Etkinlikte Bakan Yumaklı'ya, devam eden bölgesel çatışmaların tarımı, gıdayı, gübreyi ve yem fiyatlarını ne yönde etkilediğine dair sorular yöneltildi. Küresel sevkiyat rotalarının ve enerji yollarının durumunu değerlendiren Yumaklı, dünya petrolünün ve enerjisinin yüzde 20'si ile gübre hammaddesinin üçte birinin bu çatışma bölgelerinden tüm dünyaya taşındığını hatırlattı. Gıda arzı riskinin genelgeçer bir durum olmadığını belirten Yumaklı, bu tehlikenin yalnızca üretim kapasitesi düşük ülkeler için geçerli olduğuna işaret etti. Türkiye'nin mevcut savaşların bir tarafı olmadığını ve uluslararası diplomaside üstlendiği rolü belirten Bakan, vatandaşların gıdaya erişimi konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığının altını çizdi. Yumaklı, konuyla ilgili yöneltilen soruya şu sözlerle yanıt verdi: "Türkiye'nin bir güvenli liman olması, uluslararası diplomasinin nasıl yapılması gerektiği konusunda ve dünyada bir lider vizyonunun nasıl olması gerektiği hususu tam da bugünlerde tezahür etmiş durumda. O yüzden ülke olarak taraflı tarafsız, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ben bu ülkenin bir evladı olarak şükranlarımı arz ediyorum." "Ve altını önemle çiziyorum ki; Türkiye halihazırda devam eden savaşın bir parçası değildir. Türkiye topraklarında herhangi bir savaş unsuru yoktur. Elbette o bölge enerji açısından son derece önemli bir bölge. Hepimiz özellikleri biliyoruz. Dünya petrolünün ve enerjinin yüzde 20'si, gübre hammaddesinin 1/3'ü de o bölgeden taşınıyor." "Elbette bu tarımsal üretimi eğer konuşuyorsak, tabii ki ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu, yani bir gıda ürününe ulaşamama riskini oluşturabilir. Ama kimin için? Bugün için söylüyorum; üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olanlar için geçerli bu." "Onun için yine ikinci altını çizeceğim husus, daha ilk günlerden itibaren söyledik. Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur." Tarımsal üretimin kesintisiz sürmesi için tedbirlerin önceden alındığını ve stokların yakından takip edildiğini aktaran Bakan Yumaklı, gübre arzını genişletmek amacıyla Ticaret Bakanlığı ile koordineli çalışarak üç önemli aksiyonu hayata geçirdiklerini kaydetti. Çiftçilerin istedikleri gübreye erişiminde herhangi bir problem yaşanmayacağını belirten Yumaklı, süreci fırsata çevirmek isteyen karaborsacıların ise bu durumun dışında tutulacağını vurguladı. Yumaklı, "Daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyoruz. Ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık" dedi. "Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk gübreler konusunda. Hemen hızlıca onları sıfıra indirdik. Ben buradan özellikle bu noktada hızlı karar alıp hızlı uygulama konusunda destekleri için Sayın Ticaret Bakanımız Ömer Bolat'a teşekkür ediyorum." "İkinci konu neydi? İkinci konu özellikle antrepolarda yer alan, farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin de ve gübre hammaddelerinin de yurt içine gelmesini sağladık." "Üçüncüsü de 10 yıl önce hepiniz hatırlarsınız işte HSBC önünde o dönemde bir patlama olmuştu ve bir gübre türü yasaklanmıştı yaklaşık 10 yıl var. Onun da artık takip sistemleri, bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık." "Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı, daha rahat hareket edebilme adınaydı. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil." Gıda fiyatları ve arzı üzerinden kamuoyunda endişe yaratmaya çalışan açıklamalara tepki gösteren Bakan Yumaklı, ilgili bakanlıkların kendi sorumluluk alanlarında düzenli ve şeffaf bilgilendirmeler yaptığını hatırlattı. Çevredeki çatışma ortamının Türkiye'yi doğrudan etkiliyormuş gibi yansıtılmasına karşı çıkan Yumaklı, "Meyve ve sebze fiyatları dört kat artacak, beş kat artacak" veya "Açlık kapıda" gibi açıklamalar yapan sektör temsilcilerine yönelik ilgili birimlerin harekete geçeceğini belirtti. "Bir sektör temsilcisi, bütün bunların hepsi biz yetkili kişiler olarak, ilgili bakanlar ve bakanlıklar olarak; Enerji Bakanımız kendi sorumluluk alanıyla ilgili açıklamaları yapıyor. Kamuoyu bilgilendirmesidir bu" diyen Bakan, bu tür asılsız iddiaların üreticinin moralini bozduğunu ifade etti. Tarımsal üretimi destekleme politikalarına ilişkin de bilgi veren Yumaklı, desteklerin yeniden yapılandırıldığını bildirdi. Mazot ve gübre gibi temel girdilerdeki maliyet artışlarının mevcut destekleme paketlerine yansıtıldığını aktardı. "2024 yılının eylül ayında devreye aldığımız üretim planlamasını en önemli başlıklarından bir tanesidir desteklerin yeniden yapılandırılması konusu. Ve mazot ve gübreyi çıta alan bir desteklemesi, o günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız" şeklinde konuştu. Bakan Yumaklı'ya, geçmişte Türkiye'nin öncülüğünde kurulan tahıl koridorunun bir benzeri için yeniden küresel çapta bir çalışma yürütülüp yürütülmediği soruldu. Soruyu yanıtlarken söz konusu koridorun asıl hedef kitlesini hatırlatan Yumaklı, bu girişimin Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarından ziyade gıdaya erişimde zorluk çeken ülkeleri merkeze aldığını vurguladı. "Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle hayata geçirilen Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu" diyen Bakan, bugün benzer bir durum olması halinde Türkiye'nin üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu belirtti. Yumaklı, "Biliyorsunuz Türkiye uluslararası kuruluşların bir gıda hub'ı, uluslararası bir merkezi olup dağıtımların Türkiye'den olmasıyla ilgili zaten bir karar var. Türkiye buna her zaman için hazır, altyapısı da mümkün" ifadelerini kullandı. Sizce tarım ve gıda arz güvenliği konusunda kamuoyundaki endişeler haklı mı, yoksa mevcut tedbirler yeterli mi? |
|