🇹🇷 İstiklal Marşı'nın Kabulünün 105. Yılı: Mehmet Akif'in Efsanevi Hikayesi

📍Türkiye Büyük Millet Meclisi, kuruluşundan bir yıl sonra duyulan ihtiyaç üzerine “Milli Marş” yazımı için 500 lira ödüllü bir yarışma düzenledi. Bu ödülün miktarını ve yarışmanın düzenlenmesini yürüten dönemin Maarif Vekili Rıza Nur, yarışmaya güfte dışında beste için de ayrıca 500 lira ödül koydu.

Yarışmaya olabildiğince çok katılım olması için Meclis tarafından aktif gazetelere ve ülkenin her yerine bilgi gönderildi. Bu çabalar sonucunda, açılan yarışma için belirlenen süre olan 6 ay içinde toplam 724 şiir gönderildi.

İstiklal Marşı yazılması için TBMM tarafından gönderilen ilanın orijinal metni şu şekildeydi: “Şairlerimizin dikkatine; Milletimizin dahili ve harici İstiklal uğruna girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklal Marşı, Umur-u Maarif Vekili Celilesi'nce müsabakaya vazedilmiştir.”

Açıklamada, “İşbu müsabaka, 23 Kanun-u evvel sene 36 tarihine kadar olup bir heyeti edebiye tarafından, gönderilen eserler arasından intihap edilecektir ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükafat verilecektir” ifadeleri yer alıyordu. Ayrıca beste için de sonradan ayrı bir yarışma açılacağı duyuruldu.

Bu 724 şiirin değerlendirilmesi için Meclis bünyesindeki Maarif Vekaleti bir komisyon oluşturdu. Komisyondaki uzmanlar, tüm şiirleri tek tek okuyarak değerlendirme yaptı ve aralarından 6 tanesini seçti.

Para ödülü konulduğu için yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy, daha sonra Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ısrarı üzerine Taceddin Dergahı’nda kaleme aldığı şiiriyle yarışmaya katıldı.

“Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen Ersoy'u ikna etmek için Hamdullah Suphi, kendisine bir mektup yazdı. Mektupta, “Zat-ı üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır” ifadelerini kullandı.

Yapılan elemeler sonucu TBMM’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edildi. Meclis’te İstiklal Marşı’nı okuyan ilk kişi de Hamdullah Suphi Tanrıöver oldu.

Mehmet Akif Ersoy, marşın kabulü sonrası bütçeden ayrılan 500 lira ödemeyi, kadın ve çocuklara mesleki eğitim veren Darül Mesai Vakfı’na bağışladı. İstiklal Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmeyen Ersoy, marşın Türk milletinin eseri olduğunu beyan etti.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930’a kadar çalındı.

1930 yılında beste değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konuldu. Marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini ise İhsan Servet Künçer yaptı.

Osman Zeki Üngör’ün yakın dostu Cemal Reşit Rey ile yapılmış bir röportaja göre, bu beste aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştı ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemişti. Söz ve melodideki bazı uyum eksikliklerinin esas sebebi de budur.

Protokol gereği, günümüzde İstiklal Marşı olarak sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde söyleniyor. Bazı kaynaklara göre İstanbul Fatih’te, bazılarına göre ise Çanakkale Bayramiç’te 1873’ün aralık ayında doğan Mehmet Akif, ilk şiirlerini okul yıllarında yazmaya başladı.

Şair, babasının 1888’de vefatının ardından yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Mülkiye Mektebi’ni bırakıp, Halkalı Baytar Mektebi’ne kaydoldu. Mezuniyetinin ardından memuriyet hayatına başlayan ve Anadolu, Rumeli ve Şam’da görev yapan Mehmet Akif, 1898’de evlendi.

Ünlü kitabı “Safahat” 1911’de yayımlandı. Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na dahil olmasıyla birlikte, Mehmet Akif yazılarıyla devlete destek olmaya çalıştı ve Teşkilat-ı Mahsusa’ya katıldı.

Milli Şair, 1914’te İngiliz ve Fransız propagandasına karşılık vermek üzere Berlin’e gönderildi. Akif, aynı hedeflerle 1915’in mayıs ayında Arabistan’a gitmek üzere yola çıktıktan sonra Çanakkale Zaferi’nin haberini aldı.

Ankara’da 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla, Mehmet Akif Ersoy, Mustafa Kemal’in davetiyle 24 Nisan 1920’de Ankara’ya ulaştı ve Taceddin Dergahı’na yerleşti. Ankara’dayken Burdur milletvekili olan Ersoy’un halka yaptığı konuşmalar yayımlandı.

İstiklal Marşı’nı 48 yaşında kaleme alan Mehmet Akif Ersoy, meclis seçimlerine tekrar katılmayı düşünmedi. 1926’da ailesi ile birlikte Mısır’a yerleşen şair, orada da Mısır Üniversitesi’nde Türk Dili eğitimi verdi.

Mehmet Akif, 1935’te hastalandı ve memleket özlemiyle 1936’da İstanbul’a döndü. Büyük şair, 27 Aralık 1936’da Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda vefat etti. Tabutu Türk Bayrağı’na sarılan Akif, Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.

Sizce İstiklal Marşı’nın bugünkü nesillere aktarılmasında en önemli sorumluluk kimlere düşüyor?
istiklal-marsi-aa-2341061.jpg
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri