Vali Muhammed Sadık Mütemadiyen, insan hakları savunuculuğu iddiasında bulunanların aslında bu hakların ihlalcisi olduğunu savundu. Son 11 gün içinde, Siyonist rejim ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirilen saldırıların eğitim merkezleri, bilim merkezleri, dini merkezler ve tarihi binalara zarar verdiğini ifade etti.
Bu eylemlerin uluslararası protokollere aykırı olduğunu ve savaş suçu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak, Batılı ülkelerin ve uluslararası toplumun bu konudaki sessizliğinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Türk medyasının gücüne atıfta bulunarak, Türk kardeşlerinden dünyaya bu suçları raporlamaları konusunda harekete geçmelerini umduğunu belirtti. Vali, bu desteğin kendileri için değerli olduğunun altını çizdi.
Fulya Öztürk'ün, Tahran ve diğer şehirlerdeki sokak protestolarının süresi ve amacına ilişkin sorusuna Vali Mütemadiyen, İslam Cumhuriyeti'nin halkın rejimi olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Halkın, ülke güvenliğini sağlamada 1979 İslam Devrimi'nden bu yana her zaman rol oynadığını aktardı.
Bugün İsrail ve ABD'den gelen dış tehditler karşısında, halkın tam bir birlik içinde olduğunu ifade etti. Şiiler, Sünniler, Kürtler, Lorlar, Türkler, Beluclar ve Araplar'ın tümünün İran'ın toprak bütünlüğünü korumak için kenetlendiğini söyledi.
Halkın meydanlarda, camilerde ve sokaklarda hazır olduğunu ve saldırılara karşı protesto gösterileri düzenlediğini belirtti. Vali, halkın şehadetten korkmadığını ve Minab ile Tebe'deki Şeceriye Medresesi'nde yaşananları hatırlattı.
Bu saldırılarda, Amerikan füzeleri ile yüzlerce masum öğrencinin hedef alındığını ve birçok çocuğun öldürüldüğünü kaydetti. Bu olayı, kesinlikle tarihe geçecek bir savaş suçu olarak nitelendirdi ve halkın bedel ödemeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.
İran'dan Türkiye'ye füze ateşlenmesi konusundaki soruya ise Vali, bunun kendi uzmanlık alanı olmadığını, yetkililere sorulması gerektiğini söyledi. Ancak, Türkiye ile dost olduklarının ve yakın ilişkilere sahip olduklarının altını çizdi.
Dini, tarihi ve ekonomik bağların güçlü olduğunu, bölgedeki terörist faaliyetlere karşı ortak operasyonlarda birlikte hareket ettiklerini vurguladı. Türkiye'nin yüzyıllardır barış içinde yaşadıkları bir komşu olduğunu ifade etti.
Vali Mütemadiyen, Siyonist rejimin bölgedeki büyük Müslüman ülkeleri bölmeyi hedeflediğini iddia etti. Bugün sıranın İran'da, yarının ise Türkiye'de olabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle sessizliğin bölgedeki güvenlik ve barışı etkileyeceğini savundu.
İki dost ülke arasındaki iyi ilişkiler sayesinde, ABD destekli tehlikeli planlara karşı birlik ve koordinasyon sağlanması temennisinde bulundu. Müslüman ülkelerin birliğinin şu an çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Savaşın süresi ve ateşkes ihtimaline dair soruya Vali, savaşı başlatan tarafın kendileri olmadığını belirterek yanıt verdi. Silahlı kuvvetler de dahil olmak üzere her alanda gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını açıkladı.
Uzun süreli bir savaşa hazırlandıklarını ve Allah'ın izniyle savaşın zafere kadar süreceğini ifade etti. Diğer yandan, halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması ve altyapının sağlanması konusunda da hazırlıkların tamamlandığını sözlerine ekledi.
İran'ın bölgesel politikaları ve uluslararası tepkiler hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Bu eylemlerin uluslararası protokollere aykırı olduğunu ve savaş suçu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak, Batılı ülkelerin ve uluslararası toplumun bu konudaki sessizliğinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Türk medyasının gücüne atıfta bulunarak, Türk kardeşlerinden dünyaya bu suçları raporlamaları konusunda harekete geçmelerini umduğunu belirtti. Vali, bu desteğin kendileri için değerli olduğunun altını çizdi.
Fulya Öztürk'ün, Tahran ve diğer şehirlerdeki sokak protestolarının süresi ve amacına ilişkin sorusuna Vali Mütemadiyen, İslam Cumhuriyeti'nin halkın rejimi olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Halkın, ülke güvenliğini sağlamada 1979 İslam Devrimi'nden bu yana her zaman rol oynadığını aktardı.
Bugün İsrail ve ABD'den gelen dış tehditler karşısında, halkın tam bir birlik içinde olduğunu ifade etti. Şiiler, Sünniler, Kürtler, Lorlar, Türkler, Beluclar ve Araplar'ın tümünün İran'ın toprak bütünlüğünü korumak için kenetlendiğini söyledi.
Halkın meydanlarda, camilerde ve sokaklarda hazır olduğunu ve saldırılara karşı protesto gösterileri düzenlediğini belirtti. Vali, halkın şehadetten korkmadığını ve Minab ile Tebe'deki Şeceriye Medresesi'nde yaşananları hatırlattı.
Bu saldırılarda, Amerikan füzeleri ile yüzlerce masum öğrencinin hedef alındığını ve birçok çocuğun öldürüldüğünü kaydetti. Bu olayı, kesinlikle tarihe geçecek bir savaş suçu olarak nitelendirdi ve halkın bedel ödemeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.
İran'dan Türkiye'ye füze ateşlenmesi konusundaki soruya ise Vali, bunun kendi uzmanlık alanı olmadığını, yetkililere sorulması gerektiğini söyledi. Ancak, Türkiye ile dost olduklarının ve yakın ilişkilere sahip olduklarının altını çizdi.
Dini, tarihi ve ekonomik bağların güçlü olduğunu, bölgedeki terörist faaliyetlere karşı ortak operasyonlarda birlikte hareket ettiklerini vurguladı. Türkiye'nin yüzyıllardır barış içinde yaşadıkları bir komşu olduğunu ifade etti.
Vali Mütemadiyen, Siyonist rejimin bölgedeki büyük Müslüman ülkeleri bölmeyi hedeflediğini iddia etti. Bugün sıranın İran'da, yarının ise Türkiye'de olabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle sessizliğin bölgedeki güvenlik ve barışı etkileyeceğini savundu.
İki dost ülke arasındaki iyi ilişkiler sayesinde, ABD destekli tehlikeli planlara karşı birlik ve koordinasyon sağlanması temennisinde bulundu. Müslüman ülkelerin birliğinin şu an çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Savaşın süresi ve ateşkes ihtimaline dair soruya Vali, savaşı başlatan tarafın kendileri olmadığını belirterek yanıt verdi. Silahlı kuvvetler de dahil olmak üzere her alanda gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını açıkladı.
Uzun süreli bir savaşa hazırlandıklarını ve Allah'ın izniyle savaşın zafere kadar süreceğini ifade etti. Diğer yandan, halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması ve altyapının sağlanması konusunda da hazırlıkların tamamlandığını sözlerine ekledi.
İran'ın bölgesel politikaları ve uluslararası tepkiler hakkında siz ne düşünüyorsunuz?