Jiang, "Ama bu savaşın bütün seyrini tek bir kararla değiştirebilecek ülke, stratejik konumu benzersiz derecede güçlü olan, her iki tarafın da ihtiyaç duyduğu ve hiçbir tarafın karşısına almayı göze alamadığı ülke olan Türkiye’dir" ifadelerini kullandı. Orta Doğu’daki savaşta Türkiye’nin "taraf tutmaktansa daha sofistike faaliyetlerde bulunduğunu" vurgulayan profesör, bu yaklaşımı olağanüstü bir stratejik konumlanış olarak nitelendirdi.
Jiang, "Türkiye, bu savaşın gerçek kral yapıcısı. Kimsenin izlemediği ama her şeyi belirleyebilecek ülke" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin Avrupa ve Asya’nın kesişim noktasında stratejik bir konumda yer aldığından ve Boğazları kontrol etmesi nedeniyle Karadeniz’den Akdeniz’e açılmak isteyen Rusya üzerinde olağanüstü bir baskı aracına sahip olduğundan bahsetti.
Çinli profesör, ülkenin aynı zamanda İran ve İran’ın vekil güçlerinin faaliyet gösterdiği Irak ve Suriye ile komşu olduğuna ve NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğuna dikkat çekti. Jiang, "Bu, Türkiye’yi dünyada gerçekleşen her büyük stratejik hesaplamanın merkezine yerleştiren bir coğrafya. Bu tesadüf değil" dedi.
Profesör, bu durumu "Osmanlı Devleti'nin 500 yıllık stratejik mirasının modern bir devletin coğrafyasında tezahür etmesi" şeklinde yorumladı. Türkiye’yi İran savaşında perde arkasındaki etkili oyuncu ve "kral yapıcı" kılan dört önemli nokta olduğunu ifade eden Jiang, bunlardan birincisinin dünyanın en stratejik üslerinden biri konumundaki İncirlik Hava Üssü olduğunu söyledi.
Suriye sınırına yakın, tüm Orta Doğu’ya erişim menzilinde olan bu üsse ilişkin çoğu kişinin bilmediği şeyler olduğunu söyleyen Jiang, "Türkiye’nin İncirlik üzerinde kaldıraç gücü vardır ve bunu daha önce kullanmıştır" dedi. 2016’daki darbe girişiminden sonra Türkiye’nin geçici olarak üssün elektriğini kesmiş, Amerikan uçuşlarını kısıtlamış ve ABD’nin üssü kullanmasının siyasi işbirliğine bağlı olduğunu açıkça göstermiş olduğunu hatırlattı.
Jiang, "Üssü kapatmadı ama gerektiğinde onu ciddi bir şekilde işlevsiz hale getirebileceğini açıkça ortaya koydu. Bu kaldıraç ortadan kalkmış değil" diye konuştu. Eğer Türkiye, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü bu savaşın kendi çıkarlarına aykırı olduğunu düşünürse, İncirlik’in kullanımının zorlaşabileceğini belirtti.
Çinli profesör, "Bu kapatmadan ve NATO’dan çıkmadan ama ABD’nin askeri planlamasına gerçek maliyetler yükleyecek şekilde yapılabilir. Bu, Türkiye’nin henüz oynamadığı ama elinde tuttuğu bir kart" ifadelerini kullandı. İkinci noktanın Türk boğazları ve Rus donanması olduğunu ifade eden Jiang, "Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı başladığında Montrö Sözleşmesi’ni uygulayarak Rus savaş gemilerinin geri dönmesini kısıtladı" dedi.
Jiang, "Bu Rusya için önemli bir sınırlamaydı. Ama Türkiye, boğazları tamamen kapatmadı. Uygulamayı dikkatle dengeledi" şeklinde konuştu. Üçüncü noktanın en karmaşık ve en az anlaşılan güç kaynağı olan Kürt meselesi olduğunu vurgulayan profesör, Türkiye’nin Suriye ile Irak’taki Kürt oluşumlarına yaklaşımının ABD için büyük bir diplomatik sorun olduğunu kaydetti.
Jiang, Türkiye’nin bu durumu daha da zorlaştırma ya da taviz karşılığında yumuşatma kabiliyeti olduğunu savundu. Dördüncü noktanın ise arabuluculuk olduğunu kaydeden Çinli profesör, ABD ve İran arasında arabuluculuk için tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade etti.
Jiang, Türkiye’nin elindeki stratejik avantajlar ile stratejik özerklik, bölgede etkisini artırma ve büyük güç olarak tanınma talep ettiğini vurguladı. "Türkiye, NATO’ya da bu mantıkla katılmış ve vazgeçilmezliğini kullanarak şartlarını kabul ettirmiştir" diyen Jiang, sonuç olarak savaşı Türkiye’nin bitirmeyeceğini ancak süreci şekillendireceğini söyledi.
Çinli profesör, "Sonuç olarak, savaşı Türkiye bitirmeyecek ancak süreci şekillendirecek ve nihayetinde herkes, Ankara üzerinden konuşmak zorunda kalacaktır. Kral yapıcı savaşı kazanmaz, kimin kazanacağını belirler. Ve şu anda bu rol için en iyi konumdaki ülke Türkiye" şeklinde konuştu.
Sizce Türkiye, bölgesel çatışmalarda tarafsız bir denge unsuru ve arabulucu rolünü ne ölçüde sürdürebilir?