Akıl tutulması yaşıyorum resmen! Şu sahneyi kaç kez gördük: Teknik direktör, "geleceğin yıldızı" diye övündüğü bir genci sahaya sürüyor. Çocuk heyecanlı, belki bir pas hatası yapıyor, belki bir top kaybı. Ve işte o an... Teknik direktörün suratı ekşiyor, parmağıyla yedek kulübesini işaret ediyor. Çocuk başı öne eğik, mahcup, kulübeye dönüyor. İşte o an, o çocuğun kariyerine vurulan en büyük darbedir!
Güven Yoksa Hiçbir Şey Yok
Bir genç oyuncuya verilebilecek en değerli şey güven ve sürekliliktir. Hata yapma lüksü olmayan bir ortamda, her küçük yanlışta kulübeye dönmek ne demek? Bu, çocuğa şunu söylemektir: "Sana güvenmiyorum. Hata yapma hakkın yok. Tek şansın var." Bu psikolojiyle hangi genç, o sahada özgürce oynayıp yaratıcılığını gösterebilir? Korkudan titreyen ayaklarla, "ya yanlış yaparsam" diye düşünerek oynanır mı futbol?
Efsaneler de Hata Yaptı, Ama...
Messi ilk çıktığında her topu sürükleyip geçiyor muydu? Ronaldo her frikiği gole çeviriyor muydu? Elbette hayır! Onlar da hatalar yaptı, kötü maçlar çıkardı. Ama onlara inanan, yanlışlarını sahada telafi etme fırsatı veren hocaları oldu. Bugün birçok teknik direktör, acil sonuç baskısı altında, geleceği değil, sadece bir sonraki maçı düşünüyor. Genci, tecrübeli oyuncunun yaptığı hatayı yapınca affetmiyor, hemen cezalandırıyor. Bu nasıl bir çifte standart?
Kırılan Özgüven, Sönen Işık
O çocuk kulübeye oturduğu anda, için için bir şeyler kırılır. Özgüveni yerle bir olur. Bir daha sahaya çıktığında, en risksiz, en sıradan pasları yapmaya başlar. Yeteneğini, cesaretini, o "farklı" olma özelliğini kaybeder. Çünkü sistem ona, "farklı olma, hata yapma" demiştir. Kaç tane potansiyel yıldız, bu acemi ve sabırsız teknik direktörler yüzünden sönüp gitti. İsim vermeyeyim ama hepimiz aklımıza 3-5 tane örnek geliyordur.
TD'lere Sesleniyorum!
Sayın teknik direktörler! Eğer bir genci sahaya sürecekseniz, ona en az 45 dakika, hatta mümkünse 3-5 maçlık bir kredi açın. Hata yapsa bile onu sahada bırakın, yanına tecrübeli birini verip yol gösterin. Onunla göz teması kurun, omzuna dokunun. Yoksa sadece fiziksel olarak hazır, ama özgüvensiz, korkak, robot gibi oyuncular yetiştirirsiniz. Futbolun ruhu öldüren değil, yaşatan olmalı.[/COLOR]
Haksız mıyım? Sizce de bu "her hatada kulübeye dön" politikası, genç yeteneklerin en büyük düşmanı değil mi? Siz ne diyorsunuz bu akıl almaz uygulamaya? Aşağıya yazın, tartışalım!
Bir genç oyuncuya verilebilecek en değerli şey güven ve sürekliliktir. Hata yapma lüksü olmayan bir ortamda, her küçük yanlışta kulübeye dönmek ne demek? Bu, çocuğa şunu söylemektir: "Sana güvenmiyorum. Hata yapma hakkın yok. Tek şansın var." Bu psikolojiyle hangi genç, o sahada özgürce oynayıp yaratıcılığını gösterebilir? Korkudan titreyen ayaklarla, "ya yanlış yaparsam" diye düşünerek oynanır mı futbol?
Messi ilk çıktığında her topu sürükleyip geçiyor muydu? Ronaldo her frikiği gole çeviriyor muydu? Elbette hayır! Onlar da hatalar yaptı, kötü maçlar çıkardı. Ama onlara inanan, yanlışlarını sahada telafi etme fırsatı veren hocaları oldu. Bugün birçok teknik direktör, acil sonuç baskısı altında, geleceği değil, sadece bir sonraki maçı düşünüyor. Genci, tecrübeli oyuncunun yaptığı hatayı yapınca affetmiyor, hemen cezalandırıyor. Bu nasıl bir çifte standart?
O çocuk kulübeye oturduğu anda, için için bir şeyler kırılır. Özgüveni yerle bir olur. Bir daha sahaya çıktığında, en risksiz, en sıradan pasları yapmaya başlar. Yeteneğini, cesaretini, o "farklı" olma özelliğini kaybeder. Çünkü sistem ona, "farklı olma, hata yapma" demiştir. Kaç tane potansiyel yıldız, bu acemi ve sabırsız teknik direktörler yüzünden sönüp gitti. İsim vermeyeyim ama hepimiz aklımıza 3-5 tane örnek geliyordur.
Sayın teknik direktörler! Eğer bir genci sahaya sürecekseniz, ona en az 45 dakika, hatta mümkünse 3-5 maçlık bir kredi açın. Hata yapsa bile onu sahada bırakın, yanına tecrübeli birini verip yol gösterin. Onunla göz teması kurun, omzuna dokunun. Yoksa sadece fiziksel olarak hazır, ama özgüvensiz, korkak, robot gibi oyuncular yetiştirirsiniz. Futbolun ruhu öldüren değil, yaşatan olmalı.[/COLOR]
Haksız mıyım? Sizce de bu "her hatada kulübeye dön" politikası, genç yeteneklerin en büyük düşmanı değil mi? Siz ne diyorsunuz bu akıl almaz uygulamaya? Aşağıya yazın, tartışalım!