ABD'nin çağrısına ilk tepkilerden biri Kanada'dan geldi. Ottawa yönetimi, operasyona herhangi bir operasyonel destek vermeyeceğini açıkça duyurdu.
Avrupa cephesinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Norveç, aktif bir ablukada yer almayacağını belirtirken; Almanya ve Fransa da bölgeye savaş gemisi gönderme planlarının olmadığını açıkladı.
İspanya, girişimi "tek taraflı" bulduğunu ifade ederek katılmayacağını duyururken, İtalya da askeri tırmanışın parçası olmayacağını bildirdi.
İngiltere ise dikkat çeken bir açıklamayla pozisyonunu ortaya koydu. Londra yönetimi, "Amacımız boğazı kapatmak değil, açık tutmak" diyerek ablukaya mesafeli durduğunu net şekilde ifade etti.
ABD'nin önemli müttefiklerinden Japonya da çağrıya olumsuz yanıt vererek ablukaya katılmayacağını bildirdi. Avustralya ise savaş gemisi talebini reddetti.
Güney Kore ve Çin'den ise net bir katılım sinyali gelmedi. Seul yönetimi resmi bir doğrulama yapmazken, Pekin'den önce "itidal" çağrısı geldi, ardından "içişlerimize karışmayın" uyarısı yapıldı.
Hollanda, konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmayarak sessizliğini sürdürürken, bu tutum da koalisyonun genişleme ihtimalinin zayıf olduğuna işaret etti.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Muhammed Berdibek, süreci sert ifadelerle değerlendirdi. Berdibek, "Trump, müttefiklik algısının içeriğini boşalttı. Trump, aldığı bütün kararlarda müttefiklerini hiçe sayarak uygulama alanı bulacağını zannetti" dedi.
ABD'nin dış politika yaklaşımına dikkat çeken Berdibek, "Trump, NATO'nun işlevsiz olduğunu, Amerika'nın bütün parayı verdiğini ve geri kalan bütün ülkelerin bu güvenlik şemsiyesinin altında kaldığını söyleyerek, aslında bu sistemin yükünü tek başına üstlendiğini savundu" ifadelerini kullandı.
Berdibek, müttefiklerin bu çağrıya neden mesafeli yaklaştığını, "Zaten aklı başındaki herhangi bir ülkenin bu politikayı takip etmesi, onay vermesi mümkün değildi. Nitekim bu durum açıkça görüldü" sözleriyle açıkladı.
Berdibek, ABD-İsrail hattına da değinerek, "Aklı başında olmayan bir diğer ülke İsrail ve Netanyahu da buna destek verdi. Bu ikili, dünyadaki müttefiklik ve diyalog algısının içeriğini ciddi şekilde boşaltıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası ortamın giderek zorlaştığını vurgulayan Berdibek sözlerini, "Bu şartlar altında herhangi bir ülkenin bu ikiliyle iş yapma olasılığını açıkçası çok mümkün görmüyorum" diyerek tamamladı.
Sizce ABD'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik bu çağrısının uluslararası ilişkilere uzun vadeli etkileri ne olur?
Avrupa cephesinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Norveç, aktif bir ablukada yer almayacağını belirtirken; Almanya ve Fransa da bölgeye savaş gemisi gönderme planlarının olmadığını açıkladı.
İspanya, girişimi "tek taraflı" bulduğunu ifade ederek katılmayacağını duyururken, İtalya da askeri tırmanışın parçası olmayacağını bildirdi.
İngiltere ise dikkat çeken bir açıklamayla pozisyonunu ortaya koydu. Londra yönetimi, "Amacımız boğazı kapatmak değil, açık tutmak" diyerek ablukaya mesafeli durduğunu net şekilde ifade etti.
ABD'nin önemli müttefiklerinden Japonya da çağrıya olumsuz yanıt vererek ablukaya katılmayacağını bildirdi. Avustralya ise savaş gemisi talebini reddetti.
Güney Kore ve Çin'den ise net bir katılım sinyali gelmedi. Seul yönetimi resmi bir doğrulama yapmazken, Pekin'den önce "itidal" çağrısı geldi, ardından "içişlerimize karışmayın" uyarısı yapıldı.
Hollanda, konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmayarak sessizliğini sürdürürken, bu tutum da koalisyonun genişleme ihtimalinin zayıf olduğuna işaret etti.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Muhammed Berdibek, süreci sert ifadelerle değerlendirdi. Berdibek, "Trump, müttefiklik algısının içeriğini boşalttı. Trump, aldığı bütün kararlarda müttefiklerini hiçe sayarak uygulama alanı bulacağını zannetti" dedi.
ABD'nin dış politika yaklaşımına dikkat çeken Berdibek, "Trump, NATO'nun işlevsiz olduğunu, Amerika'nın bütün parayı verdiğini ve geri kalan bütün ülkelerin bu güvenlik şemsiyesinin altında kaldığını söyleyerek, aslında bu sistemin yükünü tek başına üstlendiğini savundu" ifadelerini kullandı.
Berdibek, müttefiklerin bu çağrıya neden mesafeli yaklaştığını, "Zaten aklı başındaki herhangi bir ülkenin bu politikayı takip etmesi, onay vermesi mümkün değildi. Nitekim bu durum açıkça görüldü" sözleriyle açıkladı.
Berdibek, ABD-İsrail hattına da değinerek, "Aklı başında olmayan bir diğer ülke İsrail ve Netanyahu da buna destek verdi. Bu ikili, dünyadaki müttefiklik ve diyalog algısının içeriğini ciddi şekilde boşaltıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası ortamın giderek zorlaştığını vurgulayan Berdibek sözlerini, "Bu şartlar altında herhangi bir ülkenin bu ikiliyle iş yapma olasılığını açıkçası çok mümkün görmüyorum" diyerek tamamladı.
Sizce ABD'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik bu çağrısının uluslararası ilişkilere uzun vadeli etkileri ne olur?