Gazze'de toprağa düşen masumların acısı ile İran ve Lübnan'da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark olmadığını belirten Kurtulmuş, her bir kaybın aynı hoyratlığın, pervasızlığın ve hukuk tanımaz bir zihniyetin birbirini izleyen sonuçları olduğunu dile getirdi. Gazze'deki çocukların acısına, İran'da okulda katledilen çocukların acısının eklendiğini ifade etti. Kurtulmuş, bölgede yaşananların bütünlük içerisinde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Gazze'deki olayların Suriye'den, Suriye'deki durumun İran'dan, İran'dakinin Lübnan'dan, Lübnan'daki sarsıntının ise Yemen, Somali ve genel bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Türkiye'nin milletçe sahip olduğu ahlaki ve siyasi duruşun net olduğunu belirten Kurtulmuş, medeniyet birikimi, tarih şuuru ve millet vasfının, zulüm karşısında sözü eğip bükmek yerine hakkı açıkça ifade etmeyi gerektirdiğini vurguladı. Zalime zalim, haksıza haksız ve saldırgana saldırgan demenin ahlaki berraklığın bir ifadesi olduğunu söyledi. Kurtulmuş, özellikle böyle dönemlerde konuşmanın vicdani bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, suskunluğun, tarafsızlık gibi gösterilmek istense de çoğu zaman zulmün en konforlu sığınağı haline gelebildiğini ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Gazi Meclis'in bu tür zamanlarda susamayacağını belirten Kurtulmuş, İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin bölgesel istikrarın en belirleyici unsuru olduğunu açıkça dile getirdi. Bu zorlu süreçte sizce Türkiye'nin izlemesi gereken en doğru yol ne olmalıdır?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.
|
|