Çelik, Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyelerin veto yetkisine sahip olduğunu belirterek, bu yetkinin kullanılması halinde kararların çıkamayacağını ifade etti. Rusya ve Çin'in veto kullanmak yerine çekimser kalmasının ise, kararın çıkmasına zımni bir kabul anlamına geldiğini söyledi.
Rusya'nın tutumuna da değinen Çelik, Moskova'nın özellikle Ukrayna savaşı nedeniyle uluslararası sistemde sıkışmış bir pozisyonda olduğunu belirtti. Bunun yanı sıra Astana sürecinin son dönemlerinden itibaren Suriye jeopolitiğinde Rusya ile İran arasında ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu ifade etti.
Çelik’e göre, İran'ın Orta Doğu'daki etkisi ve Doğu Akdeniz'deki vekil unsurlar üzerinden yürüttüğü faaliyetler, son iki yılda Rusya’nın çıkarları açısından olumsuz bir tablo ortaya çıkardı. Benzer şekilde Hazar ve Kafkasya jeopolitiğinde, özellikle II. Karabağ Savaşı sürecinde de Rusya ile İran arasında farklı angajmanların ortaya çıktığına dikkat çekti.
Tüm bu unsurlara rağmen Rusya ile İran'ın uzun süredir Batı'ya karşı ortak bir blok içerisinde görüldüğünü söyleyen Çelik, ancak son oylama ve savaş sürecinde bu müttefiklik algısının tam anlamıyla teyit edilmediğini belirtti.
Çin ile İran ilişkilerine de değinen Çelik, iki ülkenin 2021 yılında 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzaladığını hatırlattı. Bu anlaşmanın iki ülkeyi fiilen müttefik konumuna getirdiğini ifade eden Çelik, ancak bu ilişkinin henüz beklenen düzeyde test edilmediğini söyledi.
Çelik, Rusya ve Çin'in İran’a dolaylı destek verdiğine yönelik bazı iddiaların bulunduğunu, örneğin Çin’in İran’a hava savunma sistemlerini destekleyici bazı teknolojiler sağladığı yönünde söylentiler olduğunu belirtti. Ancak bu bilgilerin resmi kaynaklarla doğrulanmadığını ve kesin veri olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Uluslararası ilişkilerde değerlendirmelerin resmi verilere dayanması gerektiğini belirten Çelik, eldeki en somut verinin Birleşmiş Milletler'deki oylama sonucu olduğunu söyledi.
Çin'in mevcut konjonktürde ABD ile doğrudan askeri rekabete girecek bir pozisyonda olmadığını ifade eden Çelik, özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin yalnızca ABD’yi değil Çin’i de rahatsız eden bir unsur olduğunu sözlerine ekledi.
Sizce Rusya ve Çin'in çekimser kalma stratejisi, İran ile olan ittifaklarında kalıcı bir değişimin işareti olabilir mi?
Rusya'nın tutumuna da değinen Çelik, Moskova'nın özellikle Ukrayna savaşı nedeniyle uluslararası sistemde sıkışmış bir pozisyonda olduğunu belirtti. Bunun yanı sıra Astana sürecinin son dönemlerinden itibaren Suriye jeopolitiğinde Rusya ile İran arasında ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu ifade etti.
Çelik’e göre, İran'ın Orta Doğu'daki etkisi ve Doğu Akdeniz'deki vekil unsurlar üzerinden yürüttüğü faaliyetler, son iki yılda Rusya’nın çıkarları açısından olumsuz bir tablo ortaya çıkardı. Benzer şekilde Hazar ve Kafkasya jeopolitiğinde, özellikle II. Karabağ Savaşı sürecinde de Rusya ile İran arasında farklı angajmanların ortaya çıktığına dikkat çekti.
Tüm bu unsurlara rağmen Rusya ile İran'ın uzun süredir Batı'ya karşı ortak bir blok içerisinde görüldüğünü söyleyen Çelik, ancak son oylama ve savaş sürecinde bu müttefiklik algısının tam anlamıyla teyit edilmediğini belirtti.
Çin ile İran ilişkilerine de değinen Çelik, iki ülkenin 2021 yılında 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzaladığını hatırlattı. Bu anlaşmanın iki ülkeyi fiilen müttefik konumuna getirdiğini ifade eden Çelik, ancak bu ilişkinin henüz beklenen düzeyde test edilmediğini söyledi.
Çelik, Rusya ve Çin'in İran’a dolaylı destek verdiğine yönelik bazı iddiaların bulunduğunu, örneğin Çin’in İran’a hava savunma sistemlerini destekleyici bazı teknolojiler sağladığı yönünde söylentiler olduğunu belirtti. Ancak bu bilgilerin resmi kaynaklarla doğrulanmadığını ve kesin veri olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Uluslararası ilişkilerde değerlendirmelerin resmi verilere dayanması gerektiğini belirten Çelik, eldeki en somut verinin Birleşmiş Milletler'deki oylama sonucu olduğunu söyledi.
Çin'in mevcut konjonktürde ABD ile doğrudan askeri rekabete girecek bir pozisyonda olmadığını ifade eden Çelik, özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin yalnızca ABD’yi değil Çin’i de rahatsız eden bir unsur olduğunu sözlerine ekledi.
Sizce Rusya ve Çin'in çekimser kalma stratejisi, İran ile olan ittifaklarında kalıcı bir değişimin işareti olabilir mi?