| Kekeçoğlu, çalışmalar kapsamında DAGEM Moleküler Genetik Araştırma Laboratuvarı'nda elektromanyetik dalgaların ve UV ışınlarının olduğu deney alanları oluşturduklarını belirtti. Bir süre bu alanlara bırakıldıktan sonra doğaya salınan arıların tepkilerini merkezde tespit ettiklerini kaydetti. Bu yıl mevsimin normal seyrinde devam ettiğini ve arıların "erken ilkbahar" yaşadığını dile getiren Kekeçoğlu, bu durumun bilim insanlarını ümitlendirdiğini ifade etti. Bu dönemde ilk başlarda nektar akımının çok iyi olduğunu aktaran Kekeçoğlu, arıların şu anki durumunun çok güzel olduğunu ve muhteşem bir gelişim gösterdiklerini söyledi. Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu, bundan sonraki süreçte havaların aniden ısınıp soğuması durumunda arı gelişiminin olumsuz etkileneceğini vurguladı. Havaların normal seyrinde gitmesi ve arıların gelişiminin devam etmesi temennisinde bulundu. Bilimsel açıdan verimli bir sezon geçirdiklerini anlatan Kekeçoğlu, iklim değişikliği ve çevresel faktörler arasında arılara en fazla zarar verdiğini düşündükleri elektromanyetik alanlar üzerindeki çalışmaları tamamladıklarını bildirdi. Toplumda küresel ısınmanın arıları önemli düzeyde etkilediğinin bilindiğini, yaptıkları bilimsel çalışmada bunun kanıtını oluşturmaya çalıştıklarını belirtti. UV ışınlarını örnek aldıklarını ancak arıları etkileyen asıl çevresel faktörün elektromanyetik alan olduğunu gördüklerini açıkladı. Küresel ısınmanın etkili olduğunu ancak doğrudan değil, dolaylı yoldan etkilediğini ifade etti. Arının yapısından kaynaklı olarak UV ışınlarının arının genetiğini değil, davranışını etkilediğini söyledi. Uzun süreli laboratuvar ve saha çalışmalarında arılar üzerinde asıl etkiyi yüksek gerilim hatları, baz istasyonları ve Wİ-Fİ cihazlarının oluşturduğunu belirlediklerini paylaştı. Elektromanyetik alanların arıyı strese soktuğunu tespit ettiklerini kaydetti. Kekeçoğlu, elde ettikleri sonuçlara göre küresel ısınmanın, arıların yaşamı ve davranış biçimleri için dolaylı olarak önemli olan bitki florasını etkilediğini ifade etti. Elektromanyetik alanın ise arıyı direkt etkilediğini, genetiğini ve beynini etkileyerek strese girmesine neden olduğunu ve stres proteinlerinde artışa yol açtığını vurguladı. Saha çalışmalarında elektromanyetik alanlara maruz kalan arı kolonileri ile maruz kalmayanların stres proteinleri farklarına baktıklarını anlatan Kekeçoğlu, bu alanların arıların nektar kaynaklarını bulamamasına neden olduğunu kaydetti. Özellikle baz istasyonlarının arılar üzerindeki etkisine ilişkin laboratuvar çalışmaları yaptıklarından bahseden Kekeçoğlu, çevrede canlılara zarar veren birçok faktör olabileceğini söyledi. Bu yüzden elektromanyetik alana maruz bıraktıkları arılar ve bu durumdan uzak tuttukları arılar üzerinde çalışma yaptıklarını belirtti. Her iki grubun beyin hücrelerinden aldıkları sonuca göre elektromanyetik alana maruz kalan grupta stres proteinlerinde çok ciddi bir artış olduğunu gördüklerini aktardı. Bu sonuçla arılıkların kesinlikle baz istasyonu yanına veya yakınına kurulmaması gerektiği değerlendirmesinde bulundu. Sizce modern yaşamın vazgeçilmez parçaları olan baz istasyonları ve kablosuz ağlar için alınabilecek önlemler neler olabilir? |
|