Prof. Dr. Yalçın, İran'ın Amerika Birleşik Devletleri gibi güçlü bir aktörle doğrudan ve simetrik bir çatışmaya girmesinin mümkün olmadığını bildiğini ifade etti. Bu nedenle İran'ın, çatışmayı coğrafi olarak yayma ya da petrol fiyatları gibi kritik ekonomik faktörler üzerinden etkileyebileceğini düşündüğü alanlara taşıma eğilimi gösterdiğini dile getirdi. Bu stratejinin, ülkenin mevcut bölgesel konumlanışını ve uluslararası ilişkilerdeki hamlelerini şekillendirdiğine dikkat çekti.
Türkiye'nin yakınlarından geçtiği belirtilen iki füze olayına da değinen Yalçın, bu füzelerin doğrudan hedefinin Türkiye olmadığını veya İran tarafından atılmadığını ima eden açıklamaların "tuhaf bir karmaşa" yarattığını söyledi. Yaşanan bu belirsizliğe rağmen, Türkiye'nin başından beri İran'a en fazla yardımcı olan ülkelerden biri olduğunun altını çizdi. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı'nın İran'a yönelik yaptığı açıklamaların uyarı niteliği taşıdığını vurguladı.
Yalçın'a göre, İran'ın mevcut zorlu durumdan bir çıkış yolu arayışında tek tutunabileceği dal Türkiye kaldı. İran'ın kendi içinde makul olduğunu düşündüğü senaryolar kurgulayabileceğini ancak bu tür adımların ülkeye fayda sağlamayacağını belirtti. Türkiye'ye gönderilecek füzelerin ya da benzeri provokatif eylemlerin bu anlamda yardımcı olmaktan çok, durumu daha da karmaşık hale getirebileceği uyarısında bulundu.
İran'ın, Körfez ülkeleri veya Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidiyle meseleyi ekonomik alana çekerek Donald Trump'ı ikna edici adımlar atmaya çalıştığını söyleyen Yalçın, bu yöntemlerin de Türkiye'ye yönelik füze eylemleriyle desteklenmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Türkiye'ye bulaşmanın hiçbir senaryoda makul olmadığını belirterek, bu tür eylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Hasan Basri Yalçın, savaş başlamadan önce İran'ın bu savaştan kaçınmak için ufak bir şansı olduğunu ve bunun da İstanbul'da yürütülecek müzakereler sayesinde gerçekleşebileceğini dile getirdi. Ancak İranlıların, Türkiye ile rekabet etme düşüncesini bir kenara bırakamayarak meseleyi Umman'a taşıdıklarını ifade etti. Yalçın, Amerikalıların da açıklamalarını doğruladığı bu durumun, meselenin Umman'da çözülemeyecek kadar karmaşık olduğunu gösterdiğini belirtti.
Aslında bu karmaşık meselenin çözülebilme ve bir anlaşmaya varılabilme ihtimalinin en yüksek olduğu yerin İstanbul olduğunu yineleyen Yalçın, İran'ın bu kritik fırsatı maalesef değerlendiremediğini sözlerine ekledi. İstanbul'un diplomatik bir merkez olarak sunduğu imkanların, bölgedeki gerilimin azaltılması için eşsiz bir zemin oluşturduğunu ancak bu potansiyelin kullanılamadığını anlattı.
Sizce İran'ın bölgesel stratejilerinde Türkiye'nin rolü ne kadar belirleyici olabilir?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.