Kimlik tespit işlemlerinin tamamlanmasının ardından duruşmada, tutuksuz yargılanan sanıkların savunmalarının dinlenmesine devam edildi. Savunmalar, iddianamede yer alan suçlamalara ilişkin farklı iddia ve açıklamalar içerdi. Tutuksuz sanık A.Y., yaklaşık 1500 kişiyi istihdam eden ve çok sektörlü faaliyet gösteren bir iş insanı olduğunu belirtti. İddianamede adı geçen döviz bürosunun da yüzde 70 hissesine sahip olduğunu ifade eden A.Y., bu işletmenin operasyonel işlerini avukatlarına devrettiğini öne sürdü. A.Y., dosyada ismi geçen birçok kişiyi tanımadığını iddia etti. Muhittin Böcek ile çok samimi olmadığını, görüşmelerine randevu alarak gittiğini savunan sanık, belediyeden aldığı bir ihalenin iptali üzerine Böcek ile görüştüğünü aktardı. "Kendisine sitem ettim. Bana 'Ben bu konulara karışmam.' dedi" diyen A.Y., iki restoranı için ruhsat konusunda yardım sözü aldığını ancak bunun da sonuçsuz kaldığını söyledi. Mustafa Gökhan Böcek ile hiç bir araya gelmediğini belirten sanık, hakkında delil veya şahit bulunmadığını öne sürerek beraatini talep etti. A.Y. ayrıca, seçim dönemlerinde bir siyasi parti hariç hepsine bağış yaptığını iddia etti. Muhittin Böcek'in kendisini arayarak "Çorbada tuzun bulunsun" demesi üzerine, Anadolu Reklam firması aracılığıyla bir miktar bağışta bulunduğunu kaydetti. Bu bağışta herhangi bir zorlama veya karşılık beklentisi olmadığını, sadece seçim çalışmalarına destek olmak istediğini savundu. Döviz bürosundan yapılan birçok işlemden haberi olmadığını dile getiren A.Y., işlem hacminin yıllık 1 milyar dolar seviyesinde olduğunu söyledi. "Bırakın kara parayı, bir paranın aklanması ile suçlanmak bile gerçekten üzücü. Kayıt dışı paraya tenezzül etmemişimdir" diyerek sözlerini tamamlayan sanık, beraat talebini yineledi. Tutuksuz sanık E.A. ise savunmasında, döviz bürosu üzerinden A.Y. ile ortak olduklarını belirterek, "Bu olayda anlaşılıyor ki kullanılmışız" dedi. Paralarla ilgili olarak, bunların rüşvet parası olduğunu bilmediklerini öne sürdü. E.A., M.Y., B.Ç. ve Mustafa Gökhan Böcek'in kendilerine gelerek 80 milyon liralık döviz almak istediklerini anlattı. Paranın hesaba geçmesi üzerine dövizi elden teslim ettiklerini ve karşılığında imza aldıklarını ifade etti. Yapılan işlemin yüksek miktarı nedeniyle MASAK'a şüpheli işlem bildiriminde bulunduklarını söyledi. Yaklaşık 15-20 gün sonra Mustafa Gökhan Böcek'in, tutuksuz sanık Z.K. ile birlikte tekrar gelerek döviz bozdurmak istediğini ancak nakit yetersizliği nedeniyle işlemi gerçekleştiremediklerini aktardı. E.A., "Dövizi bizim elemanlarımız götürdü. Bir altın bozdurulmadı, döviz üzerinden işlem yapıldı. Ama altın bozdurulmuş gibi bir işlem yapıldı" şeklinde konuştu. Daha sonra B.Ç.'nin 55 milyon lira değerinde döviz alacağını ilettiğini ve bu işlemi de banka üzerinden yaptıklarını belirtti. Bu parayı da Mustafa Gökhan Böcek'e teslim etmeleri istendiğini ve aynı şekilde 55 milyon liralık bu işlemi de MASAK'a bildirdiklerini söyleyerek savunmasını tamamladı. Döviz bürosu ortaklarından tutuksuz sanık M.A. da savunmasında, Türkiye'de en çok şüpheli işlem bildirimi yapan döviz bürolarından biri olduklarını iddia etti. Kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmediklerini vurguladı. Paraların banka hesaplarına transfer yoluyla geldiğini, bunların rüşvet veya kayıt dışı para olup olmadığını bilmediklerini savunan M.A., "M.Y. ve B.Ç'yi ilk defa gördük. Mustafa Gökhan Böcek, bize onların Ankara'dan gelen yatırımcılar olduğunu söyledi" dedi. Mustafa Gökhan Böcek'in belediye başkanının oğlu olması nedeniyle de kendilerinde şüphe uyanmadığını ifade ederek sözlerine son verdi. Tutuksuz sanık kuyumcu S.E. ise kendisine döviz değil, fiziki altın geldiğini öne sürdü. M.A. ve E.A.'ya güvendiği için 70 milyon liralık söz konusu işlemi MASAK'a bildirmediğini ifade etti. Sizce sanıkların "kullanıldık" ve "haberimiz yoktu" şeklindeki savunmaları inandırıcı mı? |
|