Askerî operasyonların profesyonelce yürütüldüğünü belirten Hodges, asıl sorunun stratejik hedefler ile orduya verilen görevler arasındaki kopukluk olduğunu vurguladı. Hodges’e göre, imha edilen gemi sayısının bir önemi yoktu çünkü bu bir donanma savaşı değildi ve başkan, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceğini öngörememişti.
Hodges, yönetimin en büyük hatasının net bir stratejik sonuç tanımlayamamak olduğunu söyledi. Protestocuları korumaktan rejim değişikliğine kadar pek çok farklı hedefin dile getirildiğini, ancak Hürmüz Boğazı’ndan ilk başta hiç söz edilmediğini, oysa şimdi ana konu haline geldiğini belirtti.
Eski komutan, The New York Times’ta yayımlanan ve Başbakan Netanyahu ile Başkan Trump arasındaki görüşmeyi ele alan makaleye atıfta bulundu. Hodges, başkanın kendisine itiraz etmeyen, hata yaptığını söyleme cesareti göstermeyen kişilerle çevrili olmasını oldukça tehlikeli bir durum olarak nitelendirdi.
Trump’ın sivil altyapıların hedef alınmasıyla ilgili “umurumda değil” şeklindeki ifadelerine de değinen Hodges, bu durumun ABD silahlı kuvvetlerindeki subaylar için ciddi bir sorun ve kötü bir örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Sivil hedeflerin vurulmasının yasa dışı bir emir olacağını ve sorumlu subayların buna direneceğini ifade etti.
NATO konusunda ise Hodges, Trump’ın ittifakı suçlamasının, kendisini bir çıkmazda gördüğü için etrafında suçlayacak kişiler aramasından kaynaklandığını öne sürdü. ABD’nin Türkiye, Almanya ve İspanya gibi müttefiklerdeki üsler olmadan savunma yapmasının zor olduğunu vurguladı.
Savaşın kazananı sorulduğunda, Hodges bunun Amerika Birleşik Devletleri için stratejik bir yenilgi olduğu yönünde görüş belirtti. Savunma Bakanı Pete Hegseth için ise hayatı boyunca gördüğü en kötü savunma bakanı olabileceğini söyleyerek ağır eleştirilerde bulundu.
Hodges, Hegseth’in hukuka saygısı olmadığını, stratejik liderliği anlamadığını ve profesyonel orduya, özellikle de kadın ve azınlık kökenli üst düzey liderlere büyük zarar verdiğini iddia etti. Onları yetersizlikten değil, sadece sevmediği için görevden aldığını öne sürdü.
Sizce bir ülkenin güvenlik politikalarında sivil liderlik ile askerî profesyonellik arasındaki denge nasıl sağlanmalı?