Duruşmanın ilk saatlerinde, örgüt elebaşı olduğu iddiasıyla yargılanan Ayhan Bora Kaplan’ın savunması sırasında salonda gerginlik yaşandı. Sanık Kaplan, operasyonu gerçekleştiren bazı emniyet mensuplarının farklı dosyalardan yargılandığını hatırlatarak FETÖ çıkışı yaptı. Bu sözler, müşteki sıralarında bulunan polislerin tepkisine yol açtı. İzleyici sıralarından gelen sözlü müdahaleler üzerine, mahkeme başkanı duruşma düzenini bozdukları gerekçesiyle Kaplan’ın yakınlarını salondan çıkardı. Duruşmanın en dikkat çeken anı ise sanık Serdar Sertçelik’in savunmasıyla yaşandı. Sertçelik, kamuoyunda uzun süredir tartışılan M7 kod adlı gizli tanık’ın kendisi olduğunu açıkladı ve emniyetteki ifade sürecine dair ciddi iddialarda bulundu. Sertçelik, ailesi ve yakınları üzerinden tehdit edilerek gizli tanık olmaya zorlandığını öne sürdü. Ayrıca, emniyette kayıt dışı mülakatlar yapıldığını ve ifadelerin baskı altında kurgulandığını iddia etti. Sanık, ifadesinin alınmasının ardından emniyet birimlerinde kutlama yapıldığına dair iddialarını da mahkeme heyetine sundu. Bu açıklamalar, duruşma salonunda yankı buldu. Sürecin yeniden başlamasının nedeni, 3 Aralık 2024 tarihli kararın istinaf mahkemesi tarafından bozulması oldu. İstinafın kararı bozması, dosyayı hem usul hem de esas yönünden yeniden tartışmaya açtı. Mahkeme heyeti, sanık ifadelerinin tamamlanmasının ardından duruşmaya ara verdi. Gizli tanık sürecine dair ortaya atılan iddiaların, davanın ilerleyen aşamalarında nasıl bir hukuki karşılık bulacağı merakla bekleniyor. Ankara’da devam eden bu kritik yargılama, hem suç örgütü iddiaları hem de emniyet-yargı süreçlerine dair yansımaları nedeniyle yakından takip ediliyor. Sizce gizli tanık uygulamaları ve bu davada ortaya atılan iddialar, yargı süreçlerinde nasıl bir etki yaratır? |
|