CNN International’ın haberine göre, Trump’ın diplomasi girişimlerinin başarısız olması durumunda, İran’a karşı savaşı önemli ölçüde tırmandırmak için çeşitli seçenekler değerlendiriliyor ancak hiçbir senaryo Washington için ideal görünmüyor. Pentagon’un, İran içindeki bazı stratejik hedeflerin kara birlikleriyle ele geçirilmesini içeren senaryolar hazırladığı belirtiliyor. Ancak görüşmelere katılan kaynaklara göre bu planlar ciddi can kaybı riski taşıyor ve çatışmayı sona erdireceği de kesin değil.
Yine de bu kapsamda hazırlıklarını sürdüren ABD’nin amfibi gemileri USS Tripoli ve USS New Orleans’ın Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssüne yanaştığı, Pentagon’un ayrıca 10 bin askeri bölgeye sevk etmeyi planladığı haberleri geliyor. Uzmanlara göre İran, düşük maliyetli dronlar ve deniz mayınları gibi “asimetrik savaş” yöntemleri ile coğrafi avantajını birleştirerek Hürmüz Boğazı’nda önemli bir üstünlük sağlıyor.
Bu iki unsur, ABD ve müttefiklerinin gemileri korumasını veya boğazı askeri yöntemlerle güvence altına almasını zorlaştırıyor. İran’ın yaklaşık bin 600 kilometrelik kıyı şeridi boyunca konuşlandırılabilen mobil gemisavar füze sistemleri, tehdit alanını boğazın ötesine taşıyor. Dağlık arazi, adalar ve yerleşim alanları ise silah sistemlerinin gizlenmesini kolaylaştırarak tespit edilmesini zorlaştırıyor.
Uzmanlara göre tankerleri korumak için klasik savaş gemisi konvoyları yeterli olmayabilir. Olası bir güvenlik operasyonunun uydu gözetleme sistemleri, devriye uçakları, dronlar ve mayınlardan temizlenmiş özel rotaları içeren çok katmanlı bir savunma yaklaşımı gerektireceği ifade ediliyor. Yetkililer, İran’ın nükleer tesislerinde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik özel operasyon ihtimalini de tartışıyor.
Bazı danışmanlara göre bu tür bir operasyon, Trump’a savaşın sona erdiğini ilan edebileceği net bir başarı sağlayabilir. ABD şimdiye kadar askeri kayıpları sınırlı tutmayı başardı ve bu durum savaş için mevcut kamu desteğinin korunması açısından kritik görülüyor. Oysa olası bir kara harekâtı’nın ciddi can kayıplarını da beraberinde getireceği tahmin edilirken, bunun ABD’de kamuoyu baskısını da artıracağına kesin gözüyle bakılıyor.
ABD bir yandan bölgedeki çatışmayı tırmandıracak adımları hızlandırırken, diğer yandan müzakere masasının hazırlığını yapıyor. Axios’un haberine göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, önceki gün yapılan kabine toplantısında Başkan Donald Trump tarafından olası barış müzakerelerinde Washington’un baş müzakerecisi olarak belirlendi. Savaş öncesi Tahran’a saldırı konusunda temkinli olduğu bilinen Vance’in, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanı sıra Körfez ülkeleri’yle temas kurduğu ve İran’la dolaylı iletişim sürecine dahil olduğu aktarıldı.
ABD yönetimi, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin arabuluculuğunda yüz yüze görüşmeler organize etmeye çalışırken, İran tarafının da onaylaması halinde Vance’in İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile aynı masaya oturabileceği ifade edildi.
Sizce ABD-İran geriliminde önümüzdeki kritik haftalarda hangi senaryo daha güçlü ihtimal: askeri tırmanma mı yoksa diplomasi masasına dönüş mü?
Yine de bu kapsamda hazırlıklarını sürdüren ABD’nin amfibi gemileri USS Tripoli ve USS New Orleans’ın Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssüne yanaştığı, Pentagon’un ayrıca 10 bin askeri bölgeye sevk etmeyi planladığı haberleri geliyor. Uzmanlara göre İran, düşük maliyetli dronlar ve deniz mayınları gibi “asimetrik savaş” yöntemleri ile coğrafi avantajını birleştirerek Hürmüz Boğazı’nda önemli bir üstünlük sağlıyor.
Bu iki unsur, ABD ve müttefiklerinin gemileri korumasını veya boğazı askeri yöntemlerle güvence altına almasını zorlaştırıyor. İran’ın yaklaşık bin 600 kilometrelik kıyı şeridi boyunca konuşlandırılabilen mobil gemisavar füze sistemleri, tehdit alanını boğazın ötesine taşıyor. Dağlık arazi, adalar ve yerleşim alanları ise silah sistemlerinin gizlenmesini kolaylaştırarak tespit edilmesini zorlaştırıyor.
Uzmanlara göre tankerleri korumak için klasik savaş gemisi konvoyları yeterli olmayabilir. Olası bir güvenlik operasyonunun uydu gözetleme sistemleri, devriye uçakları, dronlar ve mayınlardan temizlenmiş özel rotaları içeren çok katmanlı bir savunma yaklaşımı gerektireceği ifade ediliyor. Yetkililer, İran’ın nükleer tesislerinde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik özel operasyon ihtimalini de tartışıyor.
Bazı danışmanlara göre bu tür bir operasyon, Trump’a savaşın sona erdiğini ilan edebileceği net bir başarı sağlayabilir. ABD şimdiye kadar askeri kayıpları sınırlı tutmayı başardı ve bu durum savaş için mevcut kamu desteğinin korunması açısından kritik görülüyor. Oysa olası bir kara harekâtı’nın ciddi can kayıplarını da beraberinde getireceği tahmin edilirken, bunun ABD’de kamuoyu baskısını da artıracağına kesin gözüyle bakılıyor.
ABD bir yandan bölgedeki çatışmayı tırmandıracak adımları hızlandırırken, diğer yandan müzakere masasının hazırlığını yapıyor. Axios’un haberine göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, önceki gün yapılan kabine toplantısında Başkan Donald Trump tarafından olası barış müzakerelerinde Washington’un baş müzakerecisi olarak belirlendi. Savaş öncesi Tahran’a saldırı konusunda temkinli olduğu bilinen Vance’in, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanı sıra Körfez ülkeleri’yle temas kurduğu ve İran’la dolaylı iletişim sürecine dahil olduğu aktarıldı.
ABD yönetimi, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin arabuluculuğunda yüz yüze görüşmeler organize etmeye çalışırken, İran tarafının da onaylaması halinde Vance’in İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile aynı masaya oturabileceği ifade edildi.
Sizce ABD-İran geriliminde önümüzdeki kritik haftalarda hangi senaryo daha güçlü ihtimal: askeri tırmanma mı yoksa diplomasi masasına dönüş mü?