında, vasat bir koltuk için 500-600 TL'yi gözden çıkarıyorsun. Yanına bir çocuk aldın mı? 1000 TL bitti. Ulaşım, yeme-içme derken, bir aile için 1500-2000 TL'lik bir gün! Bu parayla aile Anadolu'da tatile gider, iki aylık faturalarını öder! Spor, halkın afyonu olacaktı, lüks tüketim ürünü oldu çıktı. Kulüpler, federasyonlar sadece kısa vadeli kâr peşinde. Peki ya uzun vadeli gelecek? O tribünlerde büyüyecek, takımına aşık olacak, 50 yıl sonra da destekleyecek çocuklar nerede?
Futbolu, basketbolu sadece ekrandan izleyen bir nesil yetişiyor. Stat atmosferini, 90 dakika boyunca terini, nefesini, heyecanını takımınla paylaşmayı, o kolektif ruhu hiç bilmeyecekler. Ekranda izlenen maçla, tribünde yaşanan maç aynı şey mi? Değil! O çocuk, ekranda izlediği takıma asla gerçek bir aidiyet hissedemeyecek. Kulüplerin marka değeri, sosyal medya takipçisi artıyor olabilir ama gerçek, özverili, canlı taraftarını kaybediyor. Bu, sporumuzun geleceği için en büyük tehdit.
İlk adım: Her takım, her maç için belli sayıda ucuz, erişilebilir "aile bölgesi" veya "çocuk biletleri" ayırmalı. İkincisi: Yerli ligin maçlarında, özellikle seyircisiz kalınan karşılaşmalarda, okullarla işbirliği yapılıp çocuklar davet edilmeli. Üçüncüsü ve en önemlisi: Kulüpler sadece bilet gelirine odaklanmak yerine, uzun vadeli taraftar yetiştirmenin bir yatırım olduğunu anlamalı. Bugün bedava/ucuz bilet verdiğin çocuk, yarının 30 yıllık abonesi, formasını alan, her maça koşan sadık taraftarı olacak.
Sonuç olarak, bu gidişatı durdurmazsak, statlar sadece "durumu iyi" olanların sosyalleşme alanına dönecek. O efsanevi tribün kültürü, yerini steril, sessiz seyirci gruplarına bırakacak. Biz bu sporu çocuklarımızdan, geleceğimizden çalıyoruz. Bu bir isyandır! Siz ne düşünüyorsunuz? Siz de ailenizle maça gidemiyor musunuz? Haksız mıyım?