| Ancak bu ayda dünyanın birçok yerinde savaş, çatışma ve zulmün sıradanlaştığına şahit olunduğunu ifade etti. Duran, insanlığın merhamet kaybı ve birlikte yaşama iradesindeki zayıflama ile karşı karşıya olduğunu vurguladı. Türkiye'nin yanı başında iki haftadır devam eden hava saldırılarına dikkat çeken Duran, bu savaşın uzama ve bölgeyi istikrarsızlaştırma riskinin ciddiyetini koruduğunu söyledi. Orta Doğu'daki ateş büyürken, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin güvenirliğinin eridiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Dünya 5'ten büyüktür" eleştirisinin bugün daha haklı olduğunu belirten Duran, diplomasinin araçsallaştırıldığı ve normatif çöküşün yaşandığı bir dönemde olduğumuzu ifade etti. Bazı uluslararası örgütlerin fonksiyonlarını yerine getiremediğini, Avrupa Birliği gibi aktörlerin de çözüm üretme kapasitesini gösteremediğini dile getirdi. İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırgan tutumunun büyüdüğünü söyleyen Duran, ABD ve İsrail'in saldırılarının kabul edilemez olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin uzun süredir bölge ülkelerinin kendi meselelerini kendilerinin çözmesi gerektiğini savunduğunu hatırlattı. Ancak bazı aktörlerin bu konuda işbirliği göstermediğini ve rekabetin dayanışmaya dönüşmediğini belirtti. İran'a yönelik saldırılar ve İran'ın misillemelerinin bölge için bir 'kaybet kaybet' denklemi olduğunu vurguladı. Yaşananların sadece petrol fiyatlarını etkilemediğini, güvenliğin artık sınırda değil semada, piyasada ve ekranda başladığını söyledi. Bu durumda kimsenin kendini izole edemeyeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başından beri sergilediği lider diplomasisi ile bu yangını söndürmek için çaba gösterdiğini dile getirdi. Meselelerin mezhepçilik ve etnik ayrımcılık boyutuna çekilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bölgedeki gerilimlere rağmen Türkiye'nin 'selamet ülkesi' olma hüviyetini muhafaza ettiğini belirtti. İç siyasette "Terörsüz Türkiye" süreci ile iç cephenin tahkim edildiğini söyledi. İletişim Başkanlığı olarak devletin politikalarını anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Duran, haberin doğru, hızlı ve güvenilir olmasının çok değerli olduğunu vurguladı. Basın mensuplarının son savaş sürecindeki performansını takdir ettiğini ve teşekkür ettiğini söyledi. Bir yandan gazetecilerin sorunlarını çözmeye çalıştıklarını, diğer yandan memleket meselelerinde hep birlikte çalışılması gerektiğini belirtti. Manipülasyon ve dezenformasyonun yayılma hızının kontrol edilmesinin önemine değindi. Sosyal medyanın karmaşık hali karşısında geleneksel medya ve sorumluluk sahibi dijital yayıncıların rolünün etkili olduğunu kaydetti. Ekranların bir savaş cephesine dönüştüğünü, savaşların kamuoyunun zihninde başladığını ifade etti. Yapay zeka içerikleri ve organize propaganda ağlarının masum olmadığını, bunları yakından takip ettiklerini söyledi. Enformasyon mücadelesinin artık ulusal güvenliğin asli başlıklarından biri haline geldiğini vurguladı. Sahada görev yapan gazetecilerin arkasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin olduğunu belirtti. Basın çalışanlarının düşük ücretleri ve reklam gelirlerinin dijitale kayması gibi sorunlarla ilgili çalışmalar yürüttüklerini aktardı. Basın kartı, akreditasyon ve sahadaki medya koordinasyonu gibi konularda İletişim Başkanlığı olarak destek vermeye devam edeceklerini ifade etti. İnternet haber sitelerindeki gazetecilere basın kartı verilmesi gibi adımları hatırlattı. Ancak bunların yeterli olmadığını, daha fazla çalışılması gerektiğini ve kendisinin de yoğun bir mesai içinde olduğunu sözlerine ekledi. Sizce enformasyon mücadelesi ve dezenformasyonla mücadele, ulusal güvenlik için ne kadar kritik bir öneme sahip? |
|