Dr. Şahin, ABD’nin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden yürüttüğü söylemin meşru bir zemine dayanmadığını belirtti. Amerika’nın, Trump dönemindeki gibi hatalar yapmaya devam ettiğini ifade etti.
Şahin, bu tehditlerin hem uluslararası hukuka aykırı olduğunu hem de meşru bir zemininin bulunmadığını vurguladı. İran üzerinde, Hürmüz Boğazı noktasında bir tahakküm kurmayı hedefleyen bir yaklaşımın söz konusu olduğunu kaydetti.
Şahin, ABD’nin enerji tesislerini hedef alan söylemlerinin gerilimi tırmandırdığını ifade etti. İran’a yönelik saldırgan tutum arttıkça bunun karşılığının da artacağını söyledi.
Bu durumun ilerleyen günlerde bir Körfez savaşına dönüşme riski taşıdığının altını çizdi. İran’ın doğrudan ABD’ye karşılık veremediği durumlarda Körfez ülkelerini hedef aldığına dikkat çekti.
Şahin, İran’daki bir enerji tesisi vurulduğunda, karşılık olarak Katar’ı, Suudi Arabistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri’ni vurduğunu belirtti. Bunun, Amerika’ya dolaylı baskı kurma stratejisi olduğunu açıkladı.
Çünkü İran’ın doğrudan Amerika’ya saldıramadığını ifade etti. Şahin, bu karşılıklı hamlelerin çatışmayı daha karmaşık bir noktaya sürüklediğini vurguladı.
Normalde bir savaşta karşılıklı enerji tesislerinin hedef alındığını ancak burada farklı bir durum olduğunu söyledi. İran, Amerika’ya ulaşamadığı için onun müttefiklerine saldırıyor ve bu da savaşı içinden çıkılamaz bir hale getiriyor.
ABD’nin sert söylemlerine rağmen sahada aynı sertlikte adım atmayabileceğini savunan Şahin, bir değerlendirme yaptı. Trump’ın bu tehdidinin kısa sürede gerçeğe dönüşmeyeceğini düşündüğünü belirtti.
Çünkü böyle bir saldırının İran’ın yeniden Körfez’e yönelmesine neden olacağını ifade etti. Bu senaryonun da Amerika’nın istemediği bir durum olduğunu kaydetti.
Şahin, geçmişte yaşanan bir örnek üzerinden ABD’nin tutumuna dikkat çekti. Katar’daki doğalgaz tesisine saldırı sonrası Trump’ın, İsrail’e ‘İran’daki enerji tesislerini vurmayın’ talimatı verdiğini söylediğini hatırlattı.
Aynı şekilde İran’a da ‘Katar’ı vurmayın’ mesajının iletildiğini aktardı. Bu durumun, aslında gerilimin kontrol altında tutulmak istendiğini gösterdiğini ifade etti.
ABD’nin Hürmüz Boğazı konusundaki söylem değişikliğine de değinen Şahin, önemli açıklamalarda bulundu. Önce ‘gemi göndereceğim, ben sizin sigortanızım’ dendiğini, ardından NATO’dan destek istendiğini ve mayın tehdidinden bahsedildiğini söyledi.
Ancak beklenen desteğin bulunamayınca yeniden tehdit diline yönelindiğini belirtti. Şahin’e göre Tahran yönetimi, ABD’nin son açıklamalarını sahada karşılığı olmayan söylemler olarak görüyor.
İran’ın şu anda bu tehditlere ‘eğer saldırı olursa müttefiklere saldırırım’ şeklinde yaklaştığını ifade etti. Bu tablonun da Amerika’nın istemediği bir durum olduğunu vurguladı.
Bölgedeki asıl riskin Körfez ülkeleri üzerinde yoğunlaştığını belirten Şahin, çarpıcı bir veri paylaştı. Yapılan analizlere göre İran füzelerinin %15’inin İsrail’e, %85’inin ise Körfez’e yönelmiş durumda olduğunu açıkladı.
Bu durumun Amerika’ya verilmiş bir mesaj olduğunu söyledi. Mesajın içeriğinin ise ‘Bu savaştan müttefikleriniz etkileniyor’ şeklinde olduğunu belirtti.
Şahin, tüm bu gelişmeler ışığında ABD’nin bölgede zemin kaybettiğini savundu. Amerika’nın bu tehditleri dile getirse de sahada uygulamayabileceğini ifade etti.
Çünkü uyguladığı takdirde bölgede güç kaybının artacağını öne sürdü. Hürmüz Boğazı konusunda da yeterli desteği bulamayacağını sözlerine ekledi.
Sizce ABD'nin İran'a yönelik tehditkâr dili bölgede bir savaşı tetikler mi?