İlk rapordaki çelişkiler nedeniyle hazırlanan yeni bilirkişi raporunda, binanın temelinde zayıf zemin koşulları ve imalat kusurları bulunduğu belirtildi. Bina, ayrıca eski bir dere yatağı ve kontrolsüz dolgu zemin niteliğindeki bir alan üzerine inşa edilmişti.
Raporda, binanın temelinin yüzeysel ve yetersiz olduğu da vurgulandı. Yapıdaki bazı beton dayanım değerlerinin, projede öngörülen seviyelerin altında kaldığı tespit edildi. Bu bulgular, binanın inşaat kalitesine dair ciddi soru işaretlerini gündeme getirdi.
Çökme sonrası gündeme gelen metro inşaatı ile ilgili olarak ise raporda önemli açıklamalar yapıldı. Ölçülen toplam zemin hareketliliğinin 5 santimetre seviyesinde kaldığı ve bu değerin bina altında büyük bir boşluğa işaret etmeyeceği kaydedildi.
Metro tünellerinde herhangi bir çatlak, deformasyon, kayma veya su sızıntısına rastlanmadığı aktarıldı. Tünellerin sağlam kaya birimi içinde inşa edildiği ve yapılan ölçümlerde sapma veya yapısal bozulma tespit edilmediği ifade edildi.
Öte yandan, ilk rapora karşılık hazırlanan bu ikinci raporun, bilim kurulu tarafından teknik ve derinlemesine bir analiz içerdiği bildirildi. Rapor, olayın nedenlerine ilişkin teknik detayları ortaya koymayı amaçlıyor.
Sizce benzer yapısal sorunların önüne geçmek için denetim mekanizmalarında nasıl iyileştirmeler yapılmalı?