Eski yetkili, konuşmasında istihbari raporların yanıltıcı olabileceği konusunda da uyarıda bulundu. Alterman, saldırıya ve liderliğin hedef alınmasına yol açan istihbaratın, İran’ın bir nükleer silah geliştirmesini engelleyecek kadar güçlü olmasının bir umut olduğunu belirtti.
İstihbarat dünyasında çalışan kişilerle konuşulduğunda, istihbaratın hiçbir zaman istenildiği kadar iyi olmadığının söylendiğini aktardı. Ayrıca, kararlı bir İran’ın, eğer gerçekten isterse, bir nükleer silah geliştirme ihtimalinin her zaman var olduğunun altını çizdi.
Alterman, savaşın ortaya çıkardığı iki önemli gerçekten daha bahsetti. Bunlardan ilkinin İran’ın askerî kapasitesi, diğerinin ise ülkenin nükleer caydırıcılık konusunda emin adımlarla ilerleme arzusu olduğunu söyledi.
Eski yetkili, iki temel endişesini ise şu sözlerle dile getirdi: “Birincisi, bu durum herkese İran’ın bölgeyi ne kadar kolay şekilde istikrarsızlaştırabileceğini açıkça gösterdi. ABD geri çekilir ve İran’a bölgeyi karıştırma, komşularını tehdit etme imkânı bırakırsa, bu son derece tehlikelidir.”
“İkincisi, bu durum İran için nükleer silaha sahip olmanın faydasını da artırır; çünkü bu, ABD ve İsrail’in İran’a tekrar saldırmasını caydıracaktır.” ifadelerini kullandı.
Jon Alterman’a göre, bu savaş tamamen İsrail ve ABD ortaklığında tasarlandı. Eski yetkili, ABD’nin, İkinci Dünya Savaşı’nda İngiltere ile birlikte çalıştığından bu yana herhangi bir müttefikiyle bu kadar yakın planlama yaptığının pek söylenemeyeceğini vurguladı.
Alterman, iki ülkenin gerçekten birlikte, adeta el ele çalıştıklarını sözlerine ekleyerek değerlendirmesini tamamladı.
Sizce İran'ın nükleer silah geliştirme yolundaki bu süreçte en büyük engel veya motivasyon nedir?