Bu durumun en bilinen örneği, böbrek nakli operasyonlarıdır. Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda, işlevini kaybetmiş olan böbrekler çoğunlukla yerinde bırakılır. Bunun başlıca nedeni, bu organların çıkarılmasının gereksiz yere cerrahi riski artırmasıdır.
Yeni böbrek, genellikle kasık bölgesine, karın boşluğunun alt kısmına yerleştirilir. Bu sayede, hastanın kendi böbrekleri çıkarılmadan, vücutta üçüncü bir böbrek işlev görmeye başlar. Eski böbreklerin alınmaması, operasyon süresini ve komplikasyon riskini azaltan önemli bir faktördür.
Benzer bir yaklaşım, bazı karaciğer nakli türlerinde de görülebilir. Özellikle karaciğerin bir kısmının nakledildiği canlı vericili nakillerde, alıcının tüm karaciğeri çıkarılır. Fakat, çok nadir bazı metabolik hastalıklarda, alıcının kendi karaciğerinin bir kısmı korunabilir.
Pankreas nakli sırasında da, hastanın kendi pankreası, özellikle halen bir miktar insülin üretiyorsa veya çıkarılması teknik olarak zorsa, bırakılabilir. Ancak bu, böbrek naklindeki kadar yaygın bir uygulama değildir. Sonuç olarak, organın çıkarılmaması kararı, hastanın güvenliği ve cerrahi gereklilikler doğrultusunda uzman ekip tarafından verilir.
Sizce, tıp teknolojisi ilerledikçe eski organların yerinde bırakılması daha yaygın bir uygulama haline gelebilir mi?