İlk çeyrekte en çok ihraç edilen ürün, 316 milyon 867 bin dolarlık değerle ayçiçek tohumu yağı oldu. Bu ürünü, 248 milyon 710 bin dolarla çikolata ve kakao içeren ürünler takip etti. Üçüncü sırada ise 235 milyon 842 bin dolarlık ihracat değerine sahip olan tatlı, bisküvi ve gofret ürünleri yer aldı. Ayçiçek tohumu yağı ihracatında, bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında dikkat çekici artışlar kaydedildi. İhracat miktarında yüzde 7, ihracat değerinde ise yüzde 17,2 oranında bir yükseliş yaşandı. Bölgesel bazda bakıldığında, en fazla ihracat 823 milyon 45 bin dolarla Orta Doğu ülkelerine yapıldı. İkinci sırada 686 milyon 571 bin dolarla Afrika kıtası, üçüncü sırada ise 404 milyon 740 bin dolarla Avrupa ülkeleri geldi. Ülke bazındaki sıralamada ise 315 milyon 185 bin dolarlık ihracatla Irak ilk sırada yer aldı. Irak'ı, 226 milyon 820 bin dolarla ABD ve 153 milyon 853 bin dolarla Suriye takip etti. TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Orta Doğu'daki mevcut durumun, 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan farklı bir dinamikle ilerlediğini ifade etti. Tiryakioğlu, o dönemde ürün arzının doğrudan sekteye uğradığını hatırlattı. Tiryakioğlu, güncel tabloyu ise şu sözlerle değerlendirdi: "Bugün sahaya yansımalar enerji, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden dünya üretim altyapısını baskılayan sistematik bir şekilde gelişiyor. Bu tablo, pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesinde muhtemel düşüşleri tetikleyerek ithalata bağımlı ülkeleri risk altında bırakabiliyor." Ayrıca, yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini artırmasının, mısır, soya ve palm yağı gibi ürünlerde ek fiyat baskısı oluşturabileceğini belirten Tiryakioğlu, tüm bu gelişmelerin gıda ticaretini küresel bir istikrar meselesine dönüştürebileceğini vurguladı. Tiryakioğlu, sektör ihracatının Mart ayında yüzde 14,2 daraldığını açıkladı. Ancak, aylık ihracatın 1 milyar dolar sınırına yaklaşmasının, ticari ilişkiler normale döndüğünde hızlı bir toparlanmaya işaret ettiğini dile getirdi. Türkiye'nin lojistik üstünlüğüne de değinen Tiryakioğlu, "Akdeniz'den Karadeniz'e uzanan geniş liman ağımız, gelişmiş kara yolu taşımacılığımız ve stratejik demir yolu bağlantılarımız, bölgesel blokajları alternatif güzergahlarla bypass edebilmemize olanak tanıyor" ifadelerini kullandı. Ahmet Tiryakioğlu, bölgedeki deniz yolu trafiğinin çok aksadığı dönemlerde dahi, Türkiye'nin sahip olduğu bu taşımacılık altyapısının, ham maddeye erişim konusunda rakiplerine karşı önemli bir avantaj sağlayacağını sözlerine ekledi. Sizce Türkiye'nin tarım ve gıda ihracatındaki bu lojistik avantajı, küresel belirsizlik dönemlerinde nasıl daha etkin kullanılabilir? |
|