Rapora göre, ülkedeki siyahilerin yüzde 25'i ve Müslümanların yüzde 17'si son bir yıl içinde ayda en az bir kez açık bir şekilde ayrımcılığa uğradığını bildirdi. Bu oran, Asya'dan gelenlerde yüzde 16, Avrupa'nın doğusundan gelenlerde yüzde 14 ve göçmen kökenlilerde yüzde 11 olarak kayıtlara geçti. Müslümanların yüzde 33'ü, siyahilerin yüzde 32'si ve göçmen kökenlilerin yüzde 30'u ise son bir yıl içinde en az bir kez açık ayrımcılık deneyimi yaşadı. Katılımcılar, "kaba muamele", "görmezden gelinme" veya "ciddiye alınmama" gibi gizli ayrımcılık biçimlerine de maruz kaldıklarını ifade etti. Gizli ayrımcılığa uğradığını belirtenlerin oranı, siyahilerde yüzde 63, Müslümanlarda yüzde 52, Asyalılarda yüzde 47 ve göçmen kökenlilerde yüzde 42 oldu. Ayrımcılığın başlıca nedenleri arasında Alman olarak algılanmama, isim, din, Alman vatandaşlığına sahip olmama ve ten rengi gösterildi. Araştırma, resmi makamlarda yaşanan ayrımcılığa da ışık tuttu. Müslüman erkeklerin yüzde 28'i, siyahi erkeklerin yüzde 33'ü ve göçmen kökenli erkeklerin yüzde 16'sı son 12 ayda bu tür bir deneyim yaşadı. Aynı oran Müslüman kadınlarda yüzde 28, siyahi kadınlarda yüzde 28 ve göçmen kökenli kadınlarda yüzde 22 olarak belirlendi. Katılımcıların yüzde 28'i son bir yılda en az bir ırkçı olaya tanık olduğunu, yüzde 30'u ise çevresindekilerin benzer olaylar yaşadığını duyduğunu aktardı. Yaşanan bu ayrımcılık deneyimleri, devlet kurumlarına olan güveni de ciddi şekilde zedeledi. Güven endeksindeki düşüş çarpıcı boyutlara ulaştı. 2022'de Müslümanların yüzde 58'i Alman hükümetine güven duyarken, bu oran 2026'da yüzde 31'e geriledi. Göçmen kökenlilerde hükümete güven 4 yılda 12 puan düşerek yüzde 31'e, siyahilerde ise 3 puan azalarak yüzde 41'e indi. Basın toplantısına katılan ve araştırmayı yöneten Dr. Tae Jun Kim, Müslümanların güvenindeki 27 puanlık düşüşe dikkat çekti. Kim, bu güven erozyonunun, bireylerin yaşadığı ayrımcılık deneyimleriyle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Dr. Kim, raporun Almanya'da ırkçı tutumların yaygın olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, bu tutumların "yabancı olarak görülen" kişiler için günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini ifade etti. Kim, ülkedeki ırkçılık gerçeğinin asla önemsiz görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Ferda Ataman da yaptığı konuşmada, ayrımcılığın yasaklanmış olmasına rağmen yaygın olduğunu dile getirdi. Ataman, ırkçılık ve ayrımcılığın anayasadaki insan onuru ve eşitlik ilkelerini ihlal ettiğini kaydetti. Ataman, "Irkçı düşünce ve eylemler sadece mağdurlara zarar vermiyor, aynı zamanda demokrasimizi de tehlikeye atıyor." değerlendirmesinde bulundu. Siyasi karar vericilerin raporu dikkate alması gerektiğini söyleyen Ataman, "Irkçılık ve ayrımcılık sessiz kalmakla ortadan kalkmaz." dedi. Ferda Ataman, çeşitlilikle ilgili olumlu açıklamaların yeterli olmadığını, sıfır tolerans politikasına ve yasalardan kaynaklanan daha güçlü korumalara ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi. Sizce toplumsal barışı ve güveni yeniden tesis etmek için atılması gereken en acil adımlar neler olmalı? |
|