🛡️ Ömer Çelik'ten Kritik Değerlendirmeler: İran Saldırıları, Dünya Düzeni ve KKTC Güvenliği

📍 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bir televizyon kanalında katıldığı programda gündemdeki kritik konulara dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Çelik, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından, değişen dünya düzenine ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğine kadar birçok başlıkta önemli mesajlar verdi.

Çelik, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran'a yapılan saldırıları, bilinen siyasi tarih açısından "en korkunç savaşlardan biri" olarak nitelendirdi. Bu saldırıların hiçbir hakkaniyet ve hukuki temeli olmadığını belirten Çelik, durumu "doğrudan saldırganlık, barbarlık" olarak tanımladı.

Saldırıların, İran'la nükleer müzakerelerin Viyana'da üçüncü görüşme için hazırlanıldığı bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çeken Çelik, bu durumun diplomasinin geleceği üzerindeki olumsuz etkilerine değindi. "Diplomasi masasını bundan sonra kim ne için kursun?" sorusunu yönelten Çelik, diplomasinin aslında savaşları önlemek, insanlık için sorun doğurabilecek maliyetleri engellemek amacıyla kurulduğunu hatırlattı.

Ömer Çelik, saldırıların dünya düzeni üzerindeki etkilerine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uzun süredir İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya düzeninin dikişlerinin zorlandığını ve güncellenmesi gerektiğini konuştuklarını hatırlatan Çelik, yaşanan bu olayla birlikte artık "düzen diye bir şey kalmamıştır" ifadesini kullandı. Ona göre, "düzenin güncellenmesi" diye bir kavramdan bahsetmek mümkün değildir çünkü ortada güncellenecek bir düzen kalmamıştır.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, güç yoluyla iki ülkenin başka bir ülkeyi haksız, hukuksuz, saldırgan ve vahşi bir şekilde hedef almasının, bilinen anlamda düzen ve kural kavramını tamamen ortadan kaldırdığına işaret etti. Bu durumun uluslararası ilişkilerdeki temel prensipleri sorgulattığını vurguladı.

Saldırıların "rejim değişikliği talebiyle yapıldığı" iddialarına da değinen Çelik, her beğenilmeyen rejime bir başka ülkenin savaş açması durumunda dünyada barış içinde bir metrekare yer dahi kalmayacağını dile getirdi. Böyle bir yaklaşımın tüm dünyayı kan gölüne çevireceği uyarısında bulundu.

Hristiyan din adamlarının ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı sürerken Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump için dua etmesine ilişkin bir soru üzerine Çelik, savaşın duayla kutsanamayacağını net bir dille ifade etti. Bu tür dini ritüellerin savaşın vahşetini hafifletmeyeceğini belirtti.

Türkiye'nin müzakerelere ev sahipliği yapması durumunda daha farklı sonuçların olup olmayacağı yönündeki soruya ise Çelik, iki farklı görüşle yanıt verdi. Bir akademisyen dostunun "İyi ki Türkiye'de olmamış, sıkıntılı olurdu" değerlendirmesini aktaran Çelik, kendisinin ise karşıt görüşten yana olduğunu belirtti.

Çelik, "Hayır, İstanbul'da olsaydı, Türkiye'de olsaydı, Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde olsaydı bu masanın ağırlığı başka türlü olurdu" dedi. Türkiye'nin Ukrayna-Rusya Savaşı dahil birçok kriz bölgesinde masa kuran ve bu konularda bütün tarafların desteğini alan bir ülke olduğunu hatırlatarak, böyle bir ev sahipliğinin muhakkak suretle farklı bir ağırlık katacağını vurguladı.

İran'da Uzmanlar Meclisi'nin, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki hava saldırısında hayatını kaybeden Ali Hamaney'in ardından liderlik makamına oğlu Mücteba Hamaney'in seçilmesiyle ilgili konuda ise Çelik, İran devleti ve halkının iradesine saygı duyduklarını ifade etti.

Çelik, "Çok radikal bir politika değişikliği, 'Dini liderin şu ya da bu kişi olmasına göre politika değişir.' demek İran'ı ve İran devlet mimarisini, işleyişini çok tanımamak anlamına da gelebilir" değerlendirmesinde bulunarak, İran'ın köklü devlet yapısına dikkat çekti.

Trump'ın bu savaşı başlatırken bundan nasıl çıkacağına yönelik bir stratejisi olmadığı yönündeki tartışmalara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ömer Çelik, ilk başta ABD'nin daha çok İran üst düzeyini hedef alıp, İran'ın füze kapasitesini yok etme odaklı bir yaklaşım içinde gözüktüğünü belirtti.

Çelik, İsrail'in ise topyekûn rejimi, nükleer konuları, füze kapasitesini ve daha da ötesi İran'ın bütün bir devlet mimarisini hedef alan bir yaklaşım ortaya koyduğunu aktardı. Hiç kimsenin bir ülkeye rejim değişikliği için saldırma hakkı olmadığını vurgulayan Çelik, İsrail'in kendi kafasına göre bu kadar Siyonist, katliamcı, soykırımcı bir devlet olarak etrafındaki ülkelerin rejimini şekillendirmeye çalıştığını ve savunma kapasitelerini yok etmeye çalıştığını dile getirdi.

Bir ülkeye sırf rejimi için ya da o ülkenin savunma hakkı olmasın diye saldırmanın barbarlığın ve saldırganlığın ta kendisi olduğunu ifade eden Çelik, bu argümanların meselenin yerli yerine oturmadığını gösterdiğini söyledi. Tahran'daki rafineri vurulduğunda halkın üzerine ateş yağdığını, liderlik kapasitesi yok edildiğinde ise çeşitli ayrılıkçı hareketlerin hareketlenmeye başladığını belirterek, topyekûn İran halkının cezalandırılmış olduğunu vurguladı.

Çelik, İran'ın büyük bir ülke, kadim bir kültüre sahip olduğunu ve sorunları olsa da bunları kendi dinamikleri içerisinde çözmesi gerektiğini ifade etti. Amerika ve İsrail'in yaptığı gibi barbar saldırganlığın hiçbir sonuç getirmeyeceğini, bunun Afganistan ve başka yerlerde denendiğini belirterek, kara harekâtı gibi değerlendirmelerin ise çok daha korkunç sonuçlara yol açacağı uyarısında bulundu.

İsrail'in Orta Doğu'nun haritasını değiştirmek gibi herhangi bir hakkı ve hukukunun söz konusu olmadığının altını çizen Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür" sözünün Birleşmiş Milletler'de (BM) çok duyulduğunu hatırlattı. Ancak Cumhurbaşkanı'nın bir diğer sözünün ne kadar önemli olduğunun şimdi daha iyi anlaşıldığını belirtti.

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM kürsüsünden defalarca haritayı göstererek, "BM'de şu anda bizi dinleyenlere ve dünyaya soruyorum. İsrail'in sınırları neresidir? Şimdi bir devletin sınırları belirsiz olabilir mi?" diye sorduğunu aktardı. Bölgesel ve küresel düzenin tehdit altında olmasının kaynağının İsrail olduğunu, dünyanın her yerindeki Yahudilerin güvenliğini tehlikeye sokanın da Netanyahu hükümetinin bu politikaları olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma ve olası bir savaş bağlamında ilk olarak anmaya başlayanların aslında "Siyonist lobinin Batı'daki uzantıları" olduğuna işaret eden Çelik, Türkiye'nin herhangi bir ülkeye dönük saldırgan bir tutumunun bulunmadığını net bir şekilde ifade etti.

Çelik, "Biz savaşın değil, barışın tarafındayız. Biz kaba kuvvetin değil, diplomasinin tarafındayız" diyerek Türkiye'nin ilkesel duruşunu vurguladı. Türkiye'nin kendisini koruyacak, milli güvenliğini her halükarda muhafaza edecek ve ulusal güvenliğini koruma açısından her türlü tehdide karşı savunma sanayisinin geldiği durumdan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hazırlıklarına, istihbarat kapasitesinden iç güvenlik konseptine kadar topyekûn bir hazırlığa yıllardır sahip olduğunu belirtti. Bu hazırlıkların güncellenerek devam ettirildiğini söyledi.

Türkiye'nin kimseden çekinmediğini ve hakkını, hukukunu, milli menfaatlerini müdafaa etmek konusunda herhangi bir tavizin söz konusu olamayacağını dile getiren Çelik, ancak Türkiye'yi belli çevrelerin sürekli savaş ve çatışma bağlamında anmasının dikkati asıl meselelerden uzaklaştıran bir tarafı olduğunu da sözlerine ekledi.

Amerika'nın ve İsrail'in saldırısını "tamamen gayrimeşru, tamamen haksız ve hukuksuz" bulduklarını söyleyerek temel ilkeyi koyduklarını belirten Çelik, bazı İslam ülkelerine füze atışlarının İran'a bir faydası olmayacağı gibi, İsrail'in büyük resimde görmek istediği tabloya dair birtakım sonuçlar çıkarabilecek bir gidişatı olabileceği değerlendirmesini paylaştı.

İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmesine ilişkin olarak Çelik, "Füze, Türk hava sahasını hedeflediği için vuruldu" bilgisini verdi. Hedefinin güneyde Amerikan üsleri olabileceği yönündeki iddialara atıfta bulundu.

Çelik, komşu İran'ın haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğradığını yineleyerek, bu saldırıyı durdurmak için ellerinden gelen bütün diplomatik kapasiteyi ve gücü seferber etmeleri gerektiğini vurguladı. Esas olanın barış masasının kurulması, diplomasinin tekrar çalışmaya başlaması ve saldırının durması için en geniş cephenin oluşturulması gerektiğini söyledi.

İran'daki silahlı ayaklanma konusunda teşvik edilenlere "Kürt gruplar" denmemesi gerektiğine dikkat çeken Çelik, "İran'daki Kürt kardeşlerimizle terör örgütleri farklıdır. 'Kürt gruplar' demek çok yanlış olur. Orada Kürtlerin hepsini ayrılıkçı göstermek gibi bir sonuç çıkar, onu demeyelim. Onlar Kürt grup değil, terörist" ifadeleriyle hassas bir ayrım yaptı.

Milli Savunma Bakanlığı'nca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar çerçevesinde, 6 adet F-16 savaş uçağının ve hava savunma sistemlerinin buraya konuşlandırılmasına ilişkin ise Ömer Çelik önemli açıklamalarda bulundu.

Doğu Akdeniz'deki mevcut durumu hatırlatan Çelik, "KKTC'nin güvenliğini düşünmek zorundayız" dedi. Rum tarafının Siyonizmle, Siyonist saldırganlıkla ve bu soykırımcı şebekeyle en yakın duran taraflardan biri olduğuna dikkat çeken Çelik, bunun alınlarına yazılan bir utanç vesikası olacağını belirtti. Özellikle Yunanistan ve Rum Kesimi'nin bu tür anlaşmalar ve ilişkiler kurduğunu dile getirdi.

Çelik, Türkiye'nin oradaki hak ve menfaatleri açısından, KKTC'nin güvenliğini sağlamak amacıyla kuvvet dengesini daha da pekiştirmek üzere bu adımları atmasının gayet normal olduğunu vurguladı. Bu kararların herhangi bir kimseye karşı atılmış bir adım olmadığını, güvenlik perspektifini güçlendirme açısından atılmış stratejik hamleler olduğunu ifade etti.

Ömer Çelik'in bu kapsamlı değerlendirmeleri ışığında, sizce Ortadoğu'daki mevcut krizler ve uluslararası ilişkilerde diplomasi gelecekte nasıl bir rol oynayabilir?

🚀 Anlık son dakika haberleri ve tartışmalar için Telegram kanalımıza katılın:
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.
omer-celik-aa-1942125.jpg
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri