Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

📍ABD-İran müzakeresinde Türkiye'nin rolü: Yeni bir masa kurulması ihtimali ne kadar güçlü?

Arabuluculuk girişimleri birkaç koldan yürüyor. En önemli ayaklarından biri olan Ankara, tüm taraflarla konuşabilen tek ülke konumunda bulunuyor. Ancak, yabancı kaynakların geçtiği Türkiye-Mısır-Pakistan devrede iddiası ve Pakistan'da tarafların bir araya gelme ihtimali için henüz Ankara'dan resmi bir açıklama gelmiş değil.

Doğrudan Ankara'nın bu üçlü çerçevede bir arabuluculuğundan bahsedilmemekle birlikte, ateşkese dönük kolaylaştırıcı bir pozisyonda olduğunu söylemek mümkün. Donald Trump'ın "İran'daki elektrik tesislerine saldırı" için tanıdığı süre dolmadan 5 günlük ara açıklaması yapması, belki bu çabalar için önemli bir zaman kazanma olarak görülebilir.

Çünkü İran da karşılığında Körfez ülkeleri ile Ürdün'deki 11 önemli enerji üretim ve tuzdan arındırma tesisini hedef alacağını açıklamıştı. Bu durumun bölge için geri dönüşü imkansız bir hale neden olabileceği belirtiliyor. O yüzden irrasyonel tutumların yerini rasyonel tutumlara bırakması için gayret var.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son 5 günlük trafiğine bakıldığında, Riyad'daki İran toplantısı sonrası Katar ve BAE'ye gittiği görülüyor. Döner dönmez çok yoğun bir telefon diplomasisi gerçekleştirdi. İki günde İran, Mısır, Irak, Katar, Suudi Arabistan, Pakistan, Almanya dışişleri bakanları ile görüştü.

AB Komisyon Başkan Yardımcısı ve ABD'li yetkililerle de telefonda konuştu. Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin büyükelçileri ile Ürdün Büyükelçisi'ni de kabul etti. Son 48 saat içinde İran-Mısır-Suudi Arabistan ve Pakistan ile birden fazla görüşme gerçekleştirildi.

Ateşkeste temel yaklaşım, ABD'nin tutumunun belirleyici olacağı yönünde. Çünkü İsrail'in kendi için yakaladığını düşündüğü bu fırsatı bir daha elde edemeyeceği mantığı ile sonuna kadar gidilmesinden yana tutum sergilediği görülüyor.

Dolayısıyla hem bölge ülkeleri hem Avrupa nezdinde Trump'ın üzerindeki ekonomik ve siyasi baskılar da göz önüne alınarak, bitirmeye daha yakın duruşunun değerlendirilmesi amacıyla taraflara baskı yapılması stratejisi ile hareket ediliyor.

Çok boyutlu ve tüm diplomatik zeminlerin kullanıldığı bir süreç yaşanıyor ve Ankara bu sürecin göbeğinde yer alıyor. Ancak konuşulabilmesi için önce karşılıklı saldırıların durdurulması gerekiyor. Bu ise çok kolay görünmüyor.

Görünen o ki İran, kaybettiği algısına neden olabilecek bir pozisyonda olmak istemiyor. Bu nedenle ABD ile doğrudan veya dolaylı görüşme konusunda şu aşamada resmi açıklamalar hep reddetme üzerine kurulu. Elbette bir güven sorunu mevcut.

Daha önce iki kez ABD-İsrail, İran masadayken saldırdı. "İran ayağında bir de yönetim kimde, yetkili kim? ABD ile görüşmeleri kim yürütecek?" soruları da havada asılı duruyor.

Ankara daha çok savaşın Körfez ülkelerini içine alacak boyuta gelmemesi, İran ile Körfez ülkeleri arasında gerilimin artmamasına dönük girişimlerini sürdürüyor. Ancak İran, "Mevcut tablo ABD ve İsrail saldırılarının bir sonucudur" pozisyonunu koruyor.

İran, "Bölgedeki askeri üs ve tesisleri hedef almak savunma hakkımız çerçevesindedir" açıklamasını yapıyor. Gelecekte Körfez ülkelerinin İsrail ile olan ilişkileri en kritik boyutlardan biri olarak görülüyor.

Savaş sonrası nasıl bir ilişki içine girecekler? Bu önemli sorulardan biri ve bu sorunun yanıtını şekillendirme arayışı sürüyor. Türkiye orta vadede bölge sorunlarını bölge ülkeleri çözmeli şiarı ile ileriki aşamalarda ortak bir bölgesel güvenlik mimarisi hedefi ile hareket ediyor.

Burada Körfez ülkelerinin İran'dan beklentisi, vekil güçler üzerinde bölgeyi domine etmekten vazgeçmesi, nükleer programını bitirmesi, füze programını sınırlandırması yönünde. İran'ın beklentisi ise ABD üslerinin kapatılması ve bazı başka güvencelerin verilmesi.

İsrail'in de toprak elde etme ihtirasını bırakıp, bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırılarına son vermesi temel hedefler arasında. Ama Netenyahu yönetimindeki bir İsrail ile bunu gerçekleştirmek ne kadar mümkün? En sıkıntılı kısım İsrail'in savaşı sona erdirmeye karşı direnişi olarak öne çıkıyor.

Bu nedenle Türkiye, ABD-İran arasında diplomatik temas trafiği yürütüyor. Taraflarla ayrı ayrı konuşuluyor. Savaşın bitirilmesi için taraflara onurlu çıkış bulmanın yolları aranıyor.

ABD durursa İsrail'e karşı da yeni inisiyatifler devreye sokulacak. Ancak Trump'ın çelişkili söylemleri ve İran'ın temkinli duruşu ve gerçekten kimin tarafından yönetildiği sorusu sürecin zorlu noktaları arasında yer alıyor.

Ancak kaynaklar, bir de söylemler yerine sahadaki askeri gerçeklik üzerinden okuma yapmak gerektiğine işaret ediyor. O noktada da tarafların saldırıları sürdürmesi ve ileriye dönük hazırlıkları dikkate alındığında masa kurmanın zorluğuna ve savaşın en az 2 hafta daha sürebileceğine işaret edenler de var.

Sizce mevcut diplomatik trafik, ABD-İran arasında yeni bir müzakere masasının kurulmasına öncülük edebilir mi?
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri