Dostlar, durun bir dakika! Telefonu elime aldım, en sevdiğim takımın maçına bilet bakayım dedim. Fiyatı görünce aklım çıktı. Gözlerim faltaşı gibi açıldı, "Bu ne lan?" diye bağırasım geldi. Sonra aklıma düştü; eskiden sabahın köründe stada koşar, titreyerek kuyrukta beklerdik. O verdiğimiz üç beş kuruş, şimdiki fiyatların yanında sanki bir hayır işi, bir cömertlik gibi kalıyor. İçim yandı, isyan etmemek elde değil!
Çılgın Zamlar ve "Premium" Tuzağı
Artık bilet almak bir lüks haline geldi. Normal bir lig maçı için ödenen paralar, eskiden Avrupa maçı parasıydı! Kulüpler "premium deneyim", "konforlu koltuk" diye diye gözümüzün içine baka baka soyuyorlar. Ama mesele sadece para değil. O kuyrukta yan yana beklerken kurulan dostluklar, o soğukta birbirine çay ısmarlayan insanların dayanışması... Onların parayla satılacak bir tarafı yoktu.[/COLOR] Şimdi her şey online, tek tıkla alınıp satılıyor. Ruh gitti, geriye sadece fahiş bir fiyat etiketi kaldı.
Taraftar Banka Gibi Görülüyor
Kulüp yöneticileri bir kere şunu anlasın: Biz müşteri değiliz, taraftarız! Aidiyetimizi, sevgimizi sömürü aracı haline getirdiler. Forma fiyatları, abonelikler, dijital içerikler... Hepsi tuz üstüne tuz. O eski kuyrukta verdiğimiz para, takımımıza olan sadakatti. Şimdi ödenen para ise, bir "ürün"e erişim bedeli. Arada dağlar kadar fark var.
Ne Yapmalı? İsyan Zamanı!
Susarsak olmaz! Sosyal medyada, forumlarda, stat önlerinde sesimizi çıkarmalıyız. Bu fiyat politikalarını sorgulamalı, kulüplerimizi bu konuda hesap vermeye zorlamalıyız. "Verecek parası olan alsın" mantığı, stadyumları sadece zenginlerin sosyal kulübü haline getiriyor. Tribünlerin ruhu, çeşitliliği ve coşkusu ölüyor.
Eski günleri özlemekle suçlamayın beni. Gerçeği söylüyorum. O soğuk kuyrukta donarken içimiz sıcacıktı. Şimdi koltuğumuzda otururken, cüzdanımız buz kesiyor. Bu gidişatı kabullenmeyelim. Siz ne düşünüyorsunuz? Ben mi abartıyorum, yoksa gerçekten taraftarlık elden gidiyor mu? Konuşalım!
Artık bilet almak bir lüks haline geldi. Normal bir lig maçı için ödenen paralar, eskiden Avrupa maçı parasıydı! Kulüpler "premium deneyim", "konforlu koltuk" diye diye gözümüzün içine baka baka soyuyorlar. Ama mesele sadece para değil. O kuyrukta yan yana beklerken kurulan dostluklar, o soğukta birbirine çay ısmarlayan insanların dayanışması... Onların parayla satılacak bir tarafı yoktu.[/COLOR] Şimdi her şey online, tek tıkla alınıp satılıyor. Ruh gitti, geriye sadece fahiş bir fiyat etiketi kaldı.
Kulüp yöneticileri bir kere şunu anlasın: Biz müşteri değiliz, taraftarız! Aidiyetimizi, sevgimizi sömürü aracı haline getirdiler. Forma fiyatları, abonelikler, dijital içerikler... Hepsi tuz üstüne tuz. O eski kuyrukta verdiğimiz para, takımımıza olan sadakatti. Şimdi ödenen para ise, bir "ürün"e erişim bedeli. Arada dağlar kadar fark var.
Susarsak olmaz! Sosyal medyada, forumlarda, stat önlerinde sesimizi çıkarmalıyız. Bu fiyat politikalarını sorgulamalı, kulüplerimizi bu konuda hesap vermeye zorlamalıyız. "Verecek parası olan alsın" mantığı, stadyumları sadece zenginlerin sosyal kulübü haline getiriyor. Tribünlerin ruhu, çeşitliliği ve coşkusu ölüyor.
Eski günleri özlemekle suçlamayın beni. Gerçeği söylüyorum. O soğuk kuyrukta donarken içimiz sıcacıktı. Şimdi koltuğumuzda otururken, cüzdanımız buz kesiyor. Bu gidişatı kabullenmeyelim. Siz ne düşünüyorsunuz? Ben mi abartıyorum, yoksa gerçekten taraftarlık elden gidiyor mu? Konuşalım!