Dr. Akgöl, 2020 yılı verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 619 milyon kişinin bel ağrısı çektiğini, bu rakamın dünya nüfusunun yüzde 10’una tekabül ettiğini kaydetti. Bel ağrısının bireysel yaşam kalitesini düşürmesinin yanı sıra sağlık harcamaları ve iş gücü kayıpları açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini ifade etti.
Çalışma çağındaki 15-64 yaş grubunda bel ağrısı vakaları 2021 yılında 452,8 milyona ulaştı. Nüfusun yaşlanması ve hareketsiz yaşamın artmasıyla bu sayının 2050 yılına kadar 581,3 milyona çıkması bekleniyor. Türkiye’deki tablo ise oldukça düşündürücü; ülkemizde bel ağrısı yaygınlığı yaklaşık yüzde 31,9 düzeyinde seyrediyor.
Bel ağrısının sadece bir sağlık sorunu değil aynı zamanda ciddi bir ekonomik külfet olduğunu belirten Dr. Akgöl, Türkiye’de yapılan çok merkezli çalışmaların çarpıcı sonuçlarını aktardı. Kronik bel ağrısı olan çalışanların yüzde 9.1’inin ağrı nedeniyle işe gidemediğini ifade eden Akgöl, işine devam edebilen bireylerde ise verimlilik kaybının yüzde 50’yi bulduğunu söyledi.
Sorunun sadece çalışanlarla sınırlı kalmadığına dikkat çeken Akgöl, "Ev hanımlarının yüzde 26.7’si bel ağrısı nedeniyle ev işlerini yapamadıkları dönemler yaşıyor" dedi. Vakaların yaklaşık yüzde 15’inin kronikleşmesi, toplam tedavi maliyetlerinin büyük bir kısmının bu grupta toplanmasına neden oluyor.
Tedavi sürecinde doğru branşa yönlendirmenin kritik önemde olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Işık Akgöl, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının bu alandaki bütüncül rolüne değindi. FTR hekimlerinin kas-iskelet sistemi, duruş bozuklukları ve fonksiyonel nedenleri bir arada değerlendirdiğini belirtti.
"FTR uzmanları; istirahat, egzersiz ve ilaç kullanımının yanı sıra fizik tedavi ve girişimsel enjeksiyonlar gibi geniş bir yelpazede tedavi sunmaktadır" diyen Akgöl, bu bütüncül yaklaşımın, hastaların gereksiz ileri tetkiklerden ve yüksek maliyetli cerrahi işlemlerden korunmasını sağladığını ifade etti.
Dr. Akgöl, bel ağrısının önümüzdeki yıllarda da en önemli kamu sağlığı sorunlarından biri olmaya devam edeceğini belirterek, sağlık politikalarında bu konuya öncelik verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Sizce bel ağrısıyla mücadelede en etkili önlem, bireysel yaşam tarzı değişiklikleri mi yoksa kamu sağlığı politikaları mı olmalı?