Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

📍Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından İstanbul'da düzenlenen 5. Uluslararası Stratejik İlet...

Yılmaz, uluslararası sistemin adalet üretme ve istikrar sağlama kapasitesinin ciddi şekilde aşındığına dikkat çekti. Belirsizliklerin arttığı bu dönemin, küresel ekonomiye de ağır darbe vuran boyutlara ulaştığını vurguladı.

Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken, güven, meşruiyet ve anlatının eş zamanlı olarak sorgulandığını belirtti. Yılmaz, "Güçlüysem istediğimi yapabilirim anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta" dedi.

Gazze'deki insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmelerin, mevcut sistemin krizlere karşılık vermekte zorlandığını ortaya koyduğunu kaydetti. Sağlık, güvenlik, ekonomi, iklim ve göç alanlarındaki krizlerin artık siyasi gündemin kalıcı bir bileşeni haline geldiğini söyledi.

Her yeni gelişmenin mevcut kırılganlıkları derinleştirdiğini dile getiren Yılmaz, şu anda en sıcak meselenin, İsrail'in kışkırtmasıyla başlayan İsrail/ABD ile İran savaşı olduğunu ifade etti. Bu savaşın bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkileri olduğunu vurguladı.

Savaşın ürettiği insani maliyetlerin yanı sıra ekonomik ve çevresel maliyetlerin de karşılarına çıktığını belirtti. Ticaret, lojistik, turizm ve tarım-gıda üzerindeki etkilerle savaşın dünyada büyük maliyetler ürettiğini kaydetti.

Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını ve kalıcı bir diplomasiyle sorunların aşılmasını beklediklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderler düzeyinde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve kurumların ise farklı düzeylerde bu perspektifi her platformda ortaya koyduğunu ifade etti.

İran'daki savaşın gölgesinde, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerini, Lübnan'ı işgalini ve Suriye'deki istikrarı tehdit eden faaliyetlerini de kınadı. Mescid-i Aksa'nın bayram namazında dahi kapalı tutulmasının kabul edilemez olduğunu ve bunun Kudüs'ün ruhuna ihanet anlamına geldiğini söyledi.

İletişimin de çatışma ve savaşların ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Yılmaz, dijitalleşmenin bilginin üretim ve dolaşım hızını köklü şekilde değiştirdiğini belirtti. Algoritmalar ve platformların küresel algının belirleyicisi haline geldiğini, dezenformasyonun güçlü bir siyasi silah olarak karşılarına çıktığını kaydetti.

Son dönemde yapay zeka kullanılarak üretilen sahte içeriklerle yürütülen dezenformasyon faaliyetlerinde belirgin bir artış yaşandığını vurguladı. Bu durumun, iletişim altyapıları ve veri akışı denetimini de stratejik bir rekabet alanı haline getirdiğini söyledi.

Küresel teknoloji şirketlerinin artan etkisi karşısında veri egemenliği ve dijital bağımsızlık konularının devletlerin güvenlik perspektifinde merkezi bir yere oturduğunu ifade etti. Yapay zekanın hız ve ölçek kattığı bu denkleme, etik ve hesap verebilirlik sorularını da getirdiğini ekledi.

Çatışma bölgelerinde gazetecilerin erişiminin kısıtlanmasının gerçek zamanlı ve doğrulanabilir bilgiye ulaşımı güçleştirdiğini belirtti. Gazze'de hayatını kaybeden gazetecilerin bu süreçlerin tanıkları olduğunu söyledi.

Yılmaz, "Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan çıkarak, toplumların dayanıklılığını güçlendiren bir iç güvenlik unsuru haline de gelmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Tüm bu gelişmelerin stratejik iletişimi yönetişimin kalbi haline getirdiğini ifade etti.

Doğru ve güvenilir bilginin esas alınması, resmi kaynakların takip edilmesi ve teyit edilmemiş içeriklerin dolaşıma sokulmamasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sistematik dezenformasyona karşı hakikatin savunulmasının uluslararası işbirliği gerektirdiğini kaydetti.

Fırtınalı zamanlarda liderliğin öneminin arttığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde barış için gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koyduğunu söyledi. Kriz anlarında taraflar arası temasın devamlılığının süreçlerin kontrolünün tek güvencesi olduğunu ifade etti.

[Rusya-Ukrayna savaşında] tahıl anlaşması gibi konularda, Güney Kafkasya'da Azeri-Ermeni diyaloğunda, Afrika'da Etiyopya-Somali geriliminde ve diğer tüm kriz alanlarında Türkiye'nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizdi.

Türkiye'nin hem Doğu'yla hem Batı'yla eş zamanlı konuşabilen ender ülkelerden biri olduğuna işaret etti. Coğrafi ve tarihi birikiminin bu rolü güçlendirdiğini, "Batı'yı da, Doğu'yu da anlıyoruz" dedi.

Türkiye'nin söylemiyle eylemini buluşturan, barışı bir sorumluluk olarak sahiplenen bir ülke kimliğiyle öne çıktığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür" çağrısının bu zeminde daha büyük anlam ifade ettiğini kaydetti.

Mevcut uluslararası sistemin sınırlarını görünür kılmak ve daha adil bir düzen arayışını küresel gündemin kalıcı maddesi haline getirmenin, Türkiye'nin temel eksenini oluşturduğunu söyledi.

Hakikat ile algı arasındaki sınırın bulanıklaştığı bir çağda, kamu diplomasisinin çok aktörlü, etkileşimli bir sürece evrildiğini belirtti. Kamu, STK'lar, akademi ve medyanın yakın işbirliğinin çok kıymetli hale geldiğini ifade etti.

Zirvenin açılış konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, İsrail-ABD ve İran arasındaki gerilime ilişkin son mesajların sevindirici olduğunu belirtti. Sorunların diplomasiyle çözülmesi gerektiğini her platformda söylediklerini tekrarladı.

Savaşın başlamaması için büyük çaba sarf edildiğini ancak savaşın patlak verdiğini ve büyük maliyetler ürettiğini vurguladı. Bombalanan okullar, çocuk ölümleri, ekonomik ve çevresel maliyetlerin yanı sıra sürecin küresel ekonomiyi de etkilediğini söyledi.

Olumlu mesajların sonuç üretmesini temenni ettiklerini ancak belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin savaşın sona ermesi için her türlü gayreti göstermeye devam edeceğini ve diplomasinin kazanması için katkı vermeye hazır olduklarını bildirdi.

Bir diğer soru üzerine, STRATCOM Zirvesi'nin bugünkü ortamda daha anlamlı hale geldiğini, çünkü savaşların sadece bombalarla değil, aynı zamanda bir algı savaşı ile yürütüldüğünü kaydetti. Yapay zeka gibi teknolojilerin de bu konuda imkanlar sunduğunu belirtti.

Hakikati esas alan, algıları değil gerçekleri önceleyen bir iletişimin her zamankinden daha kıymetli olduğunu vurguladı. Zirvenin, dezenformasyona karşı güçlü bir dayanışma zemini oluşturacağına inandığını ifade etti.

Sizce küresel krizlerle mücadelede stratejik iletişim ve doğru bilginin rolü ne kadar önemli?
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri