Paylaşımda, Orta Doğu ve ötesindeki mevcut çatışmaların birçok ülkede tehlikeli bir durum oluşturduğu belirtilirken, bu durumun halk sağlığını çeşitli şekillerde riske attığına vurgu yapıldı.
DSÖ açıklamasında, "Kimyasalların kullanıldığı veya depolandığı enerji santrallerine ve sanayi bölgelerine yapılan son saldırılar, kimyasal bir olayın etkilerinden bazılarını zaten gösterdi." ifadelerine yer verdi.
Bu tür saldırıların, cilt, göz ve solunum yolu tahrişi, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi etkilerin yanı sıra, kusma, zihinsel sağlık stresi ve ciddi vakalarda solunum yetmezliği, nöbetler, koma ile ölümlere neden olduğu aktarıldı.
Açıklamada, özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamilelerin bu tehlikeler karşısında daha fazla risk altında olduğunun altı çizildi.
Dünya Sağlık Örgütü, konuya ilişkin olarak, "DSÖ, ülkelerin kimyasal, biyolojik, nükleer veya radyolojik olaylarla ilgili durumlara hazırlanmalarına yardımcı olmak için onlarla birlikte çalışıyor." açıklamasını yaptı.
Bu kapsamdaki çalışmaların, sağlık çalışanlarının bu tür olaylar karşısında ne yapacaklarını bilmelerini ve aynı zamanda kendilerinin de korunmasını sağlamayı içerdiği bildirildi.
Sizce uluslararası toplum, bu tür krizlerde halk sağlığını korumak için daha etkin hangi adımları atmalı?