| Hazırlıklılığın güçlü bir liderlik gerektirdiğini belirten Borrell, bunun sadece afet anında verilen tepkilerle ilgili olmadığını, insanların riskleri anlamasını sağlamak, onları pratik biçimde hazırlamak ve sürecin tam parçası haline getirmek anlamına geldiğini ifade etti. Avrupa’nın doğal afetlerden hibrit tehditlere, siber saldırılardan insansız hava araçlarına ve yapay zekanın istikrarsızlaştırıcı etkilerine kadar geniş bir risk yelpazesiyle karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Borrell, bu tehditlerin farklı olsa da toplumlar üzerindeki etkisinin benzer olduğunu söyledi. Ukrayna örneğine değinen Borrell, savaş öncesinde hazırlık planlarının mevcut olduğunu ancak savaşın gerçekliği karşısında bu planların hızla sınandığını belirterek, Ukrayna’nın en büyük gücünün planlarının kusursuz olması değil, değişen koşullara hızlı şekilde uyum sağlayabilmesi olduğunu kaydetti. Hazırlıklılığın statik bir süreç olamayacağını vurgulayan Borrell, Avrupa’da bu yaklaşımın sürekli, esnek ve değişen tehditlere hızlı yanıt verebilecek şekilde geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Kriz anlarında temel hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesinin önemine işaret eden Borrell, hazırlıklılığın pratikte hastanelerin çalışmaya devam etmesi, enerji ve su arzının sürmesi ve gıdaya erişimin sağlanması anlamına geldiğini ifade etti. Sivil ve askeri unsurlar arasında daha güçlü işbirliği gerektiğini belirten Borrell, özellikle Baltık bölgesi ve Avrupa’nın kuzeydoğu hattının öncelikli alanlar arasında yer aldığını bildirdi. Özel sektörün rolüne de dikkati çeken Borrell, kritik tedariklerin büyük bölümünün özel sektör tarafından sağlandığını, bu nedenle şirketlerin ve tedarik zincirlerinin hazırlıklılık stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. AB’nin bu yıl kapsamlı bir risk ve tehdit değerlendirmesi yayımlayacağını belirten Borrell, ayrıca basit, ölçülebilir ve uygulanabilir asgari hazırlıklılık gerekliliklerinin de açıklanacağını aktardı. Borrell, Orta Doğu’daki kriz sırasında AB Sivil Koruma Mekanizması’nın devreye sokulduğunu hatırlatarak, 23 ülkenin katılımıyla 13 binden fazla kişinin tahliye edildiğini, ancak krizlerin yalnızca ulaştırma değil enerji, çevre ve tedarik zincirleri üzerinde de etkili olduğunu ifade etti. Bu nedenle AB düzeyinde daha güçlü koordinasyon gerektiğini vurgulayan Borrell, farklı sektörler arasında hızlı bilgi paylaşımını sağlayacak bir kriz koordinasyon merkezi kurulmasının planlandığını kaydetti. Borrell, hazırlıklılığın yalnızca Brüksel merkezli bir proje olmadığını belirterek, bunun tüm toplumun sahiplenmesi gereken ortak bir Avrupa sorumluluğu olduğunu sözlerine ekledi. Sizce bir krize hazırlıklı olmak için toplumdaki her bireyin sorumluluk alması nasıl sağlanabilir? |
|