| Waltz, bu iki ülkenin komitenin çalışmalarını engellemesini "kötü niyetli" olarak tanımladı. Ayrıca, her iki ülkenin de BM kararlarını ihlal ederek İran'la askeri ticaret bağlarını sürdürdüğünü öne sürdü. BM’ye üye tüm devletlerin İran'a karşı silah ambargosunu uygulamaya devam etmesi gerektiğini vurgulayan Waltz, "ABD, İran'ın füze, insansız hava aracı ve nükleer programıyla dünyayı rehin almasını engellemek için çalışmaya devam edecektir." açıklamasını yaptı. Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise ABD'yi "hukuksuzlukla" suçlayarak yanıt verdi. Nebenzia, Rusya’nın, Güvenlik Konseyi'nin 1737 Yaptırımlar Komitesi'ni yeniden faaliyete geçirmek için hiçbir gerekçe görmediğini kesin bir dille ifade etti. Nebenzia, "ABD'nin Güvenlik Konseyi'nin İran karşıtı kararlarının yeniden ele alınması ve 1737 Komitesi'nin yeniden kurulması konusunu gündeme getirmek için hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır." şeklinde konuştu. Batılı ülkeleri de eleştiren Nebenzia, ABD’nin 2018’de İran'ın nükleer programına ilişkin 2015'te imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) anlaşmasından "yasa dışı ve tek taraflı olarak çekildiğini" hatırlattı. Rus temsilci, ABD ve ilgili Batılı ülkeleri “İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik bir anlaşmaya varılması olasılığını ortadan kaldırmak için mümkün olan her şeyi yapmaya devam etmekle” suçladı. Çin’in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong da 1737 Yaptırımlar Komitesi hakkında yorum yapmayacağını belirterek, "belirli bir ülkenin Konsey'i siyasi amaçlar için manipüle etmeyi bırakması" gerektiğini söyledi. Fu, "ABD ve İsrail, askeri operasyonlarını derhal durdurmalı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) güvenceleri altındaki İran nükleer tesislerine saldırmaktan kaçınmalı, gerilimin daha da tırmanmasını önlemeli ve çatışmanın tüm Orta Doğu bölgesine yayılmasını engellemelidir." dedi. Uluslararası toplumun, dünyanın “orman kanununa geri dönmesine” karşı net bir mesaj vermesi gerektiğini belirten Fu, "İran nükleer krizini tetikleyen şeyin ABD'nin tek taraflı olarak JCPOA'dan çekilmesi olduğunu vurgulamak istiyorum. İran nükleer sorunu siyasi ve diplomatik çözüm yoluna geri dönmelidir." ifadelerini kullandı. Fu, "Ayrıca, kendi güvenilirliğini tamamen hiçe sayıp iki kez İsrail'e katılarak İran'la müzakere sürecinde açıkça güç kullanan ve diplomatik çabaları sonuçsuz bırakan, bu nedenle İran nükleer meselesinin ve krizinin kışkırtıcısı ABD'dir." diye konuştu. BMGK’nin 1737 sayılı kararı ile 2006’da İran’a yönelik yaptırımları denetlemek için kurulan Yaptırımlar Komitesi, faaliyetlerine ilişkin her 90 günde bir Konsey’e rapor sunmakla yükümlüydü. Ancak komitenin faaliyetleri, ABD ile İran arasında 2015’te varılan nükleer anlaşma sonrası BMGK'nin 2231 sayılı kararıyla yaptırımları kaldırması üzerine işlevini yitirmişti. İran, Haziran 2025'te ABD ile müzakere süreci devam ederken İsrail ve ABD'nin saldırıları sonrasında UAEA ile işbirliğini askıya almıştı. İngiltere, Fransa ve Almanya'nın girişimiyle 2231 sayılı BMGK kararında yer alan "snapback mekanizması" 28 Ağustos 2025’te yürürlüğe girerek Tahran'a BM yaptırımları geri getirilmişti. Sizce İran nükleer krizinin çözümü için en etkili yol diplomatik müzakereler mi, yoksa yaptırımların sıkılaştırılması mı? |
|