Merhaba arkadaşlar! Uzun zamandır "neden bu kadar tatlı düşkünü oldum?" diye kendime kızıp duruyordum. Diyetler hep birkaç gün sürüyor, sonra stresli veya mutsuz hissettiğim bir anda kendimi mutfakta buluyordum. Doktor değilim, sadece kendi başına bununla mücadele eden biri olarak, gerçekten ne yaptığımı anlamamı sağlayan şey basit bir not defteri oldu. Size de bu süreci anlatayım.
Günlük Tutmaya Nasıl Başladım?
Aslında amacım sadece yediklerimi yazmaktı. Ama bir arkadaşımın tavsiyesiyle, yanına o anki ruh halimi ve nerede olduğumu da eklemeye başladım. "18:00 - İşten geldim, yorgun ve gerginim. Bir kase dondurma." gibi... İlk başta sıkıcı gelse de, bir hafta sonra geriye dönüp baktığımda inanamadım.
Fark Ettiğim Çarpıcı İlişki
Canım sıkıldığında, işte zor bir gün geçirdiğimde veya yalnız hissettiğim akşamlar, yediğim şeylerin neredeyse tamamı şekerli ve işlenmiş gıdalardı. Mutlu ve meşgul olduğum günlerde ise normal yemek yiyor, tatlı aklıma bile gelmiyordu. Bu benim için bir kırılma anıydı. Yemek yemem, açlıktan çok duygularımla ilgiliydi.
Kendi Kendime Geliştirdiğim Savunma Mekanizmaları
Farkındalık, çözümün yarısı oldu. Şimdi o eski tetikleyici anları hissettiğimde şunları deniyorum:
- Hemen bir büyük bardak su içmek.
- 10 dakika boyunca kısa bir yürüyüşe çıkmak ya da pencereyi açıp derin nefes almak.
- Mutfaktan uzak, başka bir odada, sevdiğim bir şeyle (dizi, kitap, örgü) 20 dakika meşgul olmak.
En önemlisi, kendimi affetmeyi öğreniyorum. "Evet, bugün stresliydim ve çikolata yedim. Bu beni kötü bir insan yapmaz. Yarın tekrar deneyeceğim." diyebilmek inanılmaz rahatlatıcı.
Sonuç olarak, günlük tutmak bana kendimi dışarıdan bir gözlemci gibi izleme şansı verdi. Artık "diyet yapmıyorum", sadece kendimi ve duygusal tepkilerimi tanımaya çalışıyorum. Bu yolculukta beni en çok şaşırtan, aslında fiziksel olarak o kadar da aç olmadığımı görmekti.
Peki siz hiç duygusal yeme döngüsüne girdiğinizi fark ettiniz mi? Sizin de benzer deneyimleriniz veya baş etme yöntemleriniz oldu mu? Paylaşırsanız çok sevinirim.
Aslında amacım sadece yediklerimi yazmaktı. Ama bir arkadaşımın tavsiyesiyle, yanına o anki ruh halimi ve nerede olduğumu da eklemeye başladım. "18:00 - İşten geldim, yorgun ve gerginim. Bir kase dondurma." gibi... İlk başta sıkıcı gelse de, bir hafta sonra geriye dönüp baktığımda inanamadım.
Canım sıkıldığında, işte zor bir gün geçirdiğimde veya yalnız hissettiğim akşamlar, yediğim şeylerin neredeyse tamamı şekerli ve işlenmiş gıdalardı. Mutlu ve meşgul olduğum günlerde ise normal yemek yiyor, tatlı aklıma bile gelmiyordu. Bu benim için bir kırılma anıydı. Yemek yemem, açlıktan çok duygularımla ilgiliydi.
Farkındalık, çözümün yarısı oldu. Şimdi o eski tetikleyici anları hissettiğimde şunları deniyorum:
- Hemen bir büyük bardak su içmek.
- 10 dakika boyunca kısa bir yürüyüşe çıkmak ya da pencereyi açıp derin nefes almak.
- Mutfaktan uzak, başka bir odada, sevdiğim bir şeyle (dizi, kitap, örgü) 20 dakika meşgul olmak.
En önemlisi, kendimi affetmeyi öğreniyorum. "Evet, bugün stresliydim ve çikolata yedim. Bu beni kötü bir insan yapmaz. Yarın tekrar deneyeceğim." diyebilmek inanılmaz rahatlatıcı.
Sonuç olarak, günlük tutmak bana kendimi dışarıdan bir gözlemci gibi izleme şansı verdi. Artık "diyet yapmıyorum", sadece kendimi ve duygusal tepkilerimi tanımaya çalışıyorum. Bu yolculukta beni en çok şaşırtan, aslında fiziksel olarak o kadar da aç olmadığımı görmekti.
Peki siz hiç duygusal yeme döngüsüne girdiğinizi fark ettiniz mi? Sizin de benzer deneyimleriniz veya baş etme yöntemleriniz oldu mu? Paylaşırsanız çok sevinirim.