Akıl tutulması yaşıyorum, cidden! Sabahın köründe, dünyanın öbür ucundaki bir maç için alarm kurup uyanıyorsun. Kahveni alıyorsun, ekran başına geçiyorsun, takımın zor durumda ama umut var. Sonra o an geliyor... Hakem sahaya yürüyor, VAR ekranına bakıyor ve sen kalbini ağzına gelmiş, "kesin iptal" derken, faul diyor! Karşı takım penaltıyı atıyor ve sen sabah 04:15'te odanın karanlığında, sessizliğe karşı küfür etmeye başlıyorsun. Güne başlamanın en lanet, en haksız, en çıldırtıcı yolu bu olabilir!
Sabahın Dördünde Adaletsizlik
O saatte beynin tam çalışmıyor zaten. Mantıklı düşünmek, "tamam sakin ol, bir maç bu" demek mümkün değil. Çünkü o an her şey daha yoğun yaşanıyor. Uykusuzluk, adrenalin ve sonrasında gelen haksızlık hissi... İnsanı yerinden zıplatıyor. Ofsayt mıydı, dokunma mıydı, hiç miydi? Tüm bu sorular beyninde dönüp dururken, günün geri kalanı da mahvoluyor. İşe, okula giderken hâlâ o pozisyonu düşünüyorsun. Hakemin ruh hâli senin tüm gününü belirliyor, bu kabul edilebilir mi?
Küresel Taraftar Çilesi
Premier Lig, Şampiyonlar Ligi derken, bizim gibi farklı zaman dilimlerinde yaşayan taraftarların çilesi bitmiyor. Sevmek için fedakarlık yapıyorsun, uykundan feragat ediyorsun ama karşılığında böyle bir video yardımcı hakem teknolojisi skandalı yiyorsun. Sanki uyanık kalmak yetmiyormuş gibi, bir de sinir krizi geçiriyorsun. O hakem rahat yatağında uyuyordur, ama senin günün berbat olmuştur. Adalet nerede?
Çözüm? Belki De İzlememek... Ama Asla!
Diyorsun ki, "Kardeşim, izleme o saatte, sabah özetine bak." Olur mu öyle şey? Gerçek taraftar canlısına, anına bakar. Riskin farkındayız aslında. Her gece rulet oynuyoruz. Ya harika bir galibiyetle güne başlayacağız ya da böyle tartışmalı bir kararla kahrolacağız. Ama işte, bu bizim sevdamız. Şikayet ederiz, isyan ederiz ama yine de o alarmı kurarız.
Sonuç olarak, bu bir çağrıdır tüm hakemlere ve VAR odasındaki beylere: Sabahın köründe uyanan milyonların psikolojisiyle oynamayın! O kadar net, o kadar bariz hatalar yapmayın ki, insan "acaba ben mi göremiyorum" diye kendinden şüpheye düşmesin. Yoksa sabah 04:00'ta ekrana bağıran bir nesil yetişecek!
Haksız mıyım? Siz de böyle sabahlar yaşadınız mı? Anlatın da bileyim yalnız değilmişim!
O saatte beynin tam çalışmıyor zaten. Mantıklı düşünmek, "tamam sakin ol, bir maç bu" demek mümkün değil. Çünkü o an her şey daha yoğun yaşanıyor. Uykusuzluk, adrenalin ve sonrasında gelen haksızlık hissi... İnsanı yerinden zıplatıyor. Ofsayt mıydı, dokunma mıydı, hiç miydi? Tüm bu sorular beyninde dönüp dururken, günün geri kalanı da mahvoluyor. İşe, okula giderken hâlâ o pozisyonu düşünüyorsun. Hakemin ruh hâli senin tüm gününü belirliyor, bu kabul edilebilir mi?
Premier Lig, Şampiyonlar Ligi derken, bizim gibi farklı zaman dilimlerinde yaşayan taraftarların çilesi bitmiyor. Sevmek için fedakarlık yapıyorsun, uykundan feragat ediyorsun ama karşılığında böyle bir video yardımcı hakem teknolojisi skandalı yiyorsun. Sanki uyanık kalmak yetmiyormuş gibi, bir de sinir krizi geçiriyorsun. O hakem rahat yatağında uyuyordur, ama senin günün berbat olmuştur. Adalet nerede?
Diyorsun ki, "Kardeşim, izleme o saatte, sabah özetine bak." Olur mu öyle şey? Gerçek taraftar canlısına, anına bakar. Riskin farkındayız aslında. Her gece rulet oynuyoruz. Ya harika bir galibiyetle güne başlayacağız ya da böyle tartışmalı bir kararla kahrolacağız. Ama işte, bu bizim sevdamız. Şikayet ederiz, isyan ederiz ama yine de o alarmı kurarız.
Sonuç olarak, bu bir çağrıdır tüm hakemlere ve VAR odasındaki beylere: Sabahın köründe uyanan milyonların psikolojisiyle oynamayın! O kadar net, o kadar bariz hatalar yapmayın ki, insan "acaba ben mi göremiyorum" diye kendinden şüpheye düşmesin. Yoksa sabah 04:00'ta ekrana bağıran bir nesil yetişecek!
Haksız mıyım? Siz de böyle sabahlar yaşadınız mı? Anlatın da bileyim yalnız değilmişim!