| Erdoğan, gazeteciler ve yazarların toplumun bir anlamda hafızasını teşkil ettiğini vurguladı. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmenin ve yaşanan çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımanın büyük bir sorumluluk gerektirdiğini söyledi. Bu mesuliyetin bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen de uzun yıllar okunacak bir kitapta kendini gösterdiğini kaydetti. Gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan meslekler için bu günlerin ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Kalem, söz ve emekle toplumun düşünce iklimine çok önemli katkılar yapıldığını, gerektiğinde eleştirerek ve sorgulayarak hayati bir kamu hizmetinin yerine getirildiğini ifade etti. Ayrıca, çağın baş belası olan dezenformasyonla mücadele edildiğini ve en objektif bilginin aktarılması için hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Kimi zaman savaş bölgelerinde, kimi zaman afet koşullarında canını ortaya koyarak toplumun doğru habere erişimi için çaba gösterildiğini vurguladı. Her cephede bir hakikat savaşı verilen bu dönemde, medya kuruluşlarından daha fazla inisiyatif almalarını beklediklerini dile getirdi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistemin tarihi bir kırılma yaşadığı bugünlerde, gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması gerektiğinin altını çizdi. Bölgede İsrail'in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaşın yaşandığını ifade etti. Masum çocukların okullarında ders dinlerken acımasızca katledildiğini, insanların asırlardır sahip oldukları topraklardan göç etmeye zorlandığını söyledi. İsrail'in, hiçbir yetkisi olmadığı halde ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tuttuğunu belirtti. Gazze, Yemen, Lübnan ve İran'ı hedef alan saldırıların amacının sadece güvenlik olmadığını, herkesin bildiğini kaydetti. Saldırılarla eş zamanlı olarak "vadedilmiş topraklar" hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşitli garabetlerin gündeme getirilmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Eline güç geçmiş, kendini üstün gören bir şebekenin bölgeyi adım adım felakete sürüklediğini ifade etti. Dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup, tüm bu gerçeklerin ve barbarlığın yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılmasının önemine işaret etti. Dünyada söz ve etki sahibi bir ülke olduğumuz bilinciyle ufkun genişletilmesi, sınırların ötesinin hedeflenmesi gerektiğini söyledi. Geniş bir coğrafyada takip edilen gazete ve televizyonlara sahip olunması gerektiğini vurguladı. Sizce küresel medyada Türkiye'nin etkinliğini artırmak için neler yapılmalı? |
|